Cumhurbaşkanı olduktan sonra bir gün gençlerle sohbet ediyordu. “Sorarım size,bu milletin ve memleketin şan ve şerefle medeni dünya milletleri arasında yaşayabilmesi için lazım gelen her şeyi yazan,düşünen ve hayatını feda edenlerin başında kim gelir?” diye sordu.Namık Kemal diyen oldu, Ziya Gökalp diyen oldu.Dayanamadı... “Fikret be çocuklar, Fikret be çocuklar” dedi. “O bizden çok ilerisini gören bir insandı” diyordu.
“Ne yazık ki biz ona hâlâ yetişemedik” diyordu.
Çünkü ilkeli bir yaşam dik durmayı,taviz vermemeyi,bazen güçten feragat etmeyi,sevdiğimiz insanlara “hayır” diyebilmeyi,güç sahiplerini reddetmeyi,inanılan değerler uğruna yalnız kalmayı göze almayı gerektirir.
“Tanrım,bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenme erdemi ve iki durumu birbirinden ayırt edecek akıl ve bilgelik ver”.