Valizimi alıp koridorun sonundaki çocuk odasına yerleşiyorum. “Şey”den hemen önce alınan iki yetişkin yatağı duruyor odada. Başımıza gelenleri ifade edecek bir kelime bulamadım henüz. Felaket, facia, trajedi diyebilirdim, ama buna sadece “Şey” diyorum, çünkü bir adı yok.
Ona gerçek hikayeler yazmak istediğimi söylüyorum, ama bir an geliyor, hikaye gerçekliği yüzünden katlanılmaz oluyor, bunun üzerine hikayeyi değiştirmek zorunda kalıyorum. Kendi hikayemi anlatmak istediğimi söylüyorum ona; ama yapamıyorum, cesaretim yok, hikayem çok canımı acıtıyor. Bunun üzerine her şeyi güzelleştiriyorum, olayları oldukları gibi değil, olmasını istediğim gibi anlatıyorum.
“Yanlış anlamışsın Mathias, büyüyeceksin. Diğer çocuklardan daha yavaş olacak bu, ama büyüyeceksin.”
Çocuk “Neden daha yavaş?” diye soruyor.
“Çünkü insanlar birbirlerinden farklıdır. Sen diğer çocuklardan daha kısa ama daha akıllı olacaksın. Boyun önemi yok, önemli olan zekadır.”