Corpus., Av Dönencesi'ni inceledi.
12 May 12:40 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir türlü fırsat bulup da yapamadığım Av Dönencesi yorumu ile herkese merhabalar. Sanırım yine uzun bir yorum olacak. Hazırsak başlıyorum?

Büşra Toraman’ın kalemiyle daha önce hiç tanışmamıştım. Hakkında epeyce yorum gördüm ama o kadar takıntılı bir insanımdır ki paylaşılan alıntıları bile okumamıştım. Bir kalemle tanışacaksam kimsenin etkisinde olmak istemem. İyi ki de öyle yapmışım. Şu an Kırmızı Başlıklı Kız serisine başlamakla ilgili tek bir pişmanlığım var, o da serinin bitmemiş olması. Bitmeyen serileri okumak beni deli ediyor. Hemen okumak zorunda değilim ama elimin altında olsa daha huzurlu hissederim. Her neyse.

Baştan söyleyeyim kitabı çok sevdim. Eleştireceğim birkaç nokta olsa da genel olarak övgü dolu bir yorum olacak, ona göre şaşkınlık nidaları atmaya başlayabilirsiniz. Büşra kitap sevdi arkadaşlar, açılın lütfen.

Kısaca konuyu özetlemek istiyorum. Spoiler olmayacak ama isterseniz bu paragrafı atlayabilirsiniz. Ada Mahfer, ailesi ile gittiği bir kış tatilinde korkunç bir olay yaşıyor. Tüm ailesinin kurtlar tarafından katledilmesinin ardından gözlerini hastane odasında açıyor ve onu ayakta tutan tek şey yaşadığı kısmi hafıza kaybı oluyor. Teyzesi ile Kanada’ya yerleşip kendini ve hayatını toparlamak istiyor lakin yeni hayatının önündeki sır perdesi aralanırken aklının ucuna bile gelmeyecek gerçeklerle karşılaşıyor. Kurtadamlar, dozunda bir gizem ve sihirli bir dünyaya atılan adımlarla Ada’nın yeni hayatı başlıyor.

Kurtadamlar hakkında yazılmış kitaplar okuduğumu hatırlamıyorum. Alacakaranlık, bildiğimiz kırmızı başlıklı kız masalı ve birkaç gizil öğrenme dışında fantastik edebiyatta nasıl yer aldığını bilmediğimi söyleyebilirim. İlgimi çekmediği için de değil üstelik. Ben Alacakaranlık serisini sırf Jacob için okumuş ve izlemiş biriyim. Daima kurtadamlardan yanayım yani ama araştırmadım diyebiliriz. Bu yüzden kurguyu benimserken bir parça zorlanmış olabilirim. Aklıma Alacakaranlık’ı getiren çok fazla detay vardı ve seri isminin orijinal olmayışı da benim için nahoştu. Voltaire gibi yaşlılardan oluşan bir meclis, dönüşüm geçirme şekillerindeki benzerlik, vücut ısısı, bazı kurtların kendine has özel yeteneği olabilmesi, biri ilkel biri modern şekilde ayrılmış iki kurt topluluğu vs. Bunlar ne yazık ki serinin benim gözümdeki olumsuz yanlarıydı.

Bunları yavaş yavaş görmezden gelmeye başladım çünkü diğer detaylar gayet özgündü. Büyücüler olması, sihirli dövmeler, arka plandaki kehanet öyküsü, hafif polisiye sayılabilecek detaylar vs. Kurgu detaylandıkça daha çok hoşuma gitmeye başladı anlayacağınız. Normalde biraz aceleci bir insan olduğum için kitapları okumaya başlarken hemen karar veririm, daha ilk elli sayfadan sevdim ya da sevmedim modlarına girerim. Av Dönencesi için durum biraz karışıktı. Durgun başladık, yazarın tarzı da bunu biraz arttırdı. Karakterler ve olaylarla ilgili detayları gerçekten yavaş bir şekilde yansıtıyor. Bunu bilmediğim için biraz hım, hım, hım modlarında okumaya başladım ama ortaya çıkan her detayla birlikte hıııımmmm, hııımmmm, hıııımmmm kısmına geçebildim. Ve itiraf etmem gerekirse Dawson karakteri bakış açımı bir hayli etkiledi. O olmasaydı kitabı okur, sevdim der ve geçerdim. Ama adam efsane olmuş ya. Bazı yerlerde gerçekten gözümden kalpler falan fışkırdığını hissettim. Soğuk bir karakter. En sevdiğim şeylerden biri de onun böyle olmasının gerçekten mantıklı bir sebebi oluşu. Yani zorlama bir karakter değil. Her detayıyla etkileyici biriydi. Kaldı ki kendisi kurtadam. Şuraya ergence emojiler bırakmamak için kendimi zor tutuyorum.

Ada da hoş bir karakter. Bazı dengesizlikleri ve itici davranışları olmadı mı? Oldu ama işin aslı böyle bir travmadan sonra gayet normal olduğu bile söylenebilir. Elinden geleni yapması hoşuma gitti.

Diğer karakterler de gayet iyiydi. Özellikle arkadaşlar arası diyaloglar çok hoşuma gitti. Zorlama olmayan mizah severim.

Bir de aşk yönü var. Bayılıyorum nahif aşklara. Aşkın dokunarak değil davranışlarla, ses tonuyla, bakışlarla hissedildiği tüm kitaplara zaafım var. Birkaç sahne var kitapta, birden fazla kez okuyup kitaba sarıldığım doğrudur. Hele Rusya’ya yapılan yolculuk sırasında olanlar o ka-dar gü-zel-di ki! O kısmı pamuklara sarabilir miyiz?

Kitap bittiğinden beri elime ne alsam biraz okuyup kenara atıyorum. Sevmenin de yan etkileri oluyor. Etkisinden çıkana dek bocalıyorum. İkinci kitaba da başlamak istemiyorum çünkü bir sindireyim her şeyi, o arada mümkünse üçüncü kitap çıksın falan istiyorum. İşte öyle bir şeyler.

Toparlamam gerekirse redaksiyon dışında dili gayet güzel, akıcı ve hoş bir kitaptı Av Dönencesi. Kurgusu hoştu, karakterler bayağı hoştu ve severek okudum. Fantastik kitaplar okumayı, kurtadamları, nahif bir aşk öyküsünü, gizem ve mini polisiye detayları olan bir seriyi okumak isterseniz mutlaka tavsiye ederim.

Gamze Özmen, Değiştirilmiş Karbon'u inceledi.
20 Nis 16:48 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kadar beğendiğim bir kitap için uzun bir okuma süresi oldu. İlk defa siber-punk türü bir kitap okuyorum onun etkisi de olabilir. Bilim kurgu hastasıyım bunu biliyordum zaten artık siber-punk dünyasının da benim için yaratılmış olduğunu düşünmeye başladım. Kitabın konusu malum, gelecekte kılıf denilen bedenlere kişinin bilincinin aktarılması sonucu özellikle zenginlerin kolay kolay ölmediği, teknolojinin ve sanal gerçekliğin sınırlarının zorlandığı, dünya dışı yaşamların da karşımıza çıktığı bir dünya yaratmış yazar. Özellikle son 100 sayfası çok heyecanlıydı bitirip bir an önce 2. kitaba başlamak için sabırsızlandım.
Baş karakter Elçi dedikleri asker gibi bir şey ama asker değil. Küstah, alaycı, zeki, kendini beğenmiş ve öldürme işinde çok iyi... Bir başkarakterde aradığım özellikler top5 listesi gibi bir şey oldu bu.:))
Karakterin çözmeye çalıştığı olay (intihar mı-cinayet mi) ile ilgili teorim çıkmasa da sonunda gerçekleşme şekli olarak yazarla aynı kanıya varmış olduğum için mutluyum. (Spoiler vermemek için kıvranırken anlamsız cümleler kuran bir kitap kurdu) Kitap beni kesinlikle kendi dünyası içine aldı, tabii ara ara yazım hataları nedeniyle kopmalar da yaşamadım değil. Her ne kadar kitap okurken yapılmaması gereken bir şey olsa da bazı yerleri bir kaç kere okumak zorunda kaldım. Teknik terimler zorladı, ayrıca karakterler ve olaylar çok fazla olduğundan ve ben uzun zaman dilimine yayarak okuduğum için 'yahu bu kimdi, bu niye buraya gitti' diye kısa hatırlama turları yaptım.
Sonuç olarak kitabı okuduğumdan pişman değilim, anladığım kadarıyla çok beğenen de var beklentilerini karşılamadığını söyleyen de... Bence bilim kurgu sevenler bu kitabı okumalı. Küçük bir araştırma ile aynı tarzda filmler, animeler ve kitaplar listelerine ulaştım. İçlerinden en az birini izleyip-okuyup beğenen ve beklentisi çok yüksek olmayanlar bu kitabı da beğenir. Tabii siber-punk konusunda kitap yazabilecek derecede uzmanlaşan kesimi ayrı tutmalı. Bana göre tek kötü yanı seri olması, çünkü her zaman seri kitapları peş peşe okumayı tercih eden biriyim. 2. kitap yeni çıktı sırf yeni bulduğum dünyadan kopmamak için aldım. 3. kitap ne zaman çıkar bilmiyorum, umarım o zamana tekrar ilk iki kitabı baştan okumak zorunda kalmam.

inci, bir alıntı ekledi.
20 Nis 15:33 · İnceledi

İstediği şey Şükran'ın gitmesi değil. Başa dönmek istiyor o, en başa, otobüse binip İstanbul'a gittiği ilk güne. Hayatını yeniden yazmak istiyor, olmadı bu deyip yazdığı sayfaları buruşturup atmak, baştan başlamak. Bunun mümkün olmaması çok acı.

Dünya Ağrısı, Ayfer Tunç (Epub)Dünya Ağrısı, Ayfer Tunç (Epub)
Tuco Herrera, Şimdiki Çocuklar Harika'yı inceledi.
 18 Nis 00:11 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

BAZI ÜRÜNLER FABRİKA ÇIKIŞI İTİBARİYLE "ARIZALIDIR" !!!

Aslında bu değil , Aziz BABA 'nın bambaşka bir kitabına inceleme yazmaktı amacım.. Sevgili İnci de bu kitaba bir inceleme yazmış ..Okudum ..Pekte güzel , duygusal bir inceleme olmuş.. Bizim kalbimiz adamantinle kaplı , pek tabii nüfuz etmedi öylesine çok ..Bilmem belki de kendim evli olmamamdan kaynaklıdır ..Çoluğum çocuğum yok ..Herneyse bunu toplum bilimciler, sosyologlar falan tartışsın =)) İncelemenin altına duygusal yorumlar ve hayrolsunlu mesajlar döşeneceklere not : Umrumda dahi değil .. Benim kendi yargılarım çok daha ayrı .. Herneyse okudum incelemeyi.. Beynimde şimşekler çaktı , 15000000 volt geçti o an beynimden.. Ulan ben bunu daha önce niçin düşünmedim diye.. Buyrun başlayalım ..

Bu da kısmi bir incelemedir .. Yılların kendimce sorulan hesabıdır .. Bir bakıma gavurun deyişi ile PAYBACK 'tir .. Hem kendim ile , hem de ailesel bazda hesaplaşmadır..

Sevgili ailem ,

5 bilemedin 6 yaşımda ya var , ya yoktum .. Kuran kursuna gitmek istiyorum dedim .. Gık demedin ..Gittik ..Kur'an değildi ( sonradan onu da öğrendik gerçi ama ) , arapçaydı bize öğretilen .. Elifler bilmem neler falan kaldırmadı kafamız .. İyi bir zopa yedik haliyle imamdan kızılcık sopasıyla ..Hemen firar verdik tabii.. Bize göre değildi o yaşta, o öğretilenler .. İşin aslı, yani tüm bu anlatacaklarım aslen ilkokulda bir kış mevsimi , bir cuma günü akşamında başladı .. Bilenler bilir .. Cuma akşamı yağmurlu havada (akşamcılar el kaldırsın!) istiklal marşı okuyarak karanlık servislerde eve geri dönmek ve evde TRT ' de yayınlanan akşam bülteninin , tartışma programlarının kahrını çekmek.. Bu kahrın sözlük karşılığı yok sözlüklerde.. Sanırım bunun bilinciyle ve dersten çıkmış olmanın da verdiği rehavet ile her ne yapıyordumsa artık (aklımda da değil) , arkama baka baka koşarken kafa kafaya çarpıştığım bir cocukla kendi BİG BANG ' ime gark olmamla gözümde yıldırımlı yıldızlar çaktı ve olaylar böylece start aldı .. Gözümün üstünde ayrı bir uydu , ayrı bir ikinci kafa oluşmuştu .. Gözüm kapandı pek tabi doğal olarak ..Bindim servise ..Uranyumlu varillerde kundaklanan , polonyumla marine edilmiş ,"Tepenin Gözlerindeki" filminde radyasyonla mutasyona uğramış mutant madencilere dönmüştüm .. LÜTFEN BAKINIZ : https://tenor.com/...aveeyes-gif-10086996
Sağ gözüm kapanmıştı kapanmasına ama bambaşka bir ışık, ferle doldurdu o an o gözleri.. Ortaokula giden ve benden baya baya büyük bir kızın resim dosyasının arkasına yapıştırdığı İron Maiden " KILLERS" albüm kapağına (https://i.hizliresim.com/YgAONA.jpg ) bakmaktaydım o an .. ( Sevgili Necip Gerboğa , beni bir dinleyen olarak ancak sen anlarsın.. ) Aklım başımdan gitti tabii..Bu nasıl bir çizim, bu nasıl bir dünya idi ? Almıyordu kafam Cin Ali evrenindeki çöp adamlardan sonra böylesi bir güzelliği .. Bir yandan kıza bu ne diye sorup terso cevaplar alıyorken, eve gidene kadar gözümün üstündeki şişlikler insin diye 3+1 dualar (3 kulfu 1 elham) okuyordum .. İnmedi tabii..Geldim eve ! "Allah iyiliğini versin senin! - bu ne hal - sen adam olmazsın - bir gün de yüzüm gülsün - ne günah işledim de bunları görüyorum" lara müteakip dayaksız ve zopasız o geceyi atlattık ..İstirahatgahımıza yatırıldık ..Gözümüzde merhemler , aklımızda albüm kapağı ile .. Şu an çok iyi biliyorum ki , karanlık sabırlıdır .. Tohumları atar ve bekler .. Çünkü bilir ki ,en ufak bir ışık kötülük tohumlarını yeşertecektir.. Ben de biliyordum ..Muhakkak bir gün "Eddie" ile yollarımız kesişecekti.. Ama devir yokluk devri .. Para yok, pul yok .. Kaset ütopya , kasetçalar bir imkansız düş..Gel zaman git zaman , okul yolu düz gider , el ele el ele verin çocuklar derkeeeeeeen , Gorki' nin Çocukluğum incelememde
( #25196704 ) bahsettiğim gibi ben de METAL ile tanıştım en nihayetinde..

Sonra ne mi oldu ? Sonrası bir Anadolun kasasına , Maserati motoru takılması ile açıklanabilir ancak (Maserati' nin amblemine dikkat!) ..

Sevgili Babacığım ,

Yıllar yılı sende şeker varmış.. Bilemedik ..Sen de bilmiyordun..Sofrada gelmemiş tuzluk için cinnetler yaşanırken , geç koyulan bir çay için cehenneme portallar açılırken .. Hiç sorgulamadık ..Sorgulamadım .. Sen tokat attın .. Ve kendince de haklıydın .. Bense kendimce haklıydım ..TOKATA KARŞILIK ROKET ATTIM! (bugün olsun bugün de atarım!) .. NON SERVIAM bizim mottomuz !! Kendimce ben de haklıydım .. Ama sen de haklıydın .. Hep istediğim dağ bisikletini aldığın gün camdan aşşağı attığında (kardeşimle paylaşmadığım için zohahahaha =)) ) , sesini çok açıyorum diye bana aldığın müzik setini işte o bisikletin yanına yolladığında , dişimden tırnağımdan artırdıklarımla mail order yapıp yurt dışından sipariş ettiğim kasetleri kırdığında da haklıydın ..

Sevgili Anneciğim ,

Babam gibi sen de bir işçiydin .. Sözde "mübarek" ve hak yemez hükümetler döneminde ordan oraya sürdüler seni SOLCU diyerek.. Öğlen tatilinde alırdın beni okuldan .. Beni aldığın için yemekte yiyemezdin .. Okuldan aldıktan sonra beni , kaçırdığın öğle yemeği yüzünden nice aç kaldın.. İstedin ki okuyayım .. Kendince haklıydın .. Ama sayısal değil , sözeldi , dil üzerineydi benim zekam =)) Sen inat ettin ..Buna karşılık ben de inat ettim =)) Sonuçta benim dediğim oldu .. Ben kazandım!!! 3 kez üniversite ve bölüm değiştirdim =))

Bir akşam üstü evden ekmek alıyorum diye çıkıp , dışarda bizim tayfaya rastgelip 2 hafta Eskişehir' e gidip , geri döndüğümde ders çalışmaya gittim dedim mi (YERYÜZÜNDE BÖYLE BİR YALAN YOK!!! ZOHAHAHAHA =) )? Orlarda donmuş Porsuk Nehri' nin üstünden geçecem diye 20 tane birayı buzun kırılması ile nehre kurban verdim mi ölümden dönüp? Otostop çekip konsere mi gitmedim ? Erkin Koray ' la tanışacağım diye İzmir sokaklarında mı yatmadım ? İstanbulda otobüsü kaçırıp Esenlerde mi pineklemedim bir kış gecesi ..Çantamda üniversite sınavı giriş formu varken ve bu formun son veriliş gününde gezdiğimiz takla atan arabanın içinden mi çıkmadım .. Daha sayamadığım nicesi ..Evet! Hepsini yaptım ! Bugün olsa yine yapardım ..

Siz ve geri kalan tüm "NORMAL dediğiniz toplum bireyleri " ile ben apayrı bir düzlemdeydik .. Bugün ben sizi anlamış bulunuyorum.O zaman da anlamıştım .. Çok kızıyordum ama anlamıştım yine de .. Sizin beni anlamanıza imkan yoktu .. Bugün de yok ..Size 6 tane hızlı içilmiş KIRMIZI TUBORG üstüne canlı, en ön sıradan Motorhead ACE OF SPADES dinlemenin zevkini ben nasıl anlatayım ?!?! =)) Plak , cd , flyer ve t shirt alıp kolleksiyon yapmanın zevkini nasıl alabilirsiniz ki? Bir albümün çekme kasetini almak için , o yoklukta ,internet denen şey yokken teee İzmirlere otostopla gitmenin bugün dahi mantıklı bir açıklaması yok sizin için ! Ya da mail order yapıp bir heyecanla alacağın bir t shirt ya da cd yi HEYECANLA BEKLEMEDİNİZ SİZ !! İMKANSIZ BU !!! Siz o gün de haklıydınız bugun de haklısınız.. AMA ben de öyle!!

Nerden nereye geldik .. Okuduğunuz bu kitap , bir ebeveyn için elzemdir .. Okunmalıdır .. Büyükle büyük , küçükle küçük olabilmektir anlatılmak istenen .. Ben babamdan ileri ama OĞLUMDAN GERİYİM ' dir yansıtılmak istenen .. Tıpkı Killa Hakan ' ın sözlerine yansıttığı gibi...

Zaman çabuk geçer, anlamazsın bile olur derdin
Bir daha geri dönüp baştan başlamak için neler verirdin
Yaşanacak çok şeyler var kulak vermesini bi' öğrenin
Oturup kalkmasından belli olurmuş derler Güngören'in

Zurnanın zarıldadığı kısım .. Metalci bir çocuğun varsa ve o felsefeyi canı gönülden almışsa , yapacak çok bişey yoktur .. Sen istersin , AMA O İSTEDİĞİNİ YAPAR ..ÇÜNKÜ BAZI ÜRÜNLER FABRİKA ÇIKIŞI İTİBARİYLE ARIZALIDIR!!!

Son söz : burdan beni zopalayan o "imama" canı gönülden teşekkürlerimi bildirmeyi bir borç bilirim.. sonsuz TEŞEKKÜRLER SANA !!! =))

Tıpkı Ace of Spades ' te Motorhead 'in dediği gibi ..

If you like to gamble, I tell you I'm your man
You win some, lose some, ALL THE SAME TO ME!!
The pleasure is to play, makes no difference what you say
I don't share your greed, the only card I need is the ACE OF SPADES!
ACE OF SPADES!
Playing for the high one, dancing with the DEVIL
Going with the flow, it's all a game to me
Seven or eleven, snake eyes watching you
Double up or quit, double stake or split, the Ace of Spades
the ACE OF SPADES!
You know I'm born to lose, and gambling's for fools
But THAT'S THE WAY I LIKE IT BABY
I DON'T WANNA LIVE FOREVER!!!

KOPSUN KAFALAR !!!!

https://www.youtube.com/watch?v=_vvp8G44PNA

mrkrt, İyi ve Kötü'ü inceledi.
26 Mar 16:19 · Kitabı okumadı

Felsefeye bir yerden başlamak gerektiğine inanıp en baştan başladım :) aslında çoçuk dizisi yinede güzeldi memnun kaldım tavsiye ederim . Eğer felsefeye başlayacaksanız taban noktasıdır bu kitap :)

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
21 Mar 22:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ancak başka bir yerde her şeye yeni baştan başlamak istediğin anda, inan bana dünyanın en sefil, en zavallı adamı bile senden üstün olur, çünkü o sırtında bizlerin kafalarının yıkandığı aptalca önyargıları taşımamaktadır. Bizim gibiler bir defa üniformalarını çıkardı mı, geçmişteki saygınlıktan, değerden hiçbir şey kalmaz.

Sabırsız Yürek (Acımak), Stefan ZweigSabırsız Yürek (Acımak), Stefan Zweig
Sevilay Küçük, Palto'yu inceledi.
20 Mar 09:31 · 9/10 puan

Eskiden bu hayatta en kötü şeyin yapayalnız kalmak olduğunu düşünürdüm. Hayır, değil. Hayattaki en kötü şey, seni yalnız hissettiren insanların arasında kalmak." Büyük Baba / World's Greatest Dad (2009)

Beğendim! İlk önce İnternetten aldığım bir alıntı ile Gogol'un Palto'yu nereden esinlenerek yazdığını sizinle paylaşmak istiyorum.

Gogol’un bir çağdaşı olan P. V. Annenkov, bu öyküdeki ana düşüncenin nasıl doğduğunu anlatır: “Bir gün Gogol’un yanında ava çok meraklı zavallı bir memurun öyküsü anlatıldı. Bu memur, bin bir sıkıntıyla biriktirdiği 200 rubleyle güzel bir av tüfeği almış. Yeni tüfeğiyle ilk ava çıktığı gün bir sandala binmiş. Ama tüfek nasılsa suya düşüvermiş. Memur evine döndüğünde yatağa düşmüş. Büyük bir üzüntü içinde günlerce yatmış. Ancak arkadaşları, aralarında para toplayarak ona yeni bir tüfek aldıkları zaman iyileşip yataktan kalkmış. Bu öyküyü dinleyenlerin hepsi kahkahalarla güldüler. Yalnızca Gogol gülmedi; uzun süre düşünceli kaldı. Palto’nun ilk düşüncesi, işte o gün doğmuştu. Bu öykü 1834’te anlatılmıştı. Gogol bunun üzerinde çok çalıştı, aradan sekiz yıl geçtikten sonra Palto yayımlandı.
Başkahramanımız olan Akakiy Akakiyeviç en düşük mertebeden bir devlet memurudur. İnsanlar arasında görünmeyen- daha doğrusu kimsenin görmediği ya da görmek istemediği bir insandır. Görünmeyen biri olmak ne kadar kötü bir durumdur! Kitabı okurken yabancılaşmadım. Bu insanlar bizdendi. Kaf dağından gelen kahramanlar değildi. Kendi içimizde olan ve toplumumuzda yer edinen bireylerdi.
Bir şeylere yeni baştan başlamak gerekiyor bazen, her şeye bir çizik atıp yeni kararlar almak ve bu kararlara kocaman umutlarla bağlanmak, kimsenin bunları yok etmesine izin vermemek... O yanan ışığı kaybetmemek ve sönmesine izin vermemek. Ama hep bir engel çıkıyor, insan tam bir şeylere karar vermişken, mutluluk için adımlarını düşünse de, güzel günlerin gelmesini istemesi ile hemen bozuluveriryor her şey. Sanki bütün evren duymuş ve bozmak için işbirliği yapmıştır.

Bir hedefe, insana, eşyaya, kitaba çok sıkı sarıldığımız zaman, ne olursa olsun bırakmak istemediğimiz zaman, bir şeyi çok sevdiğimiz ve istediğimiz zaman elimizden kayıp düştüğü zaman; İşte o zaman hüsran bürünür her yer. Akakiy Akakiyeviç'in de tam böyle oldu. Eskiyen ve yırtılan paltosunun yerine yeni bir palto almak için kendinden, yemesinden, içmesinden keser. Tek istediği yeni bir palto almak ve insanlara varlığının olduğunu göstermek. Ben de varım! demek için. Ama her şey istediği gibi olmaz. Zaten ne zaman her şey istediğimiz zaman olur ki. Tam her şey yoluna girdiği zaman bir pürüz çıkar. Akakiy Akkayiveç için karanlık zamanlar başlar, elindeki tek bir umudu, sıkı sıkıya sarıldığı şeyi de aldıkları zaman insan ne hale gelir? Tek bir umut insanı hayata bağlar o da giderse bağlanacak, tutunacak ne kalır?

Yüksek mensup kişilerin alt sınıftaki insanları küçümseyerek alay etmesini eleştirmiş ve bunu yaparken de alaycı bir dil kullanmış. İnsanı insan yapan değer yargılarının gittikçe kaybolduğuna ve toplum arasındaki ilişkilerin silikleştiğini gözler önüne sermiş Gogol. Kitap incecik olmasına rağmen verdiği mesajlar etkili ve bilgili. Kitabı tavsiye ediyorum.

Akakiy Akakiyeviç'e karşı içimde hüzünle kavrulmuş acı bir tat kaldı.