• 430 syf.
    ·5 günde·Puan vermedi
    Kitap, eserde de yer verilen, Saib-i Tebrizi'nin dizelerinden alıyor ismini:

    "Bu kentin ne çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin,
    Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi."

    Uçurtma Avcısı kitabından farklı olarak baş karakterler kadın. Kadın olmak zor. Afganistan'da kadın olmak daha zor. Yine bazı rastlantılarla okuyucuları ters köşe yapıyor yazarımız.

    Kitabı okurken hayalimde Raşit'i bir kaç kez dövdüm. Meryem idam edilirken kitabı kapattım. Sanki ölmekten kurtarabilirmişim gibi. Öylesine hissettirilebilmiş duygular. Meryem'in hikayesi çok çarpıcıydı. Leyla en azından sevdiği insanla gidebildi, 2 tane de çocuğu vardı ama Meryem kimsesizdi. Övgüye değer çok nokta var ama eleştirilecek bir nokta var ki yazmazsam olmaz:

    Hikaye akıcı, acıyı yakından hissediyoruz ama Afganistan'ın kurtarıcısını ABD olarak görmek doğru mu diye düşünmeden edemiyorum. Uçurtma Avcısı kitabında ABD yanlısı abartılı propagandaya eleştiri gelmiş olacak ki yazar bu sefer ABD'nin ve Batı'nın el altından gönderdiği silahlara az da olsa değiniyor. Sovyetler'in en azından kadın hakları konusunda ilerici olduğu ve Taliban ile aynı kefeye konmaması gerektiğini de söylüyor. Tamam ama ABD'nin Afganistan'a girmesinden sonra ortalığın birden düzelmesi, kanın aniden durması nedir? Bunu önce Tarık'ın ağzından duyuyoruz. ABD'nin Afganistan'a girmesi hakkındaki fikirleri: ''O kadar da kötü olmayabilir. Memlekette olanları kastediyorum. Sonuçları o kadar da kötü olmayabilir.'' Sonra da ''Leyla kocasının büyük olasılıkla haklı olduğunu biliyor'' iç sesiyle devam ediyor kitap. Belki o dönem insanı böyle düşündü, yazar da bunu göstermek istedi diyebilirsiniz ama bu müdahale veya işgalden sonra Afganistan adeta yaşanılabilir hale gelmiş gibi resmedilmiş. Oysa bugün Afganistan hala dünyanın en geri bölgelerinden birisi. Hiç kimse kusura bakmasın ama orada insanlar ölürken kitapta bahsedilen NATO güçleri de ABD de, Batı dünyası da, Birleşmiş Milletler ve hatta İslam ülkelerinin de pek çoğu sessiz kaldı. Kimseyi melek gibi lanse etmeye gerek yok. Irak'a götürülen demokrasi(!) ortada. Bir ülke Afganistan'a girerken savaş ve işgal denirken diğeri girdiğinde müdahale deniyorsa burada bir problem vardır.

    Al bakalım Hosseini kardeş, Sovyetler yok. Afganistan, Irak, Suriye, Lübnan, Mısır... Acılar devam ediyor. O topraklardan geldiğin için bölge insanını çok iyi tanıyorsun ama ne yazık ki tarihi yorumlama açısından aynısını söyleyemeyeceğim. Bugün benzer acıları yaşatan IŞİD'in ortaya çıktığı Suriye için de mi ABD'yi kurtarıcı görüyorsun bilmiyorum. Yeşil kuşak projesini araştırmanı öneririm. Daha ilk kitaptaki ''Coca Cola'' ve ''kovboy filmleri'' imgesinin bu kitapta ''Titanic''e ve ''Superman''e evrilmesinden bahsetmedim. Sonuçta o dönemde gerçekten böyle bir ABD hayranlığı var olabilir, sen de dönemi anlatıyor olabilirsin. Ayrıca ''Bir Afgan çocuğa neden Clark adı verilmesin?'' cümlelerinden de bahsetmedim. Belki çok masumane bir evrensel barış fikri vardır kafanda. Ama bir ülkenin kurtuluşu asla başka bir ülkenin insafına terk edilmekten geçmemeli.


    Son olarak da bazı kavramların ne kadar değerli olduğunu gösterdi kitap. Özgürlük ve bağımsızlık ne kadar da önemli. Dinin yozlaştırıldığı bir ideolojinin hakimiyetinde yaşamak ne kadar da zor. Bazıları çıkıp diyecek ki ya oradaki gruplar çok radikal ve eğitimsiz, ondan öyle. Madem öyle neden dine dayalı devlet isteyenlerin çoğundan ''eğitim'' lafını duyamıyoruz. Neden bir avuç fen lisesi kalmasına ses etmiyorsunuz? Tüm ülkeye ders olması gereken bir Afganistan...

    Tekrar söylüyorum, bence kitabın kurgusu iyi. Hosseini bu konuda başarılı ama propaganda başarısız. İlk kitapta Emir ve Hasan'ın hatrına bazı şeyleri görmezden gelip 2. Kitabı aldım ama 3. Kitabı okumak isteğim yok. Ama hikayenin güzelliği sebebiyle de keşke okumasaydım demedim.
  • 375 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kitabı baya önce okumuştum fakat incelemesini yapmamıştım,şu an yapacağım ilk inceleme olacak.

    Öncelikle kitaba başlama sebebim çoğu kişinin bahsediyor olmasıydı.Bu yüzden de beklentimi yüksek tuttum ve kesinlikle beklentimi karşıladı.

    Kitap,Hasan ve Emir’in dostluğu üzerinde duruyor.Günümüz ilişkilerine kıyasla menfaat gözetmeyen bir dostluk.Hasan’ın arkadaşı uğruna yapmayacağı bir şeyin olmaması,temiz yürekli oluşu tam anlamıyla gerçek dostluğun nasıl olduğunu öğretti bana.İlk başta kitabın başkahramanının Hasan olduğunu düşünmüştüm bu yüzden kitap bana birazcık sıradan gelmişti.Fakat sonraları bunun Emir olduğunu anlamamla birlikle büyük bir ilgiyle okudum.Çünkü genellikle kitaplarda başkahramanın saf,masum olduğunu düşünürdüm.Fakat Emir’in o kadar da masum olmadığını hepimiz biliyoruz.Bu yüzden onun başkahraman olup vicdan azabını anlatıyor olması bu kitaptaki en sevdiğim diğer yanlardan.

    Khaled Hosseini’nin kitapta kullandığı üslupta ayrı bir şeydi zaten.Bu kitabı okuduktan sonra hemen diğer kitaplarını da okumak istedim ve diğer kitabı olan Bin Muhteşem Güneş’i okudum.Cidden iki kitabı da muhteşemdi.Herkesin okumasını kesinlikle tavsiye ediyorum.

    Bu arada son olarak Uçurtma Avcısı’nın filmini de izledim.Her ne kadar kitabının yerini tutamasa da ve bazı yerleri değiştirilmiş olsa da kitabı kadar muazzamdı.

    “Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir... Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.

    Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek) adiliktir. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur...”

    :’)
  • 440 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Sanırım ilk kez gözyaşları içerisinde bir kitabı bitiriyorum. Bitmesi fazlaca üzdü beni. Dostluk, sadakat, ihanet kavramlarının bu kadar doygunluğa ulaşmış olması bende büyük bir etki bıraktı.
    Kitap Hasan ve Emir adlı iki şahsın dostluğunu, aslında çokça Emir'in ihaneti işleyen muazzam bir kurgu üzerine yazılmış muhteşem ötesi bir kitap. Ara ara çocukluğunuza gidip geçmişinizle yüzleşmenize vesile olacaktır. Ayrıca şeriat isteyenlerinde okuyup üzerinde düşünmesi gereken bir kitap.
  • 'Eninde de sonunda da emir ancak Allah'ındır. ' er-Rûm 4
    Duamızın ve amelimizin kabulü için, aramızda hiç aracı yoktur. Ve Allah, hiç kimseye kaldırabileceğinden fazlasını yüklemez.
  • ‘‘ Emir ve Hasan ; Kâbil ' in Sultanları . ''
  • 375 syf.
    ·Puan vermedi
    Yazarın okuduğum ilk kitabıydı bu kitabı okuyupta etkilnenmeyen yoktur bence çok etkilendim mutlaka okuyun her.Hasan ve Emir ismini duyunca aklıma bu kitap gelir.
  • 375 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Ah hasan, ah sohrab ne kadar güzel bir benzerlik bu kader ve yaşam ikiniz içinde aynı yazılmak zorunda mıydı?
    Dikkat ağlatabilir ama son 100 sayfayı biraz boşa yazılmış gibi ve kitabının sonunu anlayabiliyorsunuz ama kitap çok akıcı hiç sıkılmadan elinizden bırakmadan okuyacağınıza eminim.
    Emir ve Baba iki sinir bozucu karakter, ikisinin de huyları ne yazık ki aynı aslında, Süreyya ne de güzel bir insandın sen...
    Ve Rahim ağa ilk başta çok sevip daha sonradan bunu nasıl yapabilir diyor insan.
    Uçurtmaları sevin, kardeşliğe, dostluğa ihanet etmeyin, sevin ve daima sevilin...