Ona imreniyordum. Onun sırrı açığa çıkmıştı. Dile dökülmüştü. Üstesinden gelinmiş, icabına bakılmıştı. Ağzımı açtım, az kalsın ona her şeyi anlatıyordum; Hasan'a nasıl ihanet ettiğimi, yalan söylediğimi, onu evden kovdurduğumu, Baba'yla Ali'nin kırk yıllık ilişkisini tuz buz ettiğimi. Ama anlatamadım. Süreyya Taheri'nin binlerce bakımdan, benden kat kat üstün biri olduğunun farkındaydım. Cesaret, bunlardan yalnızca biriydi.