Tıpkı uysal tipin insanların "iyi, hoş" oldukları inancına sıkı sıkıya sarılma ve tersinin kanıtlarıyla sürekli olarak şaşırtılması gibi, saldırgan tip de herkesin düşman olduğuna inanır ve böyle olmadıklarını kabul etmeyi reddeder. Onun için yaşam, amansız bir kavgadır ve cephe gerisini şeytan tutmuştur.
Dikkatimizi, sevgi ve cinselliğin uysal tip için oynadığı role çevirme gereğini duyuyoruz. Onun için sevgi, sik sik, uğruna çalışmaya ve yaşamaya değen tek amaç gibi gözükür. Sevgisiz yaşam onun için kuru, kısır, bomboş birşeydir. Fritz Wittles'in zorlanımlı arayışlara uyguladığ bir deyimi * kullanmak gerekirse sevgi, bunun dışında herşeyin bir yana itilmesine dek arkasından koşulan bir yanılsama olup çıkar. Insanlar, doğa, iş ya da şu veya bu türden bir eğlence ya da uğraş, bunlara tat ve haz katacak bir sevgi ilişkisi olmadığı sürece kesinlikle anlamsızlaşır. Bizim kültürümüzün koşullarn altında bu saplantıya kadınlarda erkeklerden daha sik rastlanması gerçeği, bunun özeilikle kadınca bir özlem oldugu gorüşünün doğmasına açmıştır. Aslında bunun kadınlıkla ya da erkeklik ile hiçbir ilişkisi yoktur, ama usdışı ve zorlanımlı bir itki oluşu nedeniyle nevrotik bir olgudur.
Çoğumuz -bilmeksizin- çatışmaların yrticı pençesine düştüğümüz için, yaşamları' bu çalkantıların olumsuz etkilerinden uzak ve düzgün bir yoldan akıp gidiyor gibi gözüken insanlara imrenme ve hayranlık duyma eğilimi gösteririz. Bu hayranlık nesnel bir temele dayanabilir. Sözkonusu insanlar kendilerine ait değerler
basamağını oluşturan ya da çatışmalarla geçen yıllar ve karar verme ihtiyacının alt-üst edici gücünü yitirmesi yüzünden bir dinginlik ölçüsüne ulaşan güçlü insanlar olabilirler. Ama diş görünüm
aldaticı olabilir. Bizim imrendiğimiz insanların birçoğu duygusuzluk, uydumculuk (conformity) ya da fırsatçılık yüzünden, bir çatışmayla gerçek anlamda yüzyüze gelme ya da bunu kendi inançları temelinde gerçek anlamda çözmeye çalışma yetisinden yoksundur ve sonuçta sadece anlık çıkar peşinde sürüklenmektedir.
Kadının cinsel yaşamında ve annelik işlevinde yaşanan özgün doyumlar mazoşist bir yapıdadır. Çocukluk dönemindeki babayla ilgili arzu ve fantazilerin içeriği, onun tarafından sakatlanma, yani iğdiş edilme arzusudur. Aybaşı kanaması mazoşistçe bir d mıeneyimin örtülü bir dışavurumudur. Kadının gizlice arzuladığı şey, cinsel ilişkide tecavüz ve şiddet ya da zihinsel alanda küçük düşürülmedir. Çocukla olan analık ilişkisi gibi, çocuk doğurma işi de kadına bilinçsiz ve mazoşistçe bir doyum verir. Üstelik erkeklerin mazoşizm fantazilerinde ya da edimlerinde düşündükleri şey, onların dişi rolü oynamak istediklerinin bir belirtisine karşılık gelir.