Sokağa çıkıp uzun, dar yolda süzülüp gitti kadın istasyona doğru. Üç beş dakika sonra adam çıktı. Başka bir sokağa girip kayboldu. Bir ayağı sakat sehpanın üzerinde kalan eriklere ve tarağa pencereden sızan güneş vuruyordu.
uslu uslu bir tanıtım yazısı değil bu.Bu kadar yürekten bu kadar şiir gibi yazılmış öykülere mutlaka okuyun yazısı. Her öykünün yüreği olduğunu, her öykünün yaşanmışlıkla birebir bağı olduğunu bilmek gerek. İyi okurların öyküsü bunlar.Öyle gerçeküstü kelimelerle bezenmemiş, yazar kelimeleri ardı ardına sıralayıp ta bakın nasıl yazdım demiyor. Şiirsel bir anlatım ile her öyküyü yaşıyorsunuz. Karakol öyküsü misal gülmekten gözünüzden yaş gelitcesine bir ülke gerçekliğini anlatıyor ve final de de yüreğiniz bir kabarıyor ki umut içinde kalıyorsunuz. Hangi öyküsünden bahsetsem ki. İzmarit öyküsünde bir devrimcinin aşkının tanımı, Yasak Kitap ta yasaklanamayan kitapların öyküsünü, hele Bok Yarışı öyküsünde kimliğini redetmek isteyen bir yazarın alçalışını yaşıyorsunuz. Orhan Kemal Hikaye Ödüllü bu kitap. Reklamı fazla yapılmamış, belki de öykülerin bu ülkenin gerçekliğinden çıkmasındandır. Okurken kafanızda Ruhi Su, Grup Yorum, Kızılırmak ezgileri akıyor çoşkulu, halkın içinden gelen ezgiler Deniz Faruk Zeren in öykülerine karışıyor. Bu denli güçlü. MUTLAKA OKUMALISINIZ... Umuda ihtiyacımız var, unutmamaya ihtiyacımız