Öyle görünüyor ki cinsel erotizmin gizemi bile aslında bu anlamda öteki kişinin bedenini fiilen sevryor olmamız olgusunda yatar; onu salt "istemeyiz" ya da salt estetik olarak tasavvur etmeyiz. Arzu ve saygı, sevgi ile bağlantılı olabilir. Ne var ki, nesneyle karşılıklı duruşuna nispetle yalnız arzu değil, fakat -tam anlamıyla düşünüldüğünde- saygı da nesneye "fazla" yaklaşır. Biri nesne üzerinde bir güç uygulama meselesi iken, diğeri nesne ile ilgili otoriter bir karar meselesidir. Sevgi her iki olanağa da uzak durur.
Deneyimli cezaevi uzmanları kadın hapishane görevlilerinin işe alımı ile ilgili olarak ancak iyiden iyiye eğitimli kadınların bu göreve getirilmeleri gerektiğini vurgulamışlardır. Bir kural olarak erkek mahkum, gardiyan eğitim ve kültürde kendisinin epey altında olsa bile, gardiyana itaat etmek konusunda oldukça uysaldır. Ne var ki kadın mahkumlar kendilerinden eğitim ve kültür bakımından aşağıda olan bir kadın gardiyana neredeyse her zaman zorluk çıkarmışlardır. Diğer deyişle, erkek bütüncül kişiliğini içinde bulunduğu bireysel ilişkiden farklılaştırır. Bu ilişkiyi, bütünüyle nesnel bir tarzda, söz konusu ilişkinin dışında olan tüm etmenlerden kopuk olarak deneyimler. Diğer yandan kadın, bu anlık ilişkinin kişisel olmayan bir tarzda meydana gelmesine izin veremez. Aksine bu ilişkiyi bütün varlığından ayrılmaz olarak deneyimler. Bu nedenle, kendisinin bütün kişiliği ile kadın gardiyanın bütün kişiliği arasındaki ilişkininin anıştırdığı karşılaştırmalarda ve çıkarımlarda bulunur.
Erkek daha az dindardır.
Bu durum, erkeğin, şeyleri daha çok özerk nesnelliklerinin terimleri içinde görmesine yol açan farklılaşmış niteliğinden ileri gelir. Çevreyi merkezden ayırmak ve ilgi alanlarıyla eylemleri bütünleyici karşılıklı bağlantılarından bağımsız kılmak için kendini belirgin bifarklı, öze dair eğilimler çokluğuna ayrıştırma yetisini düşünün. Bütün bunlar sadakatsizlik lehine bir yatkınlık doğurur.