ama kurtuluş savaşlarının, "ayaklanmaları bastırmaya yönelik" savaşları tetiklemedikleri durumlarda, bunların iç savaşa, savunma savaşına benzer yönlerinin de olduğu nasıl unutulabilir? aslında savaşların zincirleme biçimde cereyan etmesi, neden sonuçlarının birbirine bağlı olması bunların bunca dehşete ve zulme yol açmasının da nedenidir. bu savaşlar işte bu nedenle, bunlara maruz kalanların veya katılanların, basitçe ve dehşetli bir biçimde varoluş duygusunun ortadan kalktığına ve hayalî bir mutlak güce inanmalarına yol açtı.
bay coolidge'a bütün ünlü kitapların bölüm aralarından oluşan bir kitap yazacağım diye şaka yaptım. sanırım bir saniyeliğine bunu ciddiye aldı ve gerçekten heyecanlandı. "işte buyurun tom sawyer'ın on yedi ve on sekizinci bölümleri arasındaki şeyler:' boş bir kağıt uzattım. "sen gerçekten hiçlikten çıkarak bayağı bir mesafe katetmeye çalışıyorsun" dedi bay coolidge.
dr. stinchcomb konuşmaktan sıkılacakmış gibi görünmüyordu; bayağı bir konuşmuştu. geçirdiğim zamanın yarısı boyunca ben onun terapisti olduğumu, onun hayatını dinlediğimi düşündüm. sevdiğimi düşündüğü şeylere -müzikler, filmler, oyunlar, buna benzer- gönderme yapmayı seviyordu. ve daima ne tür müzikler dinlediğimi soruyordu. isimler uydurmayı seviyordum: "şu sıralar sık sık mike tyson'un meme uçları şarkısını dinliyorum:' cevabı da daima "bilmiyordum bir bakmam lazım buna" oluyordu. asla bir sonraki gelişimde gelip, "böyle bir müzik grubu yok bir daha götünden uydurma'' demiyordu. bu da benim canımı sıkıyordu.
herkes doğum günlerinden çekinir değil mi? özellikle kendi doğum günlerinden. herhangi bir alakanın olmadığı, ne kontrol edebildiğin ne de bir başarının olduğu, tarihi ve zamanı rastgele bir eylemi kutlamak kadar anlamsız bir şey düşünemiyorum. doğum günlerimi hiçbir zaman sevmedim, küçükken bile.