Bir toplum, insanlarını derin içgüdüsel hayata güvenmemeye, ondan kaçınmaya teşvik ettiğinde, her bireysel psişedeki özyıkıma yönelik unsurlar güçlenir ivme kazanır.
Psişenin yok edicisine sövmek ya da ondan kaçarak uzaklaşmak yerine, onu parçalarız.
Bunu ruhsal hayatımızla ve özel olarak kendimize verdiğimiz değerle ilgili ihtilaflı düşüncelere izin vermeyerek yaparız. Hasret ve kötülük dolu düşünceler herhangi bir zarar verecek büyüklüğe erişmeden önce, onları yakalar ve zararsız hale getiririz.
“Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülüklerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!”
“Göreceksiniz” demişti. “En geç on yıl içinde, yeni yetişenler, insanlığın ulaştığı araştırma ve düşünme düzeyinin gerisinde kalacaklar. Matbaadan önceki kitapsız dünyanın söylenti ve dedikodu özellikleri geri dönecek.”
Aç kalan ruh o kadar acıyla dolu olabilir ki, kadın artık onu taşıyamaz. Kadınlar kendi ruhâni yollarıyla kendilerini ifade edebilecekleri bir ruhsal gereksinim içinde olduklarından, onları anlayıp gözeten yöntemlerle başkalarının tacizinden uzak bir şekilde gelişip serpilmelidirler.