Bahadırhan Dinçaslan’ın Seküler Milliyetçilik serisinin ilk cildi, milliyetçilik düşüncesini hem tarihsel hem de teorik bir bağlamda yeniden ele alması bakımından dikkate değer bir eser. Yazar, milliyetçiliği yalnızca duygusal veya retorik bir zemin üzerinden değil; modernite, sekülerlik ve kimlik tartışmaları çerçevesinde değerlendiriyor. Bu yaklaşım, milliyetçilik kavramının bugünün dünyasında nasıl konumlandırılabileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı milliyetçilik modelleriyle Türk milliyetçiliğini karşılaştırarak seküler bir perspektif geliştirmeye çalışmasıdır. Bu durum, milliyetçilik düşüncesini geleneksel sınırların dışına taşıdığı gibi, aynı zamanda onu daha rasyonel ve eleştirel bir tartışma alanına oturtuyor. Yazarın kavramlar üzerinden inşa ettiği bu çerçeve, milliyetçiliği sadece siyasi bir ideoloji değil; toplumsal, kültürel ve felsefi bir mesele olarak da görmemizi sağlıyor.
Eser, kavramsal yoğunluğu nedeniyle zaman zaman okuyucudan dikkatli bir takip talep ediyor. Ancak bu, aynı zamanda onun değerini de artırıyor; çünkü yüzeysel hamasetten uzak, akademik bir sorgulamanın kapısını aralıyor. Kendi okumam açısından bu cilt, milliyetçilik konusundaki kalıplaşmış yaklaşımları sorgulatıcı ve zihinsel olarak ufuk açıcı bir deneyim sundu.
Dinçaslan’ın ortaya koyduğu seküler milliyetçilik anlayışı, hem günümüz milliyetçilik tartışmalarını zenginleştiren hem de geleceğe dair düşünsel bir zemin hazırlayan bir katkı olarak değerlendirilebilir. Serinin devamına dair merak uyandıran bir giriş kitabı niteliğinde