Ruhum karanlığın doğmamış çocuğu gibiydi.
Karanlığın rahminde ölü bir cenindi ruhum; karanlığın acı ağıtlar yakarken göğüslerinden akan siyah süttü. Ruhum, yalnız bir savaşçıydı, elinde tuttuğu katanayı güneş batarken bir dağın eteğinde kendi göğsüne bastıran bir samuraydı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kelimeler en çok sahibinin kalbini yorardı.
Kelimeler, onları var eden insanların kalbindeki zincirleri kırar; yine kelimeler, bir gün onları var eden insanların kalbini o zincirleri kırdığı gibi kırardı. Kendimi bir yazarın parmaklarında can bulan kelimeleri giyinmiş bir roman sayfası gibi hissediyordum.
Bazen o yazar, kelimeleri öyle çok hissederdi ki, ben tüm kelimelere rağmen kendimi onun önünde çırılçıplak hissederdim. Bazen yazar kelimeleri öyle çok mahvederdi ki, parmaklarını harflerden çektiği an ellerini koyacak bir yer bulamazdı.
Kelimeler en çok sahibini yakardı.
Kelimeler en çok onları giyen sayfayı yakardı.
Kelimeler en çok onları kalbinde hissedenleri yakardı.
O zehirli gözler, bana bir uçurumun kenarındaymışım gibi hissettiriyordu. Canavarların karanlık gölgeleri o gözlerin içindeydi ve o gölgeler üzerime devriliyordu.