Tam bir hayal kırıklığı.Kitabın ana karakteri olan Sevda, Selçuk'a 'Sen Alevî diye bir şey duydun mu? ' diye sordu. Ülkesinin sorunlarından habersiz bir küçük burjuva, anlıyoruz ama 1960 yılında, üstelik kocası politikacı olan, okumuş, entelektüel bir kadın, 'Alevî mi, o da ne? demez. 'Bizde kadın erkek arasında kaç göç eskidendi, artık yok' da demez. (2024 yılı biterken bile hâlâ bu ülkede kaç göç var!) Bu kadar da değil. Zekâmızla alay etmiş Ayşe Kulin maalesef! Sevda ile Yusuf'un vasat aşk hikâyesinden (ki farklı şekilde kaleme alınsaydı vasat olmayabilirdi) bahsetmeye bile değmez. Yazarın, ülkenin politik durumuna girsem mi, yok girmeyeyim, amaan şöyle bir söz edeyim telâşesinden bahsetmiyorum bile. Kaldı ki söz konusu dönem bu ülkenin tarihinde son derece önemli bir yeri olan 1960 ihtilâli.Velhâsıl kelam, tavsiye etmiyorum. Sevdiğim bir yazardır. Ancak bu romanı hafızalarımıza 'tam bir zaman kaybıydı' olarak kazındı:(