Güncemin bir yerinde şöyle demişim: "Kıyamet günü, Yaratıcı'ya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim." Anlam ve onur. Bütün savaşım bu ikisini, cinnet anlarında bile savunmak. Cinnet, bir kıyametse, anlam ve onur arayışı kıyamette bile insanı terk etmiyor.
Bu engin hayret duygusu olmasaydı ibadet ihtiyacını duymaz, deliliğin kutsal bir mükafat, bir seçkinlik emaresi, bir kutsanmışlık belirtisi olduğunu tekrar tekrar düşünüp başıma gelenlerden dolayı aralıksız şükretmezdim.
Okuduğum her satır yazının, izlediğim her kare filmin, düşündüğüm her düşüncenin gerçek ve canlı bir yaşantıya dönüştüğü ve beni yargıladığı geçitteyim.