Agatha Christie ile tanışma kitabımdı. Açıkçası uzun zamandır okuduğum onca ağır kitaptan sonra, dili çok sade ve akıcı geldi. Onun dışında, duygu değil de olay ağırlıklı olması da zihnimi rahatlattı diyebilirim. Sisli bir günde, bir yabancının arabasının çamura saplanması sonucu yardım istemek için gittiği evde ölü bir adamla karşılaşmasıyla başlıyor olaylar. Birçok şüpheli beliriyor kitap sonuna kadar. Fakat en baştan beri suçlunun kim olduğunu tahmin etmek ve bunda yanılmamış olmak bir parça üzdü beni. Çünkü insan, yazardan okuduğu ilk kitapta daha çok etkilenmek ister. Umarım okuyacağım diğer kitaplarında böyle bir etki yakalarım.
Adını çokça duyduğum ve uzun süredir okumak istediklerim arasında bekleyen bir kitaptı. Teması kısmen aynı olan iki farklı hayat... Ve bu iki farklı hayatın aynı günlerini, iki kişiden de ayrı ayrı dinlemek... Kucağında bir kucak dolusu korla kalıp yanan ama yine de "İyi ya, boş değildi kucağım." diyebilen Suzan... Sevmekten vazgeçmeyen, acısı dinmeyen... Darbe döneminde yaşanan, yaşanmaya çalışılan, fazla gelen bir aşk...
Başlanıp yazılmasından ziyade, üçüncü kişilerin anlatımıyla kafanızda bütünleşen bir hikaye bu. Günlük okumayı sevenlerin hoşuna gidecektir.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,1bin okunma