nejla güldalı, bir alıntı ekledi.
18 May 12:49 · Kitabı okuyor

Tespit 1)
Atatürk dedi ki:
“Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık, Osmanlı tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanmıştır. Vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!” (6 Mart 1922 TBMM)
Tespit 2)
Tarih: 18 Kasım 2006.
AKP İzmir İl Gençlik Kolları’nın düzenlediği “Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkilerinin Toplumsal Etkileri” başlıklı toplantının konuğu Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı Prof. Dr. Atilla Yayla idi. Şunu dedi:
“Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder. İleride bizlere, ‘neden her yerde bu adamın (Atatürk’ün) heykelleri, fotoğrafları var’ diye soracaklar.”
Bu konuşmadan bir gün sonra…
Hürriyet gazetesi yazarı Emin Çölaşan telefonla ulaştığı Prof. Yayla’ya şu soruyu yöneltti: “Siz Liberal Düşünce Topluluğu’nun başındasınız. Bugüne kadar AB’den kaç para aldınız?”
Prof. Yayla şu yanıtı verdi: “Her şeyimiz yasaldır. İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB’den 450 bin euro aldık. Ne var bunda…” (22 Kasım 2006, Hürriyet)
Tespit 3)
Yıl, 2012. AKP hükümetinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’e, Fransa Hükümeti tarafından “Tarım Alanında Şövalye Liyakat Nişanı” (Chevalier dans I’Ordre du Merite Agricole) verildi. Bakan Eker, Şövalye Liyakat Nişanı’nı Pariste düzenlenen törenle Fransa Tarım Bakanı Stephane Le Foll’ün elinden aldı.
Bakan Eker yaptığı konuşmada, 1883’ten bu yana verilen şövalye liyakat nişanının ilk kez bir Türk Bakana verildiğini hatırlatarak, “Şövalye Liyakat Nişanını, dostluğumuzun her gün geliştiği bir ülkenin bakanından almaktan onur duyuyorum” dedi.
Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre; Türkiye, 2010-2012 yılları arasında ilk kez Fransa’dan 250 milyon dolar tutarında canlı hayvan ve et ithalatı yaparak, bu ülkenin 2008 yılından bu yana tarımda yaşadığı krizi atlatmasına yardımcı olmuştu.

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 224 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 224 - Kırmızı Kedi Yayınevi)
Serdar Poirot, Turgut'un Serüveni'yi inceledi.
02 May 08:35 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Daha önceden Turgut Nereden Koşuyor adlı kitabı yazan gazeteci yazardan bu kitabın dava süreci ile ilgili olarak yazılmış bir araştırma eseri. Kitabın bir anda tüm ülkede patlaması, satış rekorları kırması, Turgut Özal ve ailesinin kitabı okumadığını sürekli beyan ermesine rağmen kitabın 46. baskısından sonra hakaret sebebiyle maddi ve manevi tazminat davası açması anlatılıyor. Hürriyet gazetesi sahibi Erol Simavi'nin kitabın yazılma sürecinde Çölaşan'a yazdığı mektup, kendi gazetesinin kitap ile ilgili olarak doğru düzgün haber yapmaması gibi konular ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Tekin Yayınevi ile beraber dava edilen yazarın, kitapta hakaret olduğu iddia edilen kısımlarla ilgili olarak delil ve tanık bulma çalışmaları, Süleyman Demirel, Uğur Mumcu gibi isimlerin tanıklığı kabul etmesi, ama kitap için konuşan pek çok ismin tanıklıktan vazgeçmesi anlatılıyor. O kadar delile ve tanığa rağmen o zamanın parasıyla faizi de dahil 120 milyon tazminata çarptırılan Çölaşan'a okuyucuların bu parayı ödemek için yazdığı mektuplar vb de detaylıca anlatılıyor. O dönemde de basın özgürlüğünün pek de çok olmadığının, ülkemizde yıllar geçse de pek bir şey değişmediğinin kanıtı gibi duran bu kitap mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Serdar Poirot, Turgut Nereden Koşuyor'u inceledi.
30 Mar 13:55 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Araştırmacı gazeteci olan yazardan Turgut Özal'ın hayatına dair önemli ipuçları içeren güzel bir araştırma eseri daha. Özal'ın Ayhan hanım ile ilk evliliği, sonradan Semra hanım ile evlenmesi, kardeşleri Korkut ve Yusuf işe beraber devlet hizmetine başlamaları, Süleyman Demirel vasıtasıyla Elektrik İdaresinden DPT'ye geçmesi, burada yaptıkları, takunyalılar dedikleri grubun kuruma girmesi, darbe öncesinde MHP'den senatör MSP'den milletvekili adayı olması, başbakan yardımcılığı anlatılıyor. Darbe sonrasında ANAP'ın kuruluşu, devlet kurallarını takmayışı, Dünya Bankasında çalıştığı dönem, kardeşi Korkut'un MSP'den millet vekili olması, ailesinin tamamının ANAP döneminden sonra ihya olması, Semra'nın Korkut'u ve kayınvalidesini sevmemesi, yolsuzluk iddiaları, gazetecilerle olan ilişkiler, Semra hanımın papatya kulübü ve faaliyetleri, Semra hanımın Özal üzerindeki tahakkümü ve daha pek çok şey bu kitapta açık açık anlatılıyor. 1970 ve 1980'ler Türkiye'sine dair bir panaroma için mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Peyroux, bir alıntı ekledi.
09 Mar 09:45 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Cumhuriyet rejimi neredeyse elden gidiyordu, bunlar ise parasal çıkarlarını düşünüp korkuyordu.

Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi, Emin Çölaşan (Bilgi Yayınevi)Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi, Emin Çölaşan (Bilgi Yayınevi)
Peyroux, bir alıntı ekledi.
09 Mar 09:44 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ben artık yorgun düşmüştüm. Aşkla bağlı olduğum meslekten giderek soğuyordum. Zirveye çıkmıştım ama olanları gördükçe midem bulanıyordu. Sadece ben değil, herkes soğumuştu. Ancak kimsenin ses çıkarma, tavır koyma gücü yoktu. Demokles’in işsizlik kılıcı herkesin başının üzerinde sallanıyordu.

Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi, Emin Çölaşan (Bilgi Yayınevi)Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi, Emin Çölaşan (Bilgi Yayınevi)
Serdar Poirot, Cemaat İsterse'yi inceledi.
28 Şub 15:37 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Kıbrıs'ta gazetecilik okurken Vatan gazetesinde staj yapan ve okulu bitirdikten sonra aynı gazetede çalışmaya başlayan Çağdaş Ulus'un hapishaneye girmesi ve o dönemdeki gazetecilerin durumunun anlatıldığı bir araştırma eseri. Zamanında Gülen destekçisi İhsan Kalkavan hakkında bir kaç haber yaptığı için ölümden dönen gazeteci, bir akşam evinden KCK üyesi olduğu iddiasıyla alınır ve nezarete götürülür. Gazeteci sıfatıyla yaptığı bazı görüşmeler yüzünden içeri giren Ulus, masum olmasına rağmen 268 gün boyunca Metris, Kandıra ve Maltepe cezaevlerinde yatar. Burada Kuzey Irak'a gittiği, orada talimatlar aldığı vb iddia edilir. Ama pasaport kayıtlarında her şey ortaya çıkar. Kendi hapishane günlerini anlatırken bir yandan da Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın, Doğan Yurdakul gibi o dönemde içeri giren gazetecilerle ilgili haberleri de yaşadıklarını da paylaşır. Ayrıca Vatan gazetesinden abisi Mustafa Kutlu, Emin Çölaşan ve ailesinin kendisine nasıl destek olduğunu da anlatıyor. Ayrıca uluslararası mavi basın kartı olan Mustafa Özer'in MİT elemanı olması sebebiyle Çağdaş ile beraber gözaltına alınmasına rağmen serbest kalması gibi detaylara da yer veriliyor. Cezaevlerinin durumunun da anlatıldığı bu kitap gazetecilik mesleğini merak edenlerin faydalanabileceği bir eser.

Serdar Poirot, Yalçın'ı Kim Kurtaracak?'ı inceledi.
28 Şub 15:23 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Ülkenin en genç bankeri Yalçın Doğan'ın hayatındaki ikinci perdenin anlatıldığı roman. Cemile ile nişanlanması, sonrasında işleri büyütüp İzmir'de bir şube açması ve Ankara'daki Enver albay gibi Nejat albayı da oranın başına geçirmesi ile başlıyor. Komiser emeklisi Kasım ile Ankara ve İzmir'de sabun fabrikası kurmaya başlaması ama etrafta türlü çakalların doluşması ve faizleri çok yüksek tutması, bu dönemde de mankenlerle birlikte olması ve en sonunda kendi çalışan Hayat Hanım ile evlenmesi ile devam ediyor. Maliye Bakanı Kaya Erdem'in açıklamasından sonra bankerlerin ve dolayısıyla Yalçın'ın da sıkıntıya düşmesi, Sabahattin ve diğer bankerlerden borç alarak işleri çevirmeye çalışması ama en sonunda arkadaşı Ahmet ile beraber Suriye'ye kaçması, oradan geri dönüp tutuklanması ile devam ediyor. Suriye'ye Hayat'ı da getiren ama dönünce içeri giren Yalçın'ın bankerle koğuşunda yaşadıkları, çıktıktan sonra temizlikçi ve çaycı olarak çalışmaya başlaması, askere gitmesi ama askerdeyken İzmir'deki davalardan dolayı 25 yıl alması ve bu kitapları yazma süreci detaylı bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca okuyuculardan gelen mektuplar vb de anlatılıyor. Oldukça ilginç bir kişilik olan ve 18 yaşındayken banker olup 20 yaşında hapse düşen bu gencin hayat hikayesi mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Serdar Poirot, Yalçın Nereye Koşuyor'u inceledi.
28 Şub 15:20 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Bankerlik yaptığı sırada 25 yıl hapis cezası alan Ankara'nın meşhur bankerlerinden ve Türkiye'nin en genç bankeri olan Yalçın Doğan'ın kendi ağzından yazılan mektuplarla oluşturulan hayat hikâyesinin birinci bölümü. Ortaokuldayken getir götür işleri ile, pazar yerinde çalışması ile başlayan süreçte, sonradan İller Bankası'nın çay ocağını işletmeye başlaması, sevdiği kız olan Cemile'yi istediklerinde ailesinin çaycı olduğu için vermemesi gibi olaylarla başlıyor. Çay ocağından sonra Bimbo Hamburger'in işletmeciliği, Demokratik Parti'nin kooperatif işi ve diğerleri ile devam ediyor. Karaborsadan yağ satarken bir depo kiralaması ve ödemelere sıkıştığında Semiramis adındaki bir bankerin gazete ilanı ile yanına gitmesi ve orada bankerliğin karlı bir iş olduğunu fark etmesinden sonra borç harç bankerliğe başlaması ile devam ediyor. Mahalleden ve çay ocağından arkadaşları Melih, Hasan, Prof, sekreter Mine hanım, Enver albay ve daha niceleri ile bankerlik işinde hızlıca yükselmesi, mankenlerle gazinolarda takılması, 3 tane ölümcül kaza atlatması, Kasım adında emekli bir komiser ile sabun işine, Ali adındaki bir garson ile İzmir'de gazino işine girmesi, abisi Ahmet ve aile üyelerini kurduğu holdinge üye etmesi detaylı bir şekilde anlatılıyor. En sonunda Cemile ile nişanlanması ve 1981 Şubat ayında ciddi bir faiz ödemesi yapacağı ile son bulan kitap oldukça güzel bir otobiyografik eser. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Serdar Poirot, Banker Skandalının Perde Arkası'ı inceledi.
28 Şub 15:19 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Serbest faiz sistemine geçilmesi kararından sonra banka ve bankerlerin neler yaptığı ile ilgili olarak detaylı bir şekilde anlatım yapılan bir araştırma eseri. Özal ve ekibinin aldığı kararlar sonrasında bankaların faizleri ortak koymak için bir centilmenlik anlaşması yapması, ama Hisarbank, Özer Çiller'in genel müdürlük yaptığı İstanbul Bankası gibi bankaların el altından yüksek faiz vermesi, bu bankalar arasında kavga çıkması gibi olaylar başta detaylıca anlatılıyor. Sonrasında mevduat sertifikalarını yasal boşluk yüzünden bankerlerin de alıp satması, valilikten bir kağıt alan adamın banker olması, bazı bankaların bankerlere gizlice sertifika satması anlatılıyor. Ancak bu sistemin patlayacağı hükümet tarafında belli olunca, hükümet tarafından mevduat sertifikası yasağı gelmesi, bankerlerin bundan sonra daha detaylı denetlenmesi, çoğunun yetkisinin iptal edilmesi ve bunun sonucunda ilk etapta Ankara bankerlerinin batması anlatılıyor. En büyük banker olan Banker Kastelli lakaplı Cevher Özden'in işlerini devam ettirebilmesi için devletin sertifika işine göz yumması, ama sonradan çıkan kanun hükmünde kararnameler yüzünden Kastelli'nin de batması ve İsviçre'ye kaçması; olaylarda yanlış bir şey yapmamış olmasına rağmen Maliye Bakanı Kaya Erdem'in verdiği bir demeç yüzünden günah keçisi olması ve en sonunda Erdem ve Özal'ın istifa etmesi detaylı bir şekilde anlatılıyor. O dönemin bankerlik olaylarını merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.