Okur
Roquentin
TAKİP ET
Roquentin
@elif22
"Hakikat direnen bir zihne zorla girmez." Borges "Ne mal dârem ki dîvân behored Ne din dârem ki şeytan bebered" Kör Baykuş
Sosyolog
istanbul
8 kütüphaneci puanı
1016 okur puanı
13 Ağu 2015 tarihinde katıldı.
403
Kitap
63
İnceleme
543
Alıntı
45
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Denemeler
Denemeler ve Çocukluğun Soğuk Geceleri kitaplarını ikiniz de okudunuz
Roquentin
tekrar paylaştı.
Yas
Gözünün sözüne kurban olduğum, kelimelerin... hani yakardı durur durur bir anda dökülüverirdin ve sayıp döktüğüm onca cümle, evvela benden utanır, kaçacak delik arardı sen o zavallılara bile kucak açar, kulağına misafir etmez de mıhlayıverirdin kendine suretine baktıkça bakası, gördükçe anlatası, konuştukça efkarlanası gelirdi insanın sözlerim, İnce Memed'in atı oluverir dört nala koşardı gözlerinin, apaçık bir sözü vardı tek bir harfe muhtaç olmayan Türkçesi yoktu, yabancı veyahut bilinmez bir lisan da değildi onunki Yani tüm insanlık tek bir dilde konuşmayı kararlaştırsa bir gün Zenginliği, harmonisi, melodisi, manasıyla.. işte o; yani insanlığın ortak ifadesi: gözlerinin etrafında döner dururdu işte sen bazen bu kadar küçük,  çoğu zaman dünyalar kadar büyüktün ben Sisifostum olmasına ama, benim harcım küçük çakıl taşlarından ibaretti olsa olsa birkaç kaya parçası... daha fazlası değildim bir balıktan ağaca tırmanmasını bekleyemezsiniz diyor ya Einstein benim harcım insanlıktan, güçten, dirayetten yapılmamış benim harcım; acizlikten, zayıflıktan, sabırsızlık ve mesnetsizlikten karılmış Ey ben! Gönlün kurusun. Ey varlığımı ayakta tutan her zerrem! Sarsılan temelleriniz, tüm hayat boyu diken üstünde dursun Ey sen! Sözüm olsun, kızım adınla doğsun. 29 Haziran 2021
1
8
Roquentin
tekrar paylaştı.
Roquentin
Yaşadığımı İtiraf Ediyorum'u inceledi.
394 syf.
·
14 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Bu Dünyadan Bir Neruda Geçti
"Şiir yazmak bir barış eylemidir. Şair, barıştan doğar. Ekmeğin undan yapılması gibi." Sıcağı sıcağına bitirmişken kitabı hüzünle bir kaç satır yazayım dedim. Pablo Neruda, gerçek bir halk şairi bizim vatan şairimiz Nazım Hikmet gibi. Ancak Şili bizim gibi değil tam olarak ona kucak açmış, yıllar boyu hem gizlemiş hem desteklemiş hem de korumuş. Onlarca tehdide, takibe, karalamaya öldürme teşebbüsüne karşın halkı hep arkasında durmuş. Bir şair için ne büyük şeref. Halkının yanında yer aldığı Pablo Neruda; "Halkım ben, parmakla sayılmayan Sesimde pırıl pırıl bir güç var Karanlıkta boy atmaya Sessizliği aşmaya yarayan" Halkından uzakta çektirdikleri Nazım Hikmet; "Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, Alnımın çizgilerindesin memleketim, Memleketim, Memleketim..." Genç yaşından itibaren siyasetin içinde olan Neruda Çin, Hindistan, Japonya, Fransa gibi bir çok ülkede konsolosluk görevi yapmış yaşadığını gerçekten apaçık itiraf eden uzun yıllara yayılmış çok güzel hatıralar bırakmış. Zaman zaman kitabı bırakıp verdiği isimleri araştırmam, bildiğimi düşündüğüm bazı olayları yeniden öğrenmem, hem siyasi hem edebiyat dünyasının dedikoduları, gerçekleri ya da Nerudaca anlatımı ile en sevdiğim türü yine biyografi olarak kavrattı. Kitabı okurken de meraktan duramayıp Neruda filmini izledim. Yalnız hem çok dar hem de yalan yanlış bir anlatımı, hikayesi var. Neruda'yı tanıtıp tarihin bir bölümüne ışık tutmak için değil de, gece alemlerinin, seks partilerinin müdavimi Neruda böyle bilinir ona göre havasındaydı. Tabi Picasso gibi şiirlerinin etkisinin halkta yansıması gibi sağolsunlar bir kaç güzel ayrıntı vermişler. Kitapta Neruda'nın dostu Picasso'dan Marquez'e, Fidel Castro'dan geceleri Sierra Maestra dağlarında "Büyük Türkü" şiirini okuduğunu söyleyen Che Guevara'ya, onlarca büyük edebiyatçı ve siyasilerden büyük şairimiz Nazım'a kadar herkesler var. Bir de yoluna yoldaş, her bir şiirinde gönüllerine giren kadınlar... Çok güzel bir notu var, paylaşmadan edemeyeceğim. Şairin "Kaptanın Mısraları" kitabı ilk yayınlandığında isimsiz olarak basılıyor. Bunun nedenine birçokları şairin partisinin buna izin vermediği yönünde. Ama gerçeği yıllar sonra şöyle açıklıyor: "Bir süre önce ayrıldığım Delia üzerine olan şiirlerimin onu üzmesini istemiyordum. Delia del Carri, benimle her yere gitmiş bu ince insan, çelik ve baldan bir cisim, oluştuğum yıllarda benim elimi bırakmamış ve onsekiz yıl eşsiz hayat arkadaşım olmuş bu insanın nazik ruhunun şiirlerimle parçalanması­nı istemiyordum. Kişisel ve kabul edilmesini istediğim nedenlerle kitabın ilk yıllarda yazar adı olmadan yayınlanmasının sebebi bu idi, başka bir şey değil." Çok tatlı bir ayrıntı. Kitapta şairin bir çok özelliğine de değiniliyor ama son olay özellikle araştırmama neden oldu. Uzun yıllar süren çekişmeler sonucunda Şili' de nihayet bir sosyalist partiden Neruda'nın da dostu olan Salvador Allende Cumhurbaşkanı oluyor. Tabi Amerika'nın dört koldan engelleme çabaları, baskılar, kışkırtılan dinci halk ve ordudaki çatlak kiremitler ile bu ülkede idare etmek ne mümkün. Mevzu da temelde bakır (Amerika için). Allende hükümet sarayında görevde iken yukardan hava saldırısı aşağıda tanklar, meclisi bombalıyor, çıkanlar arasında da Allende'yi arıyorlar. Olaylar bittiğinde Allende ölüyor, kaynaklar intihar diyor ama ordan çıkması zaten mümkün değil. En son kızının açıklamasını dinledim, o da onların eline geçmektense onuruyla kendini öldürmüş diyor ama bu darbeyi yapanların katil olduğu gerçeğini değiştirmez ki. Coğrafya değişse de bazı şeyler değişmiyor, değil mi? O zaman Neruda ile satırlarımıza son verip yaşasın şiir diyelim. "Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara. Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama"
Yaşadığımı İtiraf Ediyorum
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
18