Bence evet ama bir de yazarın dediğine bakalım:
“Demek ki, öyle bir bağlantı da olanaklı: Özleyen, özlenen ile ilgili kıskançlıklarını
içinden ayıklayabildiği kadarıyla, ancak, özleminin asıl anlamına
ulaşabilir - bu da, ona, sevgisinin içinde 'bencilliğin' ne ölçüde yer
aldığını gösterebilir çünkü kıskançlık, özlemin -ve, sevginin- bozuk
(yani, ben-merkezciliğe dayalı, dolayısıyla tek-yanlı) bir biçimidir.”
Botanikte bir bitkinin, çiçeğin ya da yaprağın büyümesini, gelişmesini ve sürekli yenilenmesini sağlayan en canlı, en aktif hücrelerin bulunduğu yere büyüme noktası denir.
Bir çiçeğin büyüme noktası kuruduğunda, o çiçek artık daha fazla büyüyemez, yeni yapraklar açamaz ve gelişimi durur. Geleceğe dair umudu ve canlılığı simgeleyen o nokta artık işlevini yitirmiştir.
Botanikte bir bitkinin, çiçeğin ya da yaprağın büyümesini, gelişmesini ve sürekli yenilenmesini sağlayan en canlı, en aktif hücrelerin bulunduğu yere büyüme noktası denir.
Özlem, bir ses işitmeyi istemektir temelde :
diri ve canlı bir ses - bu, aslında , özleyenin
istediklerinin yalnızca küçük bir parçasıdır -
bir simgesi yalnızca, sanki; ama, özlenenin
bütün kendisi olarak özleyeni beklediğinin simgesi
-imgesi-imi- olarak, bir tür rahatlama verebilir,
özleyene : özlenen, oradadır, vardır, onundur ...