ALINTIDIR

HKP'den İzmir'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Eylemi: Emperyalizme, Gericiliğe, Kadına Şiddete, Çocuk İstismarına HAYIR!

Halkın Kurtuluş Partisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dolayısıyla İzmir Karşıyaka Çarşı’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, ''8 Mart, dünya halklarının baş düşmanı, başta kadın ve çocuklar gelmek üzere milyonlarca masum insanın katili ABD-AB Emperyalistlerinin kanlı kararlara imza atan kadın yöneticileri Hillary Clinton’ların , Angeline Merkel’lerin günü değildir,olamaz '' denildi.

Açıklama sırasında, ''8 Mart Kızıldır Kızıl Kalacak'', ''Kadın Erkek Elele Örgütlü Mücadeleye'', ''Şeriat Ortaçağdır'' sloganları atıldı.

Açıklama şu şekilde:

8 Mart 2018’de de Kadınlar ve Çocuklar Ortaçağcı Gericiliğin pençesinde acılar içinde kıvranıyor!

Kadınların ağzına bir parmak bal çalacaklar anlamsız hediyelerle. 8 Mart diyecekler, bir de “Kadınlar Günü” diyecekler, mağazalarda indirimler olacak bugüne özel. Kadınlar çılgınlar gibi alışveriş yapacak, indirimin “büyüsüne” kapılıp. O gün herkes çiçek verecek belki, ertesi günse her şey “normal”e dönecek. Kadın yeniden sırtından sopayı, karnından çocuğu eksik etmedikleri “eksik etek” olacak. Kadınlar dövülecek yine, vurulacak, bıçaklanacak ve istismara uğrayacak.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için biz ne diyoruz?

Emekçi Kadınlar Günü” diyoruz ısrarla. Çünkü 8 Mart, dünya halklarının baş düşmanı, başta kadın ve çocuklar gelmek üzere milyonlarca masum insanın katili ABD-AB Emperyalistlerinin kanlı kararlara imza atan kadın yöneticileri Hillary Clinton’ların, Angelina Merkel’lerin günü değildir, olamaz.

8 Mart, 40 çocuğun istismar edildiği Ortaçağcı Ensar Vakfı’na  “bir kereden bir şey olmaz” diyerek sahip çıkan, çocuk istismarını meşrulaştırmaya çalışan AKP’giller’in eski Aile Bakanı Ortaçağcı Sema Ramazanoğlu’ların günü değildir.

8 Mart, fabrikasında-işyerinde çalıştırdığı kadın-erkek binlerce işçiden elde ettiği artıdeğer sömürüsüyle servetine servet katan Güler Sabancı’ların, Ümit Boyner’lerin, Arzuhan Doğan Yalçındağ’ların günü değildir.

8 Mart, 8 Mart’ı yaratan emekçi kadınların bıraktığı mirasa sahip çıkan, ezilen, sömürülen tüm emekçi kadınların günüdür.

1857 yılında ABD’nin NewYork kentinde dokuma işçisi kadınların 8 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücret, insana yaraşır çalışma koşulları talebiyle greve gittikleri gündür 8 Mart. Grevi kanla bastıran Parababalarının 129 kadın işçiyi katlettiğigündür. 1910 yılında Kopenhag’da yapılan 2’nci Kadın Enternasyonali’nde Clara Zetkin’in önerisiyle, katliamın yapıldığı 8 Mart günü, bu yiğit dokuma işçisi kadınların anısına Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edilmiştir.

AKP’giller’in ekonomik zulmü katlanarak arttı

Geçen yıldan bu yana biz kadınların ve gözbebeğimiz çocuklarımızın neler yaşadığına baktığımızda, her yılın bir önceki yıldan daha fazla acı ve gözyaşıyla geçtiğini görüyoruz. ABD-AB Emperyalistlerinin ve onların yerli işbirlikçisi AKP’giller’in kâr-çıkar düzenleri sürsün diye uyguladığı ekonomik zulüm katlanarak arttı.

Daha fazla kadın ve çocuk yatağına aç giriyor artık. Ocak ayı verilerine göre, 4 kişilik bir aile için Açlık Sınırı bin 615 Lira, Yoksulluk Sınırı 5 bin 262 lira oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in verilerine göre, nüfusun yüzde 20’sinden fazlasının (16 milyondan çok kişi) açlık sınırının altında, yüzde 60’ından fazlasının da (48 milyondan çok kişi) yoksulluk sınırının altında yaşadığı anlaşılmaktadır.

TÜİK’in 2017 yılı verilerine göre, en düşük gelire sahip olan yüzde 20’lik kesim toplam gelirden sadece yüzde 6,2 pay alıyor. Buna karşın en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yüzde 47,2’sini alıyor.

Geçimini sağlamak için iş bulabilenler kendilerini şanslı sayıyor. Çünkü ülkemizde çalışabilir yaştaki nüfusa oranladığımızda gerçek işsizlik oranı yüzde 50’lere dayanıyor. Balıkesir’de Mustafa Birgül adlı işsiz insanımız Belediye önünde kendini yaktı. Sivas’ta ve Antalya’da da iki kişi işsizlik yüzünden kendini yakmak istedi. Kadınlar ise erkeklere göre daha fazla işsiz. DİSK-AR’ın Aralık 2017 tarihli İşsizlik ve İstihdam Raporu’na göre, 15-19 yaş arası kadınlarda ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı yüzde 25’ken, 25-29 yaş grubundaki kadınlarda bu oranın yüzde 53,6’ya yükselmiş olduğunu görüyoruz. Erkeklerde bu oran yüzde 14.

Yine okuma yazma bilmeyen kadınların oranı da erkeklerden 5 kat fazla. Gördüğümüz gibi, bugün kapitalizmin olduğu her yerde başta kadınlarımız olmak üzere tüm üreten, çalışan insanlarımız kadınıyla erkeğiyle sömürülür. Ancak kadınlar sınıfsal sömürünün yanında erkeklerden ayrı olarak cinsiyetlerinden dolayı da sömürüldükleri için çifte sömürüye maruz kalırlar.

Ülkemizin bir başka kanayan yarası da çocuk işçiler elbette. Nisan 2017 tarihli Türkiye’de Çocuk İşçi Olmak Raporu’na göre, çalışma hayatında 2 milyona yakın çocuk var. 2016 TÜİK verilerine göre çocuk işçilerin yüzde 78’i kayıt dışı çalışıyor. 2016 yılında 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı 708 bin. Çalışan her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı.

İşçi Sağlığı İş Güvenliği (İSİG) Meclisi tarafından hazırlanan rapora göre, 2012 yılında 32 çocuk, 2016 yılında 56 çocuk ve 2017 yılında 18’i 15 yaş altında olmak üzere 60 çocuk iş cinayetlerinde katledilmiştir.

Ortaçağ karanlığına sürüklenen ülkemizde kadın cinayetleri, kadın ve çocuk istismarları arttı

Dünyanın kanlı zalimi ABD’nin, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’u kapsamında Ortadoğu on yıllardır kan gölüne çevrilmiştir. Bu durumdan en çok kadınlar ve çocuklar zarar görmektedir. Binlerce kadın ve çocuk bu haksız savaşta hayatını kaybetmiş, yerinden yurdundan edilmiş, mülteci durumuna düşürülmüş,  başka bir ülkede yaşam savaşı vermektedirler. Ne yazık ki sıra ülkemize gelmiş ve ülkemiz de bölünmenin eşiğindedir.

Bir yandan da bu projenin diğer ayağı olan Ortaçağ karanlığına-Şeriata bayır aşağı sürükleniyoruz. Şeriat, Ortaçağdır. Şeriat, kadının dört duvar arasına hapsedilmesi ve yatak odasıyla mutfak arasında gidip gelen köleler haline getirilmesidir.

AKP’giller özlemini duydukları Ortaçağ’ın karanlık günlerine dönebilmek için var güçleriyle Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını yok etmektedirler. Yargıdan okullarımıza, tüm kamu kurumlarını Ortaçağcı sapkın müritleriyle doldurdular. FETÖ’cüler gitti, yerlerine Süleymancılar, İsmail Ağa’cılar, türlü türlü yılan yuvası tarikatlar dolduruldu. Okullarımız Taliban yuvası Peşaver medreselerine döndürüldü. Okullarda seçmeli din dersleri adı altında ABD-CIA İslamı’nın ideolojisini pompalayacak dersler konuldu. Kadına şiddet, kadın cinayetleri, kadın ve çocuklara yönelik cinsel istismar olayları Cumhuriyet Tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar arttı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2017 yılında 409 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü açıkladı. Rapora göre, yıl boyunca 387 çocuk cinsel istismara uğradı, 332 kadına cinsel şiddet uygulandı. Kadına şiddet olaylarının AKP’giller iktidarının ilk on yıllık döneminde yüzde 1400 arttığı açıklanmıştı. Şimdi bu oranın yüzde 1400’ün çok üstünde olduğunu biliyoruz.

İçimizi en çok acıtan şey de masum çocuklarımızın istismar edilmesi. Ortaçağcı Nurettin Yıldız’ın “6 yaşındaki çocukla evlenilebilir” sözleri, Diyanet’in “buluğ” kelimesinin tanımını yaparken kullandığı “9 yaşındaki kız çocuğu evlenebilir, gebe kalabilir.” ifadeleri, “Kız öğrencilerin giydiği eşofman onları çıplak yapar” açıklamaları, çocuklara yapılan cinsel istismarları “dinen bunun adı şekerlemedir, bademlemedir” diye meşrulaştıran diğer Ortaçağcılar alenen çocuk istismarını teşvik etmektedirler.

Çeşitli kaynaklardan alınan verilere göre, ülkemizde çocuk istismarlarındaki vahim tabloya bakalım:

Adliyelerdeki her 4 tecavüz vakasından birisi ne yazık ki çocuklarla ilgili. Son 10 yılda çocuk istismar olayları 300 bini geçerek yüzde 700 oranında arttı. Ülkemizde 181 binin üzerinde çocuk gelin var.

AKP’giller, bir yandan çocuğa yönelik cinsel istismarı uyguladıkları Ortaçağcı politikalar ile gündelik olaylar haline getirirken, diğer yandan da kamuoyunda oluşan tepkiyi frenlemek amacıyla sözüm ona yeni cezai düzenlemeler getiren açıklamalar yapmışlardır. Aslında nedir yaptıkları?

Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşından küçük her birey, çocuk olarak kabul edilir maddesini hiçe saymaktır. Çünkü, 12 yaşından küçük çocukların cinsel istismarına verilecek cezaların ağırlaştırılacağını açıklamışlardır. Bu yaptıkları onların cibilliyeti iktizası içlerindekinin dışa vurulmasıdır. AKP’giller’in 12 yaş sınırı getirmesi, 12 yaşından büyük çocukların istismar edilmesini, çocuk gelinlerin önünün açılmasını meşrulaştırmaktan başka bir şey değildir.

Kadın ve çocuklara karşı işlenen istismar suçunu önlemenin yolu, Partimizin Programında Halkın Adaleti bölümünde ırz suçu dışında idam cezası olmayacak, şeklinde ortaya konur.

Kadınlar ve Çocuklar nasıl kurtulur?

Kadın daha on bin yıl öncesine kadar ezen ve ezilenin olmadığı, insanlığın eşit kardeşler olarak yaşadığı topluma önderlik yapan cinsiyetti. Milyonlarca yıllık İnsanlık Tarihinde on bin yıl nedir ki?

İşte bu yüzden kadının sözü geçen, saygı duyulan cinsiyet olduğu dönemler bilinçaltımıza kazındı. İşte bu yüzden nerede bir mücadele varsa, orada en önde kadınları görürsünüz. İşte, hileli iflasla işten çıkarılan ve hakları olanı almak için, onurları için mücadele eden Metro-Real Direnişçileri. Kışın soğuğuna, yazın sıcağına aldırmadan Direnişte hep en önde yer alan yiğit Real Direnişçisi kadınlar. İşte Uluslararası Kadın Mücadelesinin unutulmaz kadın devrimcileri Rosa Lüksemburg’lar, Clara  Zetkin’ler, Krupskaya’lar. Kurtuluş Savaşımızda silah elde Batılı Emperyalistlere karşı savaşan, destan yazan Kara Fatmalar, Halime Çavuş’lar, Nezahat Onbaşı’lar, Şerife Bacı’lar.

Kadının ve kadınlarla beraber çocukların kurtuluşu İşçi Sınıfımızla birlikte mücadele etmektedir. Kurtuluşumuz ne kadını aşağılayan Şeriatta, ne erkek düşmanlığı yaparak bu düzende de kadının kurtulabileceğini savunan Feminizmdedir. Kurtuluşumuz İşçi Sınıfının kurtuluşuyla birlikte Demokratik Halk İktidarındadır, Sosyalizmdedir.

Partimizin programında Kadın başlığıyla Kadın Sorunu konusuna çözüm getiren özel bir bölüm var. Ne de güzel anlatır orada:

“Bu insanlık dışı duruma son vermenin ilk adımı; Kadının sosyal hayatın her alanında en aktif biçimde rol almasını sağlamaktır. Kadın, ekonomik hayatta da, siyasi ve entelektüel hayatta da erkeğe eşdeğer bir görev alacaktır. Yani ekonomik hayatta erkeğin hâkimiyetine son verilecektir. Kadınla erkek eşitlenecektir. Böylece de kadının aşağılanmasına yol açan (onu aşağılayan şartları devamlı üreten) mekanizma kırılmış-ortadan kaldırılmış olacaktır. Erkek egemen düzen, temeli ortadan kaldırılmış olduğu için yıkılmaya; kadın da hakkı olan saygınlığı yeniden kazanmaya başlayacaktır.

“Kadının Kurtuluşunun ikinci ve son aşaması da; toplumda on bin yıldan beri kökleşmiş olan, kadını aşağılayan geleneklerin, kültürün ve alışkanlıkların bütünüyle ortadan kaldırılması-silinmesiyle gerçekleşecektir.

Ne Şeriat, Ne Feminizm, Kurtuluşumuz Sosyalizmde!

Şeriat ortaçağdir..

Emekçi kadınlar günü kutlu olsun. Bütün kadınların gözlerinden öperim.

Kadın Yaşam Özgürlük
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ İLK NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI?

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tüm dünya kadınlarının kutladığı uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1917 Bolşevik Devrimi'nin önderi ve Sovyetler Birliği'nin kurucusu Lenin'in önerisiyle 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında sosyalizmin yayılmasından çekinen bazı ülkelerde anılması yasaklanan[kaynak belirtilmeli] Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.

Bununla birlikte Birleşmiş Milletler'in resmi internet sayfasında, günün tarihine ilişkin bölümde kutlamanın New York'ta ölen kadın işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Kadınlar gününü; Ülkemde ve dünyada kadınlara şiddetin, tecavüzün ve baskının uygulanmadığı ve gerekli cezanın suçu işleyene aynı şiddetle verildiği o gün gelene kadar kutlanacak bir gün olarak görmemeye devam edeceğim.
Ancak o gün geldiğinde kutlanacak bir şeyler var demektir.
Ayrıca Emekçi Kadınlar Günü ABD'de grev sırasında ölen kadın işçiler anısına ilan edilmiş bir gündür.
Her gün kadın cinayetlerinin, kadına şiddetin olduğu bir ülkede neyin 'sahte kutlamasını' yapıyoruz ki..?

Kadının Öyküsü
LİLİTH, Yahudi ve bazı hıristiyan inançlarında Adem'in aslında ilk eşidir. İnanışa göre Lilith, Âdem ile aynı zamanda ve aynı anda yaratıldığından Âdem'in kendisine eşit olduğu görüşündeydi. Bu yüzden, kadın erkeğe seslendi(Lilith, Âdem'e): 'ben senin altında yatmak istemiyorum'. Ve erkek karşılık verdi: 'Ben senin altında değil üstünde yatmak istiyorum; çünkü sen altta olmayı hak ediyorsun ve ben üstün olmayı hak ediyorum'. Kadın karşılık verdi: 'İkimiz de eşitiz; çünkü ikimiz de topraktan yaratıldık'. Ve her ikisi de birbirlerini anlamayı reddettiler. Bu yüzden Lilith lanetlendi. Ve her gün yüz şeytanının (Lilith'in oğulları) ölmesini göze aldı.

HAVVA, İsrail Tanrısı Adem'i Cennet bahçelerine bekçi diker cennetin her türlü nimetinden yararlanmayı Adem'e helal kılar. Bir tek iyilik ve kötülük bilme ağacına yaklaşmamasını emreder. Fakat yılan kadını kandırarak Adem'den yasak meyveyi kopartmasını istetir ve başarır. Yasak meyve yenilir yenilmez Adem ve Havva'nın gözleri açılır ve çırılçıplak kalıverirler. Yılan, Tanrı'ya başkaldırının aracı olarak tabiatı Adem'in eğri kaburga kemiğinden yaratıldığından eğri olan, doğruluktan sapmaya ve günaha daha meyilli olan Havva'yı seçmiş ve başarılı olmuştur. Tanrı'nın emrini çiğneme ilk günah ve suçtur. Suçun sahibi ve kaynağı ise kadın(Havva)'dır. Tanrı ilahi mahkemede erkeği ve kadını yargılar ve cezalandırır. Bu cezalar Tekvin III/16-17'de şöyle ifade edilir:
''Zahmetini ve gebeliğini ziyadesiyle artıracağım. Ağrılar içinde çocuk doğuracaksın. Ve isteğin kocana olacak. O da sana egemen olacak.'' Kadının cezası erkeğinkinden daha ağırdır. İsrail Tanrısı, cezaları verirken en çok kadını suçlamıştır.

PANDORA, Yunan mitolojisinde kötü bir kadındır Pandora. Yeryüzünde yaşayan tüm insanların kötülüklerden, pis ve ağır işlerden, bulaşıcı yıpratıcı ağır hastalıklardan uzak yaşadığı Altın Çağ'a son veren kötü varlıktır. Efsaneye göre Kral Tanrı Zeus, Prometheus'un insanlara vermek için ateşi çalmasına öfkelenir ve insan ırkının(o zamana kadar sadece erkekler) başına bela olacak bir ırk yaratılmasını ister. İçine ölümlülerde bulunan insan sesi ve gücü koydurur. Tanrıçalar kadar güzel genç bir kızdır Pandora. Ancak yüreği Zeus'un isteği ÜZERİNE KÖPEK YÜREĞİNDEN, tabiatı ise TİLKİ TABİATINDAN yaratılır. Günümüzde ''Pandora'nın kutusu'' kötülüklerin dünyaya saçıldığı bir başlangıç, Pandora da karalar içinde kapkaranlık bir dünyanın tanrıçası olarak resmedilir. Pandora, kadının bütük kötülüklerin anası ve erkeğin düştüğü yanlışların baş sorumlusu kabul edilmesinin en sarsıcı örneklerinden biridir.

TRUVALI HELEN, tarihin ilk büyük savaşının, Doğu-Batı arasında geçen ilk büyük savaşın, hakkında destanlar yazılan bu efsanenin, suçlusunun ve sebebinin bir kadın olması tesadüf mü ?

SAPPHO, Lirik şiirleriyle ünlü Yunan kadın şair, M.Ö 7.yüzyıl sonunda Lesbos'ta(Midilli Adası) doğdu. Sappho kadınların ve genç kızların oluşturduğu bir çevrede başı çeken kişilikti ve birçok şiirinde ele aldığı konularda neredeyse tamamen kadınlarla ilgiliydi. Hatta sadece kız çocuklarının gidebildiği, kızlara özel okulu onun açtığına dair veriler mevcuttur. Sappho, çevresindeki kadınlarla, genç kızlarla ilgili çok içli dışlıydı, kişilere duyduğu sevgiyi(bazen de nefreti) büyük bir sadelik ve tutkuyla dile getirirdi. En ünlü şiirlerinden birisi bir kıza ilanı aşkıdır. Sappho'nun günümüze ulaşan parçalarında bedensel ilişkilere dair açık seçik göndermeler olmamasına rağmen, zamanın otoriteleri tarafından eşcinsellikle ilişkilendirildi. Ona Lesbos'lu anlamına gelen 'Lesbian' derlerdi, kendisi eşcinsellikle ilişkilendirildiği için lezbiyen kelimesi de buradan doğmuştur.

HYPATIA, İskenderiyeli matematikçi ve yeni-platoncu kadın filozof. Kendini matematik bilimine adayarak oldukça iyi yetiştirmiş, dünyanın güneş sistemindeki yörüngesinin ''Elips'' şeklinde olduğu bulgusuna ulaşmış, mükemmel zekada ve donanımda, seçkin bir bilim insanıdır. Ayaktakımı hıristiyanlar tarafından bindiği arabadan indirilmiş, çırılçıplak soyulup ''Kadınlığı aşağılanarak'' kadın olmaktan öte hiçbir vasıf taşıyamayacağı anlatılarak, taşlanmış, haddi bildirilmiş sonra da kiliseye götürülmüş ve insanlık dışı bir biçimde eti kemiklerinden keskin midye kabuklarıyla kesilip ayrılarak ve titreyen organları ateşe atılıp yakılarak infaz edilmiştir.

Kısacası, kafalarının içinde beyin yerine şeytan taşıdıkları için kadınlardan iyi fikirler üretilemeyeceği gibi bir bağnaz düşünce yüzünden bildiğimiz ve hiç bilemeyeceğimiz binlerce kadın harcanmıştır.

Konuyu binlerce satıra uzatmak mümkün, elimden geldiğince KADIN'ın hikayesini anlatmaya çalıştım, umarım günümüzdeki BAKIŞ'a gelinen yolun anlaşılmasında biraz da olsa faydası dokunur.

Tüm Kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.

Dünyayı Eşitlik Kurtaracak.


- Notlar + Derlemelerim, P.o.k.e.r.f.a.c.e

1 YIL ÖNCE YAZDIĞIM KÖŞE YAZIM

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. Dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanan bu günün aslında bir anma günü olduğunu biliyor muydunuz? 1857 yılının 8 Mart tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle, bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı. 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyole bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857’de tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın DÜNYA KADINLAR GÜNÜ olarak anılmasını önerdi ve öneri oy birliği ile kabul edildi. Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında ‘’Emekçi Kadınlar Günü’’ olarak kutlanmaya başladı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın olarak kutlandı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra dört yıl süreyle kutlama yapılmadı. Dünya Kadınlar günü 1984 yılından bu yana çeşitli etkinliklerle kutlanmakta.

8 Mart Dünya "Emekçi" Kadınlar Günü
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi yanarak can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.

Jin, Jiyan, Azadi
AdareRojaJineKedkarePirozBe

Kadın, Yaşam, Özgürlük
Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun