• Bu eksiklik suç işleyen psikopatlarda, ırz düşmanlarında, çocuklara sarkıntılık yapan tiplerde görülür.
  • Kötü insanlar vardır bu çocukluğumdan beri bilirdim, ama şu bir yılda çok çok çok kötü insanların olduğunu, bencil, empati yoksunu, insanların gözünü korkutmaktan başka amaçları olmayan insanları daha çok gördüm. İnsanları kullanları daha daha çok... Ama hepsinden çok sanki bu dünyaya ayit değilmişim onu anladım
  • 256 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Sol ayağıma çok benzer bir hikaye. Beyin felci olan bir çocuğun, olağanüstü çalışan bir beyinle birlikte vücuduna hapsolmasını görüyoruz.
    Özürü engele çeviren, empati yoksunu biz insanlar bir hayatı mahvedebiliyoruz. Ellerinden tutulduğunda, kendisini anlayan bir insanla karşılaştığında özürlü bireylerin neler yapabileceğini hepimiz biliyoruz artık, o yüzden Melody'nin başarısından ziyade insanların acımasızlığına odaklanarak ve bir kez daha şaşırarak okudum kitabı.
  • 2 ay önce de böyle bir ileti yazmıştım. 4.5 milyar yaşında hissettiğimi, ölemediğimi, dünyada gerçekleşmiş tüm lanetli olaylarını iliklerimde hissettiğimi anlatmıştım. Yine sancılar içerisindeyim. Yine bir şeyler anlatmak istiyorum. İlk iletiyi merak edenler için:
    #63975108

    Hayatımı bir nebze anlamlandırmak, çevreyi gözlemlemek için okumaya başladım. Anlayabilirsem din felsefesini ve felsefeyi anlamak istiyorum. Henüz yolun başındayken böyle sancılar çekmemin sebebini inanın ben de bilmiyorum. Okumanın keyif verici yanlarından çok, gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpmasını nasıl görmezden gelebiliyoruz? Orta Çağdasınız veba vakalarıyla ölüyorsunuz. Yüzyıllar sonra lise talebesi sizi okuyor ve buna yazık diyor. Orta Çağdasınız ve bir kadınsınız. Kilisenin mal rahipleri sizi cadı diyerek yaftalıyor ve sizi yakıyor. Yüzyıllar sonra empati yoksunu bir sığır sizi okuyup iyi kızarmış mı, ateşi bol olsun diyor. Sokrates'in savunmasını okuyorsun, gayet güzel diyorsun. Hepimiz Sokrates'çiyiz yaaa diye bağırıyorsun. Nasılda direndi diyorsun. Doğru bildiği yoldan şaşmadı diyorsun. Kitabı kapattıktan sonra adrenalinin tavan yapmış. En büyük direnişçi sensin. Çünkü Sokratesin Savunmasını okumuşsun. Sonra komşunu haksız yere suçluyorlar sense o büyük Sokratesçi, az önce bağıran büyük Sokratesçi ne yapıyorsun biliyor musun? Kafanı çevirip gidiyorsun. Ölü Ozanlar Derneği’ni okuyorsun. Beyni olmayan, sadece önünü görebilen aptal müdür karakterini görüp amma da bağnaz diyorsun. Yenilikçi değil diyorsun. Sonra kitabın kral karakteri Bay Keating’i görüyorsun. Işıl ışıl parlıyor. Çünkü farklı düşünüyor, tabuları yıkmayı istiyor. Sana birey olmayı öğretmek istiyor. Kapıyı açıyor seni farklı bir dünyaya götürüyor. Kitabı kapatıyorsun. Artık en özgürlükçü sensin, en farklı düşünen sensin, muazzam duygular içerisindesin. Sonra sevgili okur ne yapıyorsun biliyor musun? Şakşakçı kanalların sana dayattığı her fikre katılıp, beynini yormayı bırakıyorsun. Hani en kral sendin? Ee sen düşünmeyi öğrenememişsin ki. Sana sunulan her şeye atlıyorsun. Nerede kaldı Ölü ozanlar? Nerede kaldı Kral ozan Bay Keating? Ben Malala kitabını okudun mu? Malala kim biliyor musun? En geç Nobel ödülünü alan kadından bahsediyorum. Biliyor musun kitabını? Taliban’ın başlarına neler getirdiğini biliyor musun? Tabiki biliyorsun. Çünkü sen mükemmel bir okuyucusun. Her şey hakkında bilgin var. Afganistan’daki kadına üzülürken yanı başında inancı farklı olanı ezerlerken sesini çıkardın mı? Toplum içinde kadın kahkaha atmasın dediklerinde bu ne saçma bir düşünce yapısıdır deyip kadına destek çıktın mı? Sana ne kardeşim kadının toplum içerisinde attığı kahkadan dedin mi? İmam Gazali okudun mu? İnsanın Aldanışı kitabını bilir misin? Bilirsin tabi. En mükemmel okuyucu sensin çünkü. Merak edip bakmışsındır. Nasıl, güzel eleştiriyor mu din şarlatanlarını? Trilyonlarca para verilip 2 sıra namaz cemaati oluşturamayan camileri, şatafatı nasıl eleştiriyor gördün mü? Gördün tabi. Kitabı kapattın. Adam bin yıl öncesinden toplumu 10 numara analiz etmiş dedin. Takdir ettin sonra en lüks, gösterişli camiye Cuma kılmak için koştun. Pahalı taşlara, süslere Allah katında ne diye ihtiyaç var yaa diye sormak aklına gelmedi. İmamlara sorsan Allah’ın evi çirkin mi olsun der. Namaz cemaati oluşturamıyorsun kardeşim. İnsanlar sizden bıkmış. Asıl eleştireceğiniz, karşınıza dikileceğiniz adamları bırakıp sakız orucu bozar mı sorularına cevap arar olmuşsunuz. İnsanın Aldanışı nasılmış gördün mü imam kardeş? Görmezsin. Para, mevki tatlı gelmiştir çünkü. İmam olmana da gerek yok bu arada. Namaz kılayım, terfi alayım çünkü patronum dini bütün bir adamdır diye düşünen arkadaş sen de buralardasın değil mi? Biliyorum buralarda olduğunu. İnsanın aldanışı nasılmış? Güzel miymiş? Değilmiş değil mi kardeş? 179 tane kitap okudum. Çizgi romanları falan çıkarsak 175 civarı diyebiliriz. Buraya okuduğum birçok kitaptan örnekler döker eleştiri yaparım. Ama yine bu sancım geçmez. Sancılarım artıyor. Ruhum daralıyor. Bir şey yapma isteği ağır basarken bedenimi dipsiz kuyuda boğuyorlar. 4.5 milyar yaşındayım. Ruhum kararmış. Sanırım okumak bana iyi gelmiyor.
  • 256 syf.
    ·6 günde·8/10
    Kitabın tüm edebi özelliği, ve ağır ilerlemesine rağmen insanın elinden bırakmasına engel olabilen hatırı sayılır inatçı bölümlerini bir kenara alalım. Bu kitabı okumanızı tavsiye ETMİYORUM. Asla da etmem. Ben ömrümde böyle iç karartıcı ve insanın huzurunu kurutan bir roman konusu görmedim. Sabahattin Ali, okuyucuların içini öyle bir kemiriyor ki konuyu işleyişiyle, tıpkı kulak kemiren fareler gibi; acı hissettirmeden, pıtır pıtır. Öyle karakterler yaratmış ki; fakirlik, parasızlık, hayat endişesi, çaresizlik, boyun eğme, tamahkarlık... Zararlı ve acınası ne kadar duygu varsa hepsini yaşıyorsunuz. O kadar iyi betimlemeler var ki empati yoksunu insanlar bile bu kitapta empati kurmadan edemezler. Yazar öyle tarif ediyor ki karakterleri ve düştükleri durumları, ömrü hayatınızda hiçbir insana bu kitaptaki karakterlere acıdığınız kadar acımamışsınızdır. Acımaktan, onların adına utanmaktan, kızmaktan, deli olmaktan içim kurudu. Daha içten konuşmak gerekirse; ben bu kitabı ASLA sevdiğim bir insana hediye etmem. ASLA. Vicdanı, merhameti olan da bu kitabı okumaya başlayanı durdurur. Okumayı düşünenler veya yeni başlamış olanlar varsa içtenlikle söylüyorum, BIRAKIN. Başka ağır veya depresif kitaplar okuyun, emin olun bu kadar bunalmazsınız. Birçok ağır kitabın altından kalkmışımdır ama bu kitap benim ciğerimi söndürdü. Ne ağlatıyor, ne korkutuyor ama öyle bir sıkıyor sinir bozuyor ki. Toplam üç karakter var.
    Nihat; naptığı belli olmayan, aldığı eğitimin yüz karası, boş boş konuşup ordan burdan aldığı borç paraları fakir fukaraya verip büyük adam görüntüsü yaratan, çok konuşup bilgili bir ağır abi gibi dolaşan ve yine böyle bir çevresi olan boş beyin Nihat! Sanki bir MHP çukuruna düşmüş gibi(!)
    Ömer; bir hayır diyemeyen, hiçbir duruşu olmayan, iyi ve kötünün ayırdına varabilen fakat yine de karşısına kötü çıkınca karşı koyamayan iradesiz, kılıfsız, bencil, omurgasız, aptal romantikler karası Ömer!
    Macide; ah Macide ah! Beni deli ettin. Eh be kızım, o kadar iyisin ve hakiki birisin ki! Ama Ömer'i iradesizliğini fark edip üzülmene rağmen kendin de iradesizsin. Her insanın aynı böyle Macide gibi her şeyi affettiği, her şeye iyi yönden baktığı, ortada iyi yön yoksa bile uydurup ona inandığı saf mı saf salak mı salak bir dönemi olmuştur. Macide'nin aklı bir ara başına geliyor fakat o zaman bile aptallık ediyor.
    İşte kitap bu üç karakterden oluşuyorken siz sanki bir mahalle dolusu insanla uğraşıyor gibi yoruluyorsunuz.
    Sabahattin Ali'nin müthiş betimlemesinden biraz daha bahsetmek gerekirse; Macide'yi karşı karşıya soktuğu tüm durumlarda, Macide'yi burun buruna getirdiği en iğrenç adamların yanında bile öyle uzatarak ve ayrıntılı betimleme yapıyor ki insan çileden çıkıyor. Bir an önce o kötü sahnenin bitmesini istiyorsunuz ama yazar diyor ki yoook biraz daha rahatsız ol ki Macide'yi daha da anla. Macide bile kendini bizden daha iyi anlamamıştır.
    Lafın kısası yazar tüm yeteneğini konuşturuyor fakat siz nefes alıp vermenin kıymetini anlıyorsunuz, sürekli soluklanıp öyle devam ediyorsunuz. Kitabın sonunda yaptığı saklı eleştiriler okunmaya değer fakat kendinize bunu yapmaya değmez. Şu hayatı biraz seviyorsanız OKUMAYIN. Boşverin yazarın diğer şaheserlerini okuyun. Ufunet çöktü, yazarken bile.