Beni ölü bir gelini nikahı kıymak için bekleyen rahibin önüne taşıyormuş, kalbi durmuş bir prensesi kulenin merdivenlerinden indiriyormuş gibi kucaklamıştı.
Zihnimde, parmak uçlarım paramparça olsa da çözemeyeceğim kadar karışmış bir kördüğüm, üzerinden geçilerek mantığıma ulaşmasını imkansız hale getiren kendi içine çökmüş bir köprü vardı.