• Didem'im kardeşi Işıl'a yazmış bu şiiri.
    Unutmadıklarıma olsun..
    ***************************************
    (..)
    Kardeşim, biriciğim
    Bazı yaralar yararlıdır buna inan,
    Bazı yaraların ortasından küçücük bir el,
    Sanki geçmişine çiçek uzatır,
    Bazı yaralardan sızan kanla,
    Tüm geleceğin yıkanır.
    Bazı yaralar..
    Sayıyorum, sayıyorum
    Hiç bitmiyor güller
    Sensiz hiç bitmiyor zaman.
    Belki saymayı mutsuzlar bulmuştur.
    Mutsuzlar hep sayar.
    Bizler mihsabıyız hayatın,
    Tam on gün oldu,
    Gamzelerinden su içmiyor kuşlar.
    Kardeşim, biriciğim
    Hadi çık o karanlık kuyudan.
  • Hava kararmaya başlamıştı artık herkes evlerine gidip yemek yiyecekti
    Annesini,babasını işleye bilen sokağa çıkıp oyunlar oynayacaktı .
    Ben eve geldim geldim de annem beni açmısın oğlum git elini yüzünü yıka diyerek karşılamadı
    Bu BİSİKLET KİMİN ÇABUK GÖTÜR !!!
    yoksa terlik geliyor demişti .
    Kimsenin değil benim bisikletim ben aldım sizden istedim almadınız bende kendi biriktirdiğim parayla aldım .

    Nerden kimden aldın ?
    Hurdacıdan !!!!
    Parası ??
    İnşaatda çivi topladım
    Babamın verdiği harçlıkları biriktirdim !!!!!

    Süsleride parçacıdan aldım az borcum kaldı !!!

    Bu nasıl bir çocuk allahım sen bana sabır ver. El kadar boyuyla borç harç işlerine girmiş
    Hasbinallah demeye başladı
    Ama güdümlü terlik elde flama bayrağı gibi sallanıyor
    Abisinden ayrı kendisinden ayrı çekiyorum
    Vallaha bıktım diye haykırırken
    Kurtarıcı babam geldi.
    Hayır ola ne oldu sesiniz sokaklardan duyuluyor
    Aha oğlun aha sen bisiklet almış
    Ona buna borç yapmış el kadar ne bilir ne eder kime çektiyse nidaları
    Babam gayet rahat tamam almış etmiş elleme oğluma binsin çocuklar
    Dikkatli sürün oğlum yollarda sürmeyin
    Hadi geçin yemek hazırsa yiyelim dedi
    Annem bana gülüyor ben annem e gülüyor babamda ben işe gider gelirim bisikletle diye dalga geçiyor aslında annem in korkusu düşüp canımızı yakmayalım dı
    Bence mutluda olmuştu bisikleti kendi başarılarımla aldığıma .
    Yemeğimiz afiyetle yendi Annem o gün hıngel yapmış (etli mantı ) herkes afiyetle yedi çay moduna geçti .
    Bende sokağa nasıl vınlarım modundayım .
    Herkes genelde oturma odasında. Annem mutfakda olurdu bende yatak odasının penceresinden usulca çaktırmadan dışarı çıkardım
    Annem e mutfak camından ben oyun oynamaya gidiyorum deyip annemin tepki vermesini beklemeden kaçardım
    Muhtemelen yüzüme saydırmak istiyordu ama beni bulmak ne mümkün arkamdan saydırmak zorunda kalırdı annem .



    Akşamları saklambaç oynanırdık genelde.
    7-8 arkadaş toplandık
    İlk kim ebe olacak diye aramızda seçmeye çalışıyoruz ama kime ebe sensin denilse banane ya niye ben ebe oluyorum diye itiraz ederdi .
    Kısaca kime ebe sensin denildiyse itiraz etti buna bende dahil olmak üzere .
    En sonunda ortak karar alındı. Renk oyunu oynayalım kim istenilen renk ile ilgili birşey bulamazsa o ebe denildi
    Herkezde buna razı geldi "KIRMIZIIIIIIIIIIIIIII" dedi birisi kimin dediğinin önemi yoktu
    Herkes bir anda kırmızı renk içeren birşeyler bulmak tutmak Göstermek zorundaydı
    Kepçe kulaklı İlker haricinde herkes bunu başarmıştı .
    "SAKLAMBAÇ OYUNUNDA EBE KEPÇE KULAK İLKER "

    Bir Elektirik direğinde yüz direğe kapalı bir şekilde 50 ye kadar sayılır , önüm arkam sağım solum saklanmayan sobe denirdi .
    Herkes bir yere saklanırdı
    Arabaların altına
    Çimenlerin otların içine
    Ağaçların üstüne
    İnşaatlara
    Çöp kovalarının içine
    Artık o 50 saniye içinde kim nereye saklanırsa şansına .
    Ebenin gördüğü kişiler SOBE olurdu
    İlk bulunan kişide bir sonraki oyunda EBE
    8-10 oyun kadar oynadık
    Sonra piçlikler fırlamalıklar felan başladı .
    "Bu düpe düz piçlikti "
    Aramızdaki en masum arkadaşımıza oyun içinde oyun oynama kararı almıştık onu ebe yapıp o tek başına 49,50 önüm arkam sağım solum sobe derken biz evlerimize koşmuştuk
    O durumdan habersiz kim bilir ne kadar aramıştı bizi kim bilir bir yerlere bakarken acaba kim çıkıp koşup sobe yapacak diye düşünüyordu .
    Muhtemelen hayal kırıklığı yaşamıştı .


    Bir bölümün daha sonuna geldik sevgili okurlar . Yeni bölümde görüşmek üzere kendinize ve çevrenize güzel bakın .

    12.BÖLÜM MAHALLE ÇETESİ .
  • Parçacıdan eve gelene kadar kornayı vikk vikk diye öttürerek eve yaklaştım
    Arkadaşlarım misket oynuyor beni görünce yanıma geldiler o ne bune diye herkes bir soru soruyor bisiklete parça aldığımı be tamir edeceğimi söyledim
    Sonra eve geçtim artık bisikletimi tamir etmem gerekiyordu
    Babamın takım taklavatlarını hazırladım başladım bisikletin sağını solunu kurcalamaya söküp takmaya aslında hiç bir bilgimde yoktu
    Sadece tekerleri patlak. Frenler den arka fren tutmuyor zincir kopuk vede paslanmış

    Nerden bileyim ki beceremeyeceğimi ama bir hevesle becermeye çalışmıştım

    Dedim en azından süslerini takayım ve öylede yaptım

    Babamın takım taklavatlarını topladım yerlerine koydum

    Yüklendim bisikleti tamirciye götürmek için
    İttire ittire gidiyorum sanki o an bisikletimi sürüyor gibi bir hayaldeyim kornaya basıyorum
    Hızlı gidip el bırakıyorum toprak zeminde fren yapıp ortalığı toz dumana katıyorum

    Gören mahalle çocukları dalga geçiyor gülüp eğleniyor ama benim umrumda değil
    Tekeri patlak mış
    Evet yapılır
    Boyası çizik paslı
    Evet boyarım
    Koltuğu yırtık pırtık
    Evet olsun onuda yaparım

    AA süsleri yenimi aldın ?
    EVET YENİ ALDIM DAHA EVDE Bİ SÜRÜ VAR

    Aslında yoktu dalga geçmelerine maruz kaldığım için artık sıyrılmam gerekiyor du
    Zeytin yağı gibi su üstüne çıkmam gerekiyor du öylede oldu

    Tamirciye ulaştığımda Tamirci dükkanı açık sahibi yok

    Beklemek gerekiyordu tekrar bisikleti ite ite değil sürerek götürmeliydim mahalleye

    Motorsikletle bir adam geldi bana sen kimsin diye sordu

    BİSİKLETİMİ tamir ettirmeye geldim diye bildim

    Tamam gel bakalım neyi varmış .
    1 lastikler patlak yama olacak
    2 frenler kontrol edilecek
    3 zincir benzine atılacak -yağlanacak
    4 koltuk ayarlanacak

    Tamircinin dediğine göre hepsi bu kadardı yapılacak işlerin

    Gel hadi başlayalım dedi
    Hemen tekerlekler söküldü
    Baktı yama yaparız olur dedi

    Ben çekinerek korkmaya başladım birşey unutmuştum param yoktu

    Abi kaça olur bunların hepsi ?
    25.000 lira

    Benim şimdi param yok ama sen yap
    Ben babamdan para alınca gelip alırım diye bilmiştim .

    Tamam 2 saat sonra hazır olur dedi
    Hayırlı işler kolay gelsin diyerek ayrıldım ordan

    Mahalleye arkadaşlarımın yanına gidiyorum
    Onlar oyunlar oynuyor
    Komşu teyzeler bişi yapıyor kolu komşuya dagıtılıyor hayır sevap işleri
    Banada verdiler
    Oturduk yiyoruz. Bisikleti soruyorlar
    Haliyle tamirci yapıyor yapılınca alacağım .

    25.000 lirayı ne yapacağım babam dan istesem alırım annem Kayserili gibi 25.000 desem 2500 e bağlar geçiştirirdi babam ya sorarsa çivi den gelen paran vardı ne yaptın diye
    Ortalık karışırdı
    Hiç bu sahnelere gerek yoktu

    Oyunlar oynadık
    Hopladık zıpladık
    Baya zaman geçti

    Kendimce bakayım bisiklet hazırmı diye tamirciye gittim
    Uzakdan bakıyorum yolun karşısından
    Tamirci gördü gel gel hazır diye
    Tamam bisiklet hazırda bütçe hazır değil

    Gittim Dedim abi şimdi param yok olunca gelip alsam olur mu

    Çünkü paranın hepsini hurdacıya ve parçacıya verdim bide borcum kaldı az.
    Baban vermesse nolcak dedi
    çalışırım dedim
    Nerde çalışacaksın ki dedi
    Simit satarım
    Pazarda su satarım dedim
    Boşver o işleri gel anlaşalım seninle
    Sen gel burda çalış sağı solu toparla
    Dükkanı süpür
    Takımları tezgah A diz
    Borcu fitleyelim
    Okula gidiyor musun ?
    Yok seneye
    Tamam öğleden sonra gelir akşam ezanına kadar çalışırsın
    Tamam kaç gün çalışcam borcum için 1 hafta
    Tamam abi yarın gelirim dedim kaktım gideyim diye
    Dursana oğlum nere gidiyorsun
    Arkadaşlarımın yanına
    Bisiklet i almayacak mısın ?
    E borcum var
    Lan al git pezeveng e bak tamam anlaştık işde götür
    Olmaz Almam
    Lan çocuk al git bak keserim tekerini
    Canın sağolsun abi
    Hasbinallah

    Hadi hayırlı işler dedim almadım bisikleti
    Arkadaşlarımın yanına gidiyorum
    Baya yürüdüm
    Bir erik ağacı gördüm yiye bileceğim kadar kopardım oturdum duvara yiyorum
    Ev sahibi erik aldığımı görmüş
    Hayıflanıyor geliyorum şimdi geliyorum diye
    Bende gel teyze gel göz hakkı aldım yiyorum
    Gel beraber yiyelim diyordum
    Teyze geldi ben yerinde istifini bozmamış erik yiyorum
    Niye kopardın.
    Canım çekti
    Baban mı dikti bu ağacı
    Yoooo bilmiyorum
    İzinsiz aldın oğlum günah dedi
    Tuttu kulakdan Don lastiği gibi çekiyor
    Ya teyze bırak acıyor
    Niye kopardın diyor
    Göz hakkı dedim
    Ne göz hakkıymış ağaçda meyve kalmadı
    Teyzemde haklıydı aslında kendine göre ki haklıydıda

    Teyzeyede eriklerinden ikram ettim gülmeye başladı
    Çocumm delimisin divanemi diyor
    napim teyze kopardık tükürükle yerinemi yapıştırayım napayım yiyeceksen ye yemeyeceksen de yeme
    Döveceksen de döv abimden annemden dayak konusunda antremanlıyım nolcak alla alla
    Teyzeyi yıldırmayı başarmıştım Sanırım
    Ocakda yemek var yanacak diyerek gitti
    Ama ben erik yemeye devam
    Bir amca geliyor motoru aynı benim bisikleti ittirerek götürdüğüm gibi sürüklüyor

    Gittim yanına
    Tamirci varmı burda d
    Dedim var abi
    Nerde
    Gel göstereyim diye motoru beraber ittirmeye başladık

    Tamirciye ulaştık tamirci dükkanda dedim abi amcanın motor bozukmuş tamirci sordu sana getirdim

    Eywallah koçum sen al git bisikleti borcu fitleştik bana müşteri getirdin dedi
    Öyle olurmuki diye bildim
    Olur olur ara sıra uğra buralara dedi
    Oh be hallettik bu işi de
    Aldım bisikleti fakat yine ittiriyorum
    Bilmiyorum ki sürmeyi
    Yol kenarında binmeye çalışıyorum fakat dengeyi kuramadığın için Malesef sürükleyerek götürmek zorunda kaldım
    Arkadaşlarımın yanına geldim
    Offf çok yoruldum
    Baya hızlı bisiklet
    Pedalledikçe uçuyor
    Diye tezgah atıyorum
    Tabikide inandılar çünkü isteyen sürsün kazıtmak çarpmak yok diyerek geçtim bir taşın üstüne oturdum
    Bisiklete binen yada ittiren eğlenen arkadaşlarım yoruldular geldiler
    Dinlendik bisiklet hakkında yorumlar yapıldı
    Keşke benimde bizimde olsa gezerdik mahallede konvoy yapardık diye
    Bisiklete binenlerden birine okadar bisiklete bindin hadi bizim eve bırak gel misket oynayalım

    Annem de sorarsa arkadaşın dersin !!!!




    10 BÖLÜM Ü SONLANDIRIYORUM

    11.BÖLÜM
    ANNEE YAAAAAAA NİDALARI İLE DEVAM EDECEK ....
  • DEPREM !!

    Orada mısın dedi bir ses
    diğeri dediki buradayım evet sesleri birbirlerine tiz geliyordu
    sesleniyordu orada mısın canımın canı can yongam
    Anne diyebildi derinden sesinin duyulmasından korkarak
    anne diyebildi sadece elinde nergiz çiçeğini koklarken
    Anne diye seslendi o da ama o ses yine orada mısın diyordu
    duymuyordu sanırım o seslenen onu sesini neden sorup duruyordu orada mısın diye...
    yatağını altından sadece başını çıkarıp çevresine bakınmaya başladı böyle bir şey göremiyordu neredeydi bütün hepsi evdekilerin tek başına mı kalmıştı yoksa hayır hayır biraz ilerde oyuncak bebeğini gördü ulaşmaya çalıştı ama nafile ayağı hareket etmiyordu o ses yine ona sesleniyordu orada mısın evet diye bağırdı buradayım
    niye karanlıktı her yer böyle ayakları hareket etmiyordu uykusu mu gelmiş ti ne
    İşte bir görüntü uzun saçlarıyla bembeyaz elbisesiyle seslenen gelmişti yanına orada mısın diyordu yumuşak bir sesle yanına oturup saçlarını okşamaya başladı gözleri kapanıyordu artık sakın dedi o Ses sakın kapatma gözlerini seni şimdi gelip kurtaracam bekle beni sakın dedi gözlerini aç beraber oynadığımız zamanları düşün yavrum beni düşün ben dışarda seni bekliyor olacağım eline oyuncak bebeğini verip Bir anda kayboldu o güzel bayan ama sesi hala geliyordu orada mısın evet diyordu buradayım uyumadım bebeğim e ninni söylüyorum ben uyumuycam ne olur beni çok bekletme tamam dedi ses ben buradayım korkma sakın ama sakın uyuma ne kadar zaman geçmişti bilemiyordu. Yavaş yavaş bulunduğu yere ışık sızmaya başlamıştı evet dedi o ses uyanıksın değil mi uyumadın evet uyumadım seni bekliyorum ben çok acıktım pasta getirdin mi bana evet şu anda hazırlıyorum sana pastanı canımın canı can yongam sakın uyuma artık yavaş yavaş aydınlanmıştı bulunduğu yer sesler duymaya başladı burada bir canlı var diyordu dışardaki ses bir çocuk bu canlı mı canlı hadi getirin oradan bir an önce battaniyeyi oksijeni yavrucuğu kurtaralım bir anda bir el gördü elini uzattı sonra geri çekti korktuhadi dedi o Ses uzat elini korkma ben senin yanındayım çık buradan artık o ses ile elini uzattı birazdan dışardaydı artık kucağında oyuncak bebeği şimdi o sesleniyordu orada mısın ama sese cevap verilmiyordu tekrar sordu orada mısın yine cevap yoktu yanındakine sordu nerede hani nerede diye yanındaki cevap verdi sen seslen o seni duyuyor yavrum duymuyor dedi nerede hani az ilerde bir kadın uzanmıştı yere yüzünü örtmüşler saçları simsiyah upuzun ortadaydı başını çevirmesiyle gördü anne dedi anne neredesin demiyor du ona ses artık orada mısın demiyordu
    İNCi KAYAR
    🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️🧚🏼‍♀️😓😞
  • “Hadi kalk gezelim şehrin sokaklarını el ele. Bu şehir hasret kaldı bizi görmeye.“
  • Egemen: Senin, çocuğunu kurtaramadığın o parayı var ya, (Zenginleri gösterir.) bunlar si*** gibi harcıyorlar. Metreslerinin arabaları bir milyon lira. Bunlar bir milyonluk evde oturmuyorlar; çalışanları oturuyor. Süleyman bey'in o b**** gibi evleri bile üç milyondan başlıyor; el kadar çocuklara alıyorlar. (Zenginleri gösterir.) Bunlar saat alıyorlar, bir milyon lira... Eski karılarının nafakaları on beş milyon lira. (Cafe'yi gösterir.) Burada çay yirmi lira. Yemek yiyorlar bin lira.
    İrfan: Yesinler, bana ne!

    Egemen: İktisatçısın; ver madem yüzdeyi. Bunların kaçı gerçekten iş güç sahibi, kaçı bunca parayı alın teriyle dürüst hak yemeden kazandı?

    İrfan: Cevabını bildiğin soruları sorma. Bana göre hâlâ çok para...

    Egemen: Senin çocuğunun hayatını kurtaracak para bunlar için ne ki?

    İrfan: Benim bu parayı bunlardan almam lazım.

    Egemen: Heh... bana bunlarla gel. Hadi gel bir çay içelim; "yirmi liraya".
  • Aralık ayının sonlarına doğru soğuk bir İstanbul sabahından merhaba diyor havada süzülen martılar.Kadıköy’ün rıhtım bölgesinde ufak bir kayığım var,çok uzun zamandır İstanbul’da yaşadım,aslen Aydından göçmüşüz,milyonlarca istanbullunun hikayesidir aslında burada anlatılan.Üç erkek evlat bir sürü torun sahibi oldum ekmeğimi balıkçılıkla kazanıp,kimseye minnet etmedim.Yine soğuk bir günde gemimim yolunu tuttum.Herkes bana Metin baba diye seslenirdi sırf çoluk çocuk sahibi olduğumdan değil ,Bilgi birikim,iyilik ve yardımsever olduğumdan baba derlerdi.Birde çok sevdiğim,dostum ,yarenim,yoldaşım,kardeşten öte arkadaşım,dert ortağım var.Zamanında evlatlık alınmış adını Ragıp koymuşlar,Bir kızı çok sevmiş ,yoksulluktan,ayağındaki eski ayakkabılarından,üstü başının solmuş yıpranmış kıyafetlerinden cesaret edipte seni seviyorum diyememiş hep içine atıp bu yaşa kadar gelmiş Ragıp.Balıkçı kulübelerinde ufak tek göz oda yapmışlar,minik bir sobası tek göz ocak,gazlı bir lamba,ufak bir sedir, küçücük bir tabure ve bolca anıyla kitap dolu bir köşe, insan başka ne isterki.Zamanında çokça içmekten zorda olsa kurtardım onu,sen olmasan halim nice olurdu ,her halde bir köşede adı sanı belirsiz ölür giderdim hep der bizim Ragıp.Bende; amma abarttın ha,insanlık ölmedi Ragıp derim hep.Sabahta amma soğuk bizim kızın yine hırçınlığı üzerinde,Baksanıza kıyıdaki tekneleride nasıl dövüyor.Hep aksi bir lafına benzetirim karadenizi,bugün balığa çıkılmaz,önce tekneyi bir güzel temizleyip midyelerinden arındırmak gerek,sonra ver elini pasta cila,neyse hızlanalımda daha fazla üşütmeden varalım bizim Ragıpın fakirhanesine,en sevdiğim şeydir sabah kahvaltıları,insan dediğin sağlıklı olmalı bedenen ve ruhen.

    Neyse geldim sonunda,tıklatıyorum bizimkinin camını,yine derin derin uyuyor köftehor,sanki sabaha kadar beşik sallamış,kapısını kilitleme adeti yoktur tabi buna kapı denebilirse,ufak bir mandalı vardır basınca açılan,uyanacağı yok girelim bari içeriye, sesleniyorum evlat ben geldim kalkda kahvaltı edelim bak en sevdiğin peynirden aldım,sobada sönmüş ,aralıyor zorda olsa gözlerini ooo baba hoşgeldin ,hiç duymadım kusura bakma bu aralar bir uyuşukluk bir uyku varki üstümde sorma diyor.Önce sobayı yakalımda karşılıklı bir kahvaltı edelim diyorum,bak ekmeklerde sıcacık,yeni aldım fırından,tereyağı,tulum peyniri,acılı ezmede aldım,bu soğukta iyi gider,hem sana yengen bir çift çorapla yün kazak örmüş ben giyemiyorum biliyorsun çok sıcağa gelemem hem kalp de var arada yokluyor,daralıyorum.Metin baba doktor ne diyor senin durumuna,Evlat ne diyecek; ağır iş yapma,kendini yorma,üzülme,aşırı sevinme,onu yapma bunu yapma,ölmekten beter be....

    Sen beni boşverde ekmekleri koy bakayım sobanın üstüne,Baba çay oldu yalnız demli içme şunu biliyorsun midene zarar,Hele diyene bak,o kadar şarabı sünger gibi çeken adam öğüt veriyor,Baba açma eski konuları zaten çok dertliyim biliyorsun diyor bizimki, yine başlayacak edebiyata diye konuyu değiştiriyorum,peynirin o kendine has çıtır ekmekle kokusu dolduruyor odayı,dışarıda rüzgar önüne geleni örseleyen karanlık bulutlar arasında kulübenin duvarlarını yalıyor,sanki bizden intikam almak ister gibi.... Ragıp anlat bakalım bizim bu hayattaki amacımız ne diye soruyorum çayımdan bir yudum alırken,amma da soru Baba nereden başlayalım bilemedim dedi tereyağlı ekmeğinin kenarını ısınırken,Sen beni neden kurtarıp adam ettin diye sormasın mı? Sende arkadaş her insanın yapması gerekeni yaptım ben,her vicdan sahibinin,müslümanın...Baba herkes sen değil katılmıyorum bu sözüne,nice durumu iyi olan,varlıklı,toplumda yer edinmiş insanlar dışarıdaki,kimsesiz,yoksul,yardıma muhtaç insana dönüp bakmıyor bile,bir maç esnasında mendil satan,sırtında montu olmayan çocuğa çeşitli mecralardan bilinç oluşturup yardım eden insanlar,cuma namazından çıkıp yanındaki adama selam vermeden çekip gidebiliyor.Halbuki cuma Cem etmekten gelir,cumanın asıl amacı ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir.Sen öğrettin bana bunu,sen tanıştırdın gerçek islamla.

    Ulan amma yaptın ha;İyiki bir soru sorduk,peynir fazlamı geldi acaba,ne yapalım yani insanlar bilinç ve sorumluluk sahibi olmak istemiyorlar diye yatırıp sopaya mı çekelim.Sabah sabah içimi karartma ver şu bıçağıda yağ süreyim ekmeğime, balda olsa iyi gidermiş ha,Evlat haklısın Yasin süresi 47 de buyururki;ihtiyaç sahiplerine Allah’ın gücü yettiği halde biz mi dorucağız der müşrikler,yani olmayana vermek farzdır gel bunu anlat millete, o kadar çok yanlış kelimemiz varki hangisini sayayım,Allah versin kelimlesi gibi,Allah vermez ki birilerini vesile eder,gel de anlat,sana okuttuğum bir kitap vardı yüzüklerin efendisi hatırladın mı?,evet baba konuyla ne alakası var?. Evlat güç zehirlidir,iktidar hırsı insana herşeyi yaptırır bu yollardır değişmez....

    Çok fazla çene çaldık evlat hafi bakalım kap alet edevatı da şu tekneye bir el atalım bu havada balığa çıkılmaz,Ammada soğukmuş dışarısı şu el kremini Verde bir kendimize gelelim.Bir saat yetiyor tekneyle uğraşmamıza,yanından ayrılırken soruyorum evlat bir şeye ihtiyacın var mı,Sağol Metin Baba sen ve arkadaşların dostluğu yeter,sağlığına dikkat et kalp bu şakaya gelmez,Sende arkadaş göreceğimizi gördük Ragıp yeter bu bize diyorum, ağzından yel alsın Baba daha görecek çok şeyin var benden alsın sana versin yaradan demez mi ,ağlatacan lan beni bu yaştan sonra o nasıl kelime hadi ben kaçtım yengen bekler derken,Baba gel bir sarılayım sana doğru düzgün bir teşekkür bile edemedim deyip sarıldı boynuma öptü yanaklarımdan,tamam ulan sabah görüşürüz gece sobayı yak ama dikkat et deyip ayrıldım yanından..

    Gece nedense çok tuhaf rüyalar içinde buldum kendimi,deniz taşmış teknem alabora olmuş Ragıpla denize düşmüşüz abi korkma daha vaktin var deyip duruyor suyun içinde,Kalktım kan ter içinde,dilim damağım birbirine yapışmış,ne biçim bir rüya arkadaş Allahım deyip rızkımızın peşine düşüyoruz yine,Aklımda Ragıpta dün biraz tuhaf geldi davranışları,dalgın,düşünceli,uzak ufuklara bakıp arada dalıp gitmeler falan,var gene bir sıkıntısı ama dur bakalım deyip varıyorum limana,bizim teknelerin orada bir kalabalık var hayırdır inşallah,uzaktan baktığım arkadaşlar beni görünce başlarını sıkıntılı sıkıntılı yere indirdiler,Hayırdır beyler nedir bu tantana derken yerde battaniye içinde yatan birisi gözüme çarpıyor,tanıyorum bu battaniyeyi hayır olamaz olamaz Ragıpın bu battaniye,Metin Baba başın sağolsun,uykusunda ölmüş hiç acı çekmedi diyorlar,Ne kadarda kolay söylüyorlar,dizlerimin bağı çözülüyor,ıslak kumun üzerine çökmüş ağlıyorum çocuk gibi,başımda omzumda teselli eden eller ve sözler eşliğinde.

    Ah be Ragıp senden önce ben vardım gitmeyi hakeden öte tarafa,ben bu koca dünyada kime derdimi anlatıp kime yarenlik ederim................