• Umudumuz olsun olmasın, düşmanımızın izini takip edeceğiz. Eğer biz daha hızlı çıkarsak, vay geldi başlarına! Üç Soy -elfler, cüceler ve insanlar- arasında dilden dile dolaşan bir efsaneye dönüşecek bir kovalamaca olacak bu. İleri Üç Avcılar!
    J. R. R. Tolkien
    Sayfa 403 - Boromir'in Düşüşü, -Aragorn, Legolas ve Gimli-
  • "Böylece kimsenin beklemediği bir savaş başladı, adına Beş Ordunun Savaşı dendi ve çok feci bir savaştı. Bir tarafta Goblinler ile Yaban Kurtları, diğer tarafta ise Elfler, İnsanlar ve Cüceler vardı."
  • Fakat Shelob ejderhalara benzemezdi, gözlerinden başka yumuşak yeri yoktu. Boğum boğum ve çukurlarla doluydu asırlarla yaşlanmış derisi, fakat içerden kat kat büyüyen şeytani katmanları onu daha da kalınlaştırmıştı. Kılıç derisini korkunç bir yara ile çentti fakat o iğrenç katmanlar, çeliği ister elfler, isterse cüceler dövmüş, ister Beren'in isterse Turin'in eli kullanıyor olsun, insan gücüyle yırtılmazdı. Shelob darbeyi yedikten sonra karnının koca torbasını Sam'in başının üzerine kaldırdı. Yaradan köpük köpük zehir saçılıyordu. Bacaklarını yayarak koca bedenini Sam'in üzerine indirmeye başladı yine. Fazla acele etmişti. Çünkü Sam hala dimdik ayakta duruyordu ve kendi kılıcını elinden bırakmış, elf kılıcını o dehşetli çatının inmesini engellemek için her iki eliyle yukarı doğru tutmuştu; böylece Shelob kendi zalim iradesinin itme gücüyle, herhangi bir savaşçının elinden çok daha büyük bir kuvvetle kendi kendini sivri bir çiviye batırmış oldu. Çivi derine, daha derine saplandı, Sam yavaş yavaş yerde ezilirken.
  • 512 syf.
    ·5/10
    #masaldankitaplik
    Kitabımız epik fantastik türünde yazılmış bir eser. Asıl üzerinde durulan canlılar ise Ejderhalar. Ejderhaların geçtiği kitapları okumayı açıkçası ben çok seviyorum. Özellikle de ejderhaların böylesi dost canlısı anlatıldığında ayrı bir sempatim oluyor. Kitapta geçen bir diğer yaratıklar ise Elfler, cüceler, urgallar, Ra’zaclar gibi birçok ırk bulunmakta. Açıkçası çok çeşitli ırkların olduğu kitaplar bence çok güzel oluyor. Kitabımızın konusuna geçelim. Eragon isimli Alegesia isimli bir yerde, dayısı ve kuzeniyle birlikte yaşayan bir gencin ormanda mavi bir taş bulmasıyla başlıyor. Aslında bulduğu şeyin taş değil de ejderha yumurtası olduğunu anlamasıyla kendisini ejderha süvarisi olarak bulması olayları başlatan asıl nokta. Fakat Eragon’un yaşadığı ülkenin kralı olan Galbatorix, ejderha süvarilerini katleden ya da emri altına alarak emir eri olarak çalıştıran birisi. Eragon’un peşine askerlerini salarak yakalatma emri çıkaran Galbatorix’ten kaçmaya çalışan Eragon’un maceralarını okuyoruz çokça. Kitap gerçekten çok güzel bir dille yazılmıştı. Akıcı ve sadeydi. Oluşturulan dünya da oldukça güzeldi. Fakat oluşturulan dünya hakkındaki betimlemeler ve açıklamaları biraz az bulduğumu söylemeliyim. Ayrıca Baş karakterimiz olan Eragon’un sürekli kimsenin yapamadığı ya da yapabilenlerin de çok büyük uğraşlar vererek bu başarıya ulaştığı şeyleri Eragon bir çırpıda yapabiliyordu. Açıkçası bu kadar kolay olması sinirimi bozdu. Çünkü tek bir şeyde değildi bu yeteneği. Pek çok şeyde böyle üstün bir başarı sergileyebiliyordu. Belki de yazar devam kitaplarında bunun sebebini belirtecektir o yüzden kesin yargıya varmak istemiyorum. Gelelim diğer yönlerine. Ejderha ile olan iletişimini çok sevdim. Bence o kısımlar çok güzel ve gerçekçi yazılmıştı. Genel olarak güzel ilerleyen bir kitap olduğunu söylemek istiyorum. Fakat sonu yeterince heyecanlı bitmedi bence. O yüzden 2. Kitabını okuyup okumamakta kararsızım. Kitap hakkındaki düşüncelerim bu kadardı. Umarım severek okumuşsunuzdur. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!
    Puanım:4/5
  • 336 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Merhaba sevgili okur,
    Fantastik edebiyatın en önde gelen yazarlarından olan Tolkien’in ölümsüz eseri olan Hobbit ile geldim.Hayranları Tolkien okumalarına Hobbit ile başlamayı öneriyorlardı,ben de öyle yaptım. Hobbit’in filmlerini, gösterimde olduğu dönemlerde sinemada görmüştüm.

    Sinemaya gitmeyi özlediğimi fark ettim şu an.

    Filmler ile kitap büyük oranda örtüşüyor, hatırladığım kadarıyla tabi. Şimdi filmleri şöyle bir gözden geçirme isteği oluştu.

    Okurlar sonunu bildikleri hikayeleri okumak istemezler genelde ama durum benim için öyle değil, en azından bazı özel kitapları her şartta okurmuşum gibi geliyor.

    Yazarın bu kitabı çocukları için yazması biraz şaşırtıcı geldi, çünkü okurken oldukça gerildiğim satırlar oldu. Bu durum yazara sorulduğunda verdiği cevabı haklı bulmakla birlikte, yinede çocuklar için uygun olmadığını düşünüyorum.
    “Dehşetengiz şeylerin varlığının (sadece kıyısından da olsa) bu dünyaya, hayalimizdeki gerçeğe yakınlık katan şeyin ta kendisi olduğuna inanıyorum.”

    Elfler, Hobbitler, Cüceler, Büyücüler, Troller, Goblinler...derken şahane ve gerilimli bir hikayenin içinde bulacaksınız kendinizi. Hem de ilk sayfadan son sayfaya kadar bitmeyen bir heyecan ile.Fantastik edebiyat seven herkese tavsiye ederim efenim. Keyifli okumalar.

    Haa bu arada asla canlı ejderhalara gülmeyin...

    NOT: Yorumuma ekleme yapmak gereği hissettim. Kitabı bitirir bitirmez filmleri tekrar izledim ve aralarındaki farklar dikkat çekiciydi. Filmleri uzun zaman önce gördüğüm için hâliyle unutmuşum. Filmleri kitaptan bağımsız bir şekilde düşündüğümde ise çok beğendiğimi söyleyebilirim.
  • 520 syf.
    ·10/10·
    #masaldankitaplik
    Geçen haftalarda takasla Yüzüklerin Efendisi 1. kitabı almıştım. Alır almaz da elimdeki kitabı bitirip okumaya başladım. Sonuç olarak kitap neredeyse 2 günde bitti ama ben de bittim. Devam kitaplarının elimde olmaması ise ayrı bir konu. Öncelikle bu seriye bu kadar geç başladığım için kendime kızsam da şu sıralar okuduğum için çokça mutluyum. Dili ve kurgusu ağır işleyen bir kitap diye bahsedildiği için okumaya biraz çekiniyordum açıkçası ama bence hiç de ağır bir kitap değildi. Zaman Çarkı serisinden daha ağır bir kitap tanımıyorum açıkçası. Ya da ben Zaman Çarkı’nı okuduğum için bana ağır gelmedi. Yeri gelmişken söyleyeyim Zaman Çarkı da benim için bambaşka bir seridir onun da yeri kalbimde ayrı bu sözlerimden sevmediğim sanılmasın. Bu arada bence Yüzüklerin Efendisi serisine başlamadan önce Hobbit’i okuyun, olaylara çok daha kolay adapte olacaksınız bu sayede ama tabi tercih sizin. Konusunu bilmeyen bir kişi bile yoktur büyük ihtimalle ama ben yine de kısacık bahsetmek istiyorum izninizle. Karanlıklar Efendisi’nin yıllar önce oluşturduğu dokuz yüzükten bir tanesi ve en önemlisi olan Ali Yüzüğün ekseninde dönüyor tüm olaylar. Ali Yüzük yıllar öncesinde kaybolduğu için herkes yok olduğunu zannediyor. Ancak bu yüzük Hobbit kitabında anlatıldığı üzere Gollum denen bir yaratığın koruması altında. Bilbo ise Gollum’un inine şans eseri girerek yüzüğe doğru çekiliyor ve yüzüğü sahipleniyor. Bu kitapta ise Bilbo yüzüğü varisi olan Frodo’ya miras bırakıyor. Ancak yüzüğün ortaya çıktığını öğrenen Karanlıklar Efendisi taraftarları Frodo’nun peşine düşerek yüzüğü geri almak istiyorlar. Gandalf Frodo’ya yüzüğün yok edilmesi gerektiğini, bu yüzden Mordor’a doğru yola çıkması gerektiğini anlatıyor. Kitabımız zaten tamamiyle yolculuğu anlatıyor. Ben kitabı soluksuz okudum, kitapta tek sıkıldığım nokta Gandalf’ın başından geçenleri anlattığı upuzun olan bölümdü ki cidden orada biraz sıkıldım. Ancak o kısmı saymazsak kitap benim için fevkaladenin de fevkindeydi diyebilirim. Her satırını şevkle okudum. Zaten başka türlü nasıl 2 günde bitirebilirim ki bu kitabı. Devam kitapları için aşırı sabırsızlansam da elimde kitaplar olmadığı için sanırım zorunlu olarak seriye ara vermek durumundayım. Oluşturulan dünyadan bahsetmek istiyorum biraz. Ortadünya’ya cidden bayıldım. Özellikle o son sayfalardaki harita hem çok ayrıntılıydı hem de özenliydi. Birçok ırkın yer alması ise daha kapsamlı bir eser ortaya çıkmasını sağlamıştı. Elfler, orklar, cüceler, hobbitler, büyücüler... daha neler neler var. Okurken keyif alabileceğiniz eserlerden bir tanesi kanaatimce. Ayrıca Ortadünya o kadar geniş bir yelpazede oluşturulmuştu ki aynı dünyadan bu kadar çok kitap yazılabilmesine şaşmamalı. Kısacası kitap benim için çok başarılı ve güzel bir eserdi. Ancak epik fantastik ile ilk kez tanışacaksanız ilk kitabınız bu olmamalı, biraz ağır gelebilir. Onun dışında herkese öneririm. Okuyanlarınız varsa yoruma yazabilirsiniz. Şimdilik bu kadar. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!
    Puanım: 5/5
  • 520 syf.
    ·33 günde·Beğendi·10/10
    Yavaş yavaş Tolkien evreninin son kitaplarına doğru gelirken bu evrenin hayatımının bir parçası olduğunu söyleyebilirim.

    Hobbit'ten sonra yazılan bu üçleme tarihin en çok okunan fantastik türündeki romanlarındandır. Öyle ki döneminde çok beğenilen ve en çok okunan romandı.
    Yüzükler Efendisi üçlemesinin ilki olan Yüzük Kardeşliği kitabı , Hobbit'in baş kahramanı Bilbo'nun ağzından başlar. Daha sonra olaylar; Bilbo'nun Hobbitköy'de, doğum gününde, enteresan bir şekilde kaybolması ve aslında kendisinin Hobbitköy'ü terk ederek Ayrıkvadi'ye gitmek için yola çıkmasıyla değişmeye başlar. Her şeyini evlat edindiği yeğeni Frodo'ya bırakan Bilbo, aslında onun başına ne tür felaketler açacağını bilmiyordu.
    Frodo ve onun sadık kuzenleri Merry ve Pippin ile bahçivanı Sam'in Yüzük'le maceraları böyle başladı. Ve maceraları onları uzun yollara sürükledi.
    Bu kitapla birlikte Tolkien evreninin elfler üzerinden cücelere, insanlara, hobbitlere ayrıldığı ve hayal dünyasının daha da zenginleştiğini belirtmemiz gerekir. Öyle ki minik hobbit kovuklarından, korkunç Yaşlı Orman'a ; tehlikeli dağlardan Ayrıkvadi'deki muhteşem şelale ve elf yapımı evlere; Moria madenlerinin karanlık tünellerinden , altın renkli ağaçlar arasında bulunan muazzam güzellikteki Lothlorien'e uzanan birbirinden farklı ve olağanüstü derecede güzel ve ayrıntılı mekanları bu kitapta bulabilirsiniz. Bu mekanlarda geçen olaylar ve kişiler hakkında bilgi edinmek için kitabı okuyabilirsiniz.
    Tolkien'in muhteşem hayal gücünün yanında, yazı yazmadaki ustalığı, betimlemeleri, muazzam kurgu yeteneğini de keşfetmiş oluyoruz. Kitapta filmden farklı olarak, Orta Dünya'nın gizli kalmış bölümlerine de ulaşabilirsiniz, Tom Bombadil gibi. O yüzden mutlaka okumanız gerektiğini söylemeliyim.
    Bu kitapta gerçek dostluğun ve sadakatin, tüm dünya tehlikedeyken her ulusun, milletin ve ırkın ( elfler, insanlar, cüceler, hobbitler) nasıl bir araya gelebileceğinin öyküsü anlatılmaktadır.