Bellissimo…
Kurgu, sürükleyicilik, on dördüncü yüzyıl ve öncesi Hristiyanlık tarihi hakkında verdiği bilgiler vs her şey çok güzeldi, fakat bunun da ötesinde bence en muhteşem kısım kitabın adı ve her şeyin onunla bağlanışıydı.
!!! SPOILER !!!
Kitabı okurken birçok yerde peki nereye bağlanacak bu, neden anlatıyor, diye düşünmüştüm. Sıkıcı olduğu için değil, gerçekten bu soruyu sordurduğu için. Ve sonra o son paragraf ve cümle ve başlığın da bu kapıya çıkışı… Sanki “Bunlar, bunlar yaşandı; şöyle, şöyle oldu,” diyor ve gülden geriye gülün adının kalması gibi tüm bunlardan geriye da Adso’nun perspektifinden olayların anısı kalıyor. Kitaplığın, ve hatta tüm manastırın, sonunda yanması ve herkesin ya ölmesi ya da başka başka yerlere savrulması, Adso’nun William’ı Münih’te ondan ayrıldıktan sonra bir daha görmemesi de kitabın son cümlesiyle güzel bir paralellik içinde.
Umberto Eco öldükte altı gün sonra almış ve okumak için hiç planlamadan altı sene kitaplıkta yıllandırmıştım -bu da benim olmayan bağlantılar görüşüm belki de sevgili William.