• ''Bakın her genç kız evlenmeden önce bir sürü hayal kurar. Bu her genç kızın hakkıdır. Bazen hayallerinden daha güzel bir dünyayla karşılaşır. Bazen de bunun tam tersi olur. Siz evladım, siz herhangi bir insanla evlenmediniz. Bir kaplanla, bir arslanla evlendiniz. Bunu demir kafeslere hapsedemezsiniz. Hapsetseniz bile parmaklıkları kırıp yine çıkar. Sizin bütün derdiniz buradan geliyor.
    Alıntı: Emin Çölaşan, ''Leman Karaosmanoğlu ile Sohpet, Atatürk'ü İki Kadın Deli Gibi Severdi'', Hürriyet 10 Kasım 1985
  • Emin Çölaşan, Türk Dünyası ile ilgili akla ziyan bir yazı yazmış. Soydaşlarımızın Türklüğünü ölçmeye kalkarak, Türk Dünyası'nda Türk yok demiş resmen. Kınıyoruz...

    Ona cevabı Türk Dünyası'nın büyük şairi Bahtiyar Vahapzade versin;

    "Sen kimsen, sen nesen, özün bilersen,
    Men ilk qaynağımdan Türk oğlu Türk'em."
  • Bir aşk romanı.. Alışılmışın dışında, evli bir kadının evli bir adamla olan ilişkisini “aşk” kelimesi içinde bize sunan bir roman..
    İşin garibi gerçek bir hikaye. Fatin Rüştü Zorlu gibi tanınan bir isimle Vesamet Kutlu arasında geçiyor. Vesamet Hanım’ın röportajını şaşkınlıkla okudum. Gururla anlatıyor bu hikayeyi, hayret.
    Kitapta betimlemeler, duygular, kelimeler çok güçlü ama bu sadece yazarın başarısından geliyor. Yazarın başarısı demişken, Emin Çölaşan yazarı röportajını çalmakla suçluyor. Yani, başarılı derken dilim varmıyor.
    İşte böyle bir roman.. Akıcı, dikkat çekici, başarılı ama kesin okuyun diyemiyorum. Belki de aşka inanmadığımdan dolayı bana abartı ve gereksiz gelen bir ilişki olduğu için...
  • #biyografipostu3

    UğurMumcu,

    1942 doğumlu gazeteci ve yazar. 1993’de uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mumcu’nun, “Gazeteci Kimdir?” sorusuna verdiği yanıt şöyledir: Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insan demektir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir.

    Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942’de Nadire ve Hakkı Şinasi Mumcu’nun oğulları olarak Kırşehir’de dünyaya geldi. Tapu Kadastro memuru olarak çalışan Hakkı Bey’in görevi nedeniyle burada dünyaya gelen Mumcu’nun ailesi aslen Ankara’lıydı. Bu yüzden eğitimini Ankara’da tamamladı. Önce Devrim ardından Ulubatlı Hasan İlkokullarını, Cumhuriyet Ortaokulu’nu ve Deneme Lisesi’ni bitrdikten sonra, 1961’de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. “Türk Sosyalizmi” başlıklı yazısıyla 1962’de Yunus Nadi Makale Ödülü’nü kazanan Mumcu, 1963’de Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği’ne Başkan seçildi.

    Uğur Mumcu 1965’de avukat olarak mezun oldu. Doğan Avcıoğlu, Mümtaz Soysal ve İlhami Soysal’la birlikte Yön hareketini başlatanlardan biri olan Cemal Reşit Eyüpoğlu‘nun yanında avukatlık yapmaya başladı. Aynı yıl 18 Haziran’da “Biz Anayasayı Savunuyoruz. Ya Siz?” başlıklı makalesi Yön Dergisi’nde yayımlandı. 30 Haziran 1967’den itibaren “Kitap Toplatmak Anayasaya Aykırıdır” başlıklı yazısıyla Kim Dergisi’nde de yazıları yayımlanmaya başlayan Mumcu’nun, 18 Ağustos’taki “Anayasaya Saygı” başlıklı yazısıyla birlikte Akşam Gazetesi’nde de incelemeleri yayımlanmaya başlandı.

    1968’de gittiği İngiltere’de bir yıl gibi bir süre kalan Mumcu burada yabancı dilini geliştirdi ve yazılarına Londra’dan devam etti. Akşam Gazetesi’ndeki inceleme yazılarının sonuncusu 25 Şubat’ta yayımlanırken, Kim Dergisi’ndeki son yazısı da 1 Mart tarihli “Yeter Artık Beyler” başlıklı yazı oldu. Mumcu, 25 Mart’tan itibaren yazılarını aralıklarla Türk Solu Dergisi’nde yayımlatmaya başladı.

    31 Ocak 1969’dan itibaren mezun olduğu fakültenin İdare Hukuku Profesörü olan Tahsin Bekir Balta‘nın asistanlığını yapmaya başlayan Mumcu, 13 Kasım’da Ankara Barosu Levhasından kaydını sildirerek avukatlığı bıraktı. 1969-1971 yılları boyunca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yazılarını yayımlamaya devam etti. 15 Temmuz 1969 itibariyle Milliyet Gazetesi’nde de incelemeleri yayımlanmaya başlandı. Aynı dönemde Ant Dergisi’nde ve Cumhuriyet Gazetesi’nde de makale ve incelemeleri yayımlanan Mumcu, 1970 yılı 24 Mart’ından 27 Ekim 1971’e kadar Devrim Dergisi’nde yazdı.

    12 Mart 1971 tarihinde gerçekleşen darbenin ardından 17 Mayıs’ta gözaltına alınan Mumcu, Mamak Askeri Cezaevi‘nde yaklaşık bir yıl boyunca kaldı. Yedi yıl hapse mahkûm edildi fakat Yargıtay bu kararı bozdu. 10 Ekim 1972’de serbest bırakıldı ve hemen askerlik görevine alındı. Tuzla Piyade Okulu’nda verilen 3 aylık eğitimden sonra, okul yönetimi tarafından “kötü hal ve düşünce sahibi” şeklinde suçlandı ve “er” çıkarıldı. Ardından da Ağrı’nın Patnos ilçesine gönderilen Mumcu, 31 Ocak 1974’te askerliğini sakıncalı piyade eri olarak tamamladı.

    Bu konuyla ilgili olarak “Evet, evet ne olursa olsun, ben Patnos dağlarında halk çocuklarıyla er olarak askerlik yapmayı, emekli olduktan sonra siyasal iktidarın uzattığı yönetim kurullarında, on binlerce lira para alan orgeneral olmaya değişmem.” diyen Mumcu, yedek subaylık hakkı ve aylıkları için açtığı açtığı maddi tazminat davasını kazandı.

    Askerliğini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi’ndeki asistanlık görevinden ayrılan Uğur Mumcu, profesyonel olarak gazeteciliğe başladı. 25 Şubat 1974’te “Anarşist!..” başlıklı yazısıYeni Ortam Gazetesi’nde yayınlandı ve burada çalışmayı 12 Mart 1975’e kadar sürdürdü.

    1975’te Cumhuriyet Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaya başladı. Anka Ajansı’nda da çalışmaya devam eden Mumcu, 1975’te Suçlular ve Güçlüler adındaki, Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan kitabı yayımlandı. Altan Öymen’le birlikte hazırladıkları ve Yahya Demirel’in “hayali mobilya ihracatını” konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yine aynı yıl yayımlandı.

    1977’den itibaren yanlızca Cumhuriyet Gazetesi’ndeki Gözlem adlı köşesinde yazmaya devam eden Mumcu, bunu 1991 yılının Kasım ayına kadar sürdürdü. Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe adlı kitapları 1977’de yayımlanan Mumcu, 1978’de Sakıncalı Piyade’yi Rutkay Aziz’le birlikte tiyatroya uyarladı. Bu oyun Ankara Sanat Tiyatrosu’nda 700 kere sahnelendi.

    1978’de Büyüklerimiz adlı kitabını yayımlayan Mumcu, 1979’da Çıkmaz Sokak ve 1981’de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak” amacıyla yazdığı “Silah Kaçakçılığı ve Terör” adlı kitapları yayımlandı.

    Papa’yı öldürme girişiminde bulunan Mehmet Ali Ağca’yı inceleyen Mumcu’nun çalışmaları 1982’de Ağca Dosyası adıyla yayımlandı. 1983’de onunla cezaevinde röportaj yapan Mumcu, daha sora Papa-Mafya-Ağca adlı kitabını yayımladı. 1987’de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları yayımlanan Mumcu’nun, 1991’de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 adlı kitabı yayımlandı.

    İlhan Selçuk dahil birçok Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve çalışanıyla birlikte 1991’de gazeteden ayrılan Mumcu, 1992 yılında 1 Şubat gününden 3 Mayıs’a kadar Milliyet Gazetesi’nde yazdıktan sonra, yönetim değişikliği yapılmasıyla 7 Mayıs 1992’de Cumhuriyet Gazetesi’ne döndü.

    Uğur Mumcu, 1993’de kendisine düzenlenen bir saldırı sonucu hayatını kaybetti. 24 Ocak günü, arabasına kurulan ve patlama gücü yüksek C-4 plastik patlayıcısından oluşan harekete duyarlı bombanın patlamasıyla katledilen Mumcu’nun cinayet failleri hala bulunamadı.

    Uğur Mumcu, 19 Temmuz 1976’da Güldal Homan ile evlendi ve çift Özgür ve Özge isimli iki çocuk sahibi oldu. Ailesi 1994 Ekim ayında Mumcu’nun anısı için Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nı kurdu.

    Tüm Eserleri:

    Mobilya Dosyası (1975)

    Suçlular Ve Güçlüler (1975)

    Sakıncalı Piyade (1977)

    Bir Pulsuz Dilekçe (1977)

    Büyüklerimiz (1978)

    Çıkmaz Sokak

    Tüfek İcad Oldu

    Silah Kaçakçılığı Ve Terör (1981)

    Söz Meclisten İçeri (1981)

    Ağca Dosyası (1983)

    Terörsüz Özgürlük

    Papa – Mafya – Ağca

    Liberal Çiftlik

    Devrimci Ve Demokrat

    Aybar İle Söyleşi

    İnkılap Mektupları

    Rabıta

    12 Eylül Adaleti

    Bir Uzun Yürüyüş

    Tarikat – Siyaset – Ticaret

    Kazım Karabekir Anlatıyor

    40’ların Cadı Kazanı

    Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925

    Gazi Paşa’ya Suikast

    Sakıncalı Piyade (Tiyatro)

    Söze Nereden Başlasam

    Bu Düzen Böyle Mi Gidecek?

    Bomba Davası Ve İlaç Dosyası

    Sakıncasız

    Eğilmeden Bükülmeden

    Kürt Dosyası (1993)

    Ödülleri:

    1962 “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülünü aldı.

    1979 Türk Hukuk Kurumunca “Yılın Hukukçusu”, aynı yıl Çağdaş Gazeteciler Derneğince “Yılın Gazetecisi” seçildi.

    1980 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülünü Cüneyt Arcayürek ile paylaştı.

    İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin inceleme dalında verdiği ödülü aldı.

    1982 İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin inceleme dalında verdiği ödülü aldı.

    1983 Balıkesir Barosundan “Cumhuriyet Döneminin Anıtlaşmış Hukukçusu” ödülü verildi.

    İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin röportaj ve seri röportaj dalında verdiği ödülü aldı.

    1984 Nokta Dergisinin “Yılın Doruktaki Gazetecisi” ödülünü aldı.

    1985 Nokta Dergisinin “Yılın Doruktaki Gazetecisi” ödülünü aldı.

    1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin güncel yazılar dalında verdiği ödülü aldı.

    Nokta Dergisinin “Yılın Doruktaki Gazetecisi” ödülünü aldı.

    Cumhuriyet Gazetesinden “Rabıta Olayı dolayısıyla Örnek Gazeteci” ödülünü aldı.

    1988 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülünü aldı.

    Cumhuriyet Gazetesi “Bülent Dikmener Haber Ödülü”nü aldı.

    Ankara Tabipler Odasından “Basın Sağlık Ödülü” aldı.

    Boğaziçi Üniversitesinden “En Çok Okunan Gazeteci Ödülü”nü aldı.

    1992 Ankara Sanat Kurumundan “Onur Ödülü” aldı.

    İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin inceleme ve röportaj dalında ve

    Öldürülmesinden Sonra Verilen Ödüller:

    1993

    İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu
    “Basın Şehidi” Plaketi “İnandığı doğruları yaşamı boyunca savunduğu, yazdığı, ödün vermediği için”

    Orhan Apaydın
    “Demokrasi ve Barış Vakfı” Gümüş Kupa

    Nokta Dergisi
    “Doruktakiler Basın Onur Ödülü”

    Gazeteciler Cemiyeti
    “Basın Özgürlüğü Ödülü”

    SHP İstanbul İl Örgütü Kadın Komisyonu
    “Güldal Mumcu’ya”

    Kiraz Belediyesi
    “Mumcu Anısına” Plaket

    Eczacı Odaları
    2. Kamu Eczacıları Ulusal Kurultayı’nda
    “İlaç Dosyası” ile insan sağlığına ve eczacılık mesleğine katkılarından dolayı

    İstanbul SBF Mezunları Derneği
    “Uğur Mumcu anısına demokrasi ve insan hakları” Ödülü

    Ulusal Birlik ve Dayanışma Derneği
    “Derneğin onur üyesi Mumcu anısına” Plaket

    Türkiye Ziraatçiler Derneği
    “Mumcu anısına” Plaket

    Kırşehir Valiliği – Vali Neşet Kanyılmaz
    “Mumcu Anısına” Pirinç Tabak

    Söke Belediyesi Başkanı Mehmet Semerci
    “Mumcu anısına plaket ve imza defteri”

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur “Mumcu anısına”

    1995

    Evrensel Kardeşlikler Dünya Barışına Çağrı Vakfı
    “Örnek Çalışmaları Nedeniyle”

    Kadıköy Belediye Başkanı Av. Selami Öztürk
    “Cumhuriyetin 72. yılında Cumhuriyet ilkelerinin yaşatılmasındaki katkılarından dolayı”

    Mülkiyeliler Birliği
    Seyfi Oktay, Nuri Alan, Prof.Dr. Taner Timur, Emin Çölaşan, Prof.Dr. Alparslan Işıklı, Salih Er
    “Ülkede temiz toplum oluşturma yolunda düşünce, yapıt ve eylemleriyle katkılarından dolayı”

    Uluslararası Lions Yönetim Çevresi 118-T Plaket
    Güneysınır Belediye Başkanı Mehmet Yakıcı
    “Mumcu Anısına” Plaket1997
    1996 yılı Başarılı Gazeteciler Ödülü
    Bugünü dünden haber verdiği için” Jüri Özel Ödülü

    2003

    Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi
    Atatürkçü Düşün Sistemine unutulmaz katkıları anısına” Plaket
  • Ünlü kişilerle yaptığı röportajlarla bizi bilgilendiren emin çölaşan o dönemin siyaseti hakkında da bilgi veriyor
    O dönem siyaseti hakkında birçok bilgiyi ögrenebilir ve arastırarak daha çok bilgi sahibi olabilirsiniz
  • Kitabı Bitirdim diğer Emin Çölaşan kitapları gibi roman adında bir araştırma kitabıydı gerçekten adı gibi bir dönemin perde arkasını bize anlatıyor Emin abi

    Ben kitabı okurken düşündüm bu kadar çok bilgiyi nereden aldı diye uydurduğunu sanmıyorum kitabın eklerinde resmi evrakları eklemiş bence eski Matematik Öğretmeninden aldı bu bilgileri kendisine sormadım ama kitabı okuyunca öyle düşündüm :) Neyse genede beni boşverin kendisine sormak lazım :)

    Keyifle Okumanız Dileklerimle..