• "Ülkenizin birlik ve güvenliği için her türlü faaliyette bulunmaya ve sıra dışı bir kariyer yapmaya ne dersiniz? Bir istihbaratçı olmak ister misiniz?"
    http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
    Bir süre önce buna benzer bir iş ilanı yayınlanmıştı Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından. Galiba görüntülü bir ilandı. Zannedersem ilana çok kişi başvurmuştur. Peki nedir bu istihbarat? "Mitçi", ajan, casus, istihbarat uzmanı nasıl olunur? Kendinizi bu alanda geliştirmek mi istiyorsunuz? Alın size kaynak bir kitap. Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın İstihbarat Teorisi isimli kitabı. Kütüphaneden alırken şöyle bir göz gezdirmiştim kitaba. Birazcık akademik gelmişti ama her Türk gibi istihbarat işlerine olan merakım sebebiyle okurum nasıl olsa demiş ve kitaba el koymuştum. Fakat o iş öyle olmuyormuş. Bu kitap istihbaratın akademik yanı. İstihbaratın akademik yanı da olur muymuş dediğinizi duyar gibiyim. Oluyormuş öğrendim. Akademik bir kitaba ne denir bilemiyorum. Üniversitede işletme okudunuz veya tarih okudunuz veya tıp okudunuz. Hocalarınızın yazdığı ve size de gönüllülük(!) esasına göre tavsiye ettiği ders kitaplarınız vardır hani. Hah! İşte bu da istihbaratın ders kitabı bana göre. Altını çiziyorum bu kitap içinde komplo teorilerini barındıran veya şu olayda şöyle anlatıldı ama aslında şöyle olmuştu diyen kitaplar gibi değil dikkatinize. Ara ara işlenen konuya göre Türkiye ve dünyadan örnekler verilmiş o ayrı tabi. "Örneğin" ile başlayan ve benim en sevdiğim satırlar oldu bu örnek satırları. Yaklaşık 200 küsür sayfayı usanmadan okudum. Sıkıldım mı? Açıkçası sıkılmadım. Ama kitabı da yarım bıraktım. Sebebine gelince.. Ben bir istihbaratçı mıyım? Değilim. -Ama siz bana inanmayın zira kitapta kandırma, gizlenme ile ilgili bölümler de mevcut. Belki de bir istihbaratçıyımdır :)))- Olmadığım içinde ne işim olur istihbaratın akademik yönüyle. Bir gün Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan bana iş teklifi gelirse -ki bu teklifi ciddiyetle ele alacağımı ilan ediyorum- o zaman hemen bu kitabı alır sular seller gibi öğrenir ezberlerim. Benim açımdan kitap böyle. Yok siz, ben işin akademik tarafını da öğrenmek istiyorum derseniz tercih sizin derim. İyi okumalar.
    Meraklısına duyuruyorum. Aşağıdaki linkten Mit'e özgeçmiş bırakabiliyorsunuz :)
    https://www.mit.gov.tr/iksayfasi/basvuru.html

    Not: Bu yazıda istihbarat teşkilatımızı üzecek bir şey demediğimi düşünüyorum. Dediysem söyleyin hemen kaldırayım. Başımıza iş almayalım :)))))

    http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
  • Psikolojik gerilim, polisiye kitaplar genelde en sevdiğim kitaplardır. Bazı yazarların tüm kitaplarını çıkar çıkmaz almışımdır. (Tess Gerritsen, John Verdon, Jean Christophe Grange gibi gibi) Gecen seneye kadar doğru dürüst alman yazarların kitaplarını okumamıştım. Ta ki Wulf Dorn'a kadar. Sonra Frank Schatzing Sürü kitabını okudum ve dedimki ne kadar geç kalmışım alman yazarların kitaplarını okumak için. En son Sebastian Fitzek 'göz kolleksiyoncusu'nu elime aldım ve bitti.
    Gayet sürükleyici bir kitap. Yazarın dili çok akıcı. Anlatılan hikaye inanılmaz sürükleyici. Türünün en iyi örnekleri arasında. Kesinlikle yazarın diğer kitaplarınıda okumayı planlıyorum.
  • Koloni ile birlikte sekizinci Christophe Grangé kitabımı bitirmiş oldum. Grangé sadece bu türde değil, genel olarak en sevdiğim yazarlar arasında üst sıralarda ve Koloni isimli bu kitabı da yazarın kitaplarını neden bu kadar çok sevdiğimi ispatlar nitelikte. Koloni bu türe alışkın okurların dahi tüm beklentilerini karşılayacak nitelikte bir kitaptı ki bu türde çok fazla kitap okuyan biri olmama ve o kitaplar içinde birçok değişik olay görmeme rağmen Koloni'de yer verilen olayların orijinalliği beni bir hayli etkiledi. Doğan Kitap'ın o bildiğimiz uzun sayfa boyutu ve küçücük puntolarına rağmen sürükleyiciliği sayesinde akıp giden bir kitaptı Koloni. Yorumlarına baktığımda bu kitabın yazarın Siyah Kan, Kızıl Nehirler gibi kitaplarının gerisinde kaldığına dair bir görüş olsa da ben kesinlikle öyle düşünmüyorum. İlk sayfasından son sayfasına kadar akıcılığın azalmadığı ve özellikle son yüz sayfada aksiyonun oldukça arttığı bir kitap okudum. Bir taraftan olayların nasıl sonuçlanacağını merak ederken bir taraftan da Şili'de 90'lı yıllarda yaşanan darbe ve Pinochet iktidarına dair bilgi edindim. Benim için polisiye kitapları okurken kitabın sonunu merak etmem ve sonunda da şaşırmam çok önemli. Koloni bana tam olarak bu istediklerimi veren bir kitaptı ve bunu yaparken de bir sayfasında dahi sıkmadı. Güzel bir şekilde başlayan, aksiyonun zaman zaman azaldığı zaman zaman yükseldiği ancak azaldığı anlarda okuru sıkmayan, sürükleyici, sonunu merak ettiren, olayları iyi bir şekide birbirine bağlayan ve sonunda şaşırtan bir kitap okudum. Grange kendine özgü tarzıyla gayet iyi bir eser ortaya çıkarmış. Okumayanlara tavsiye ederim.
  • Kitabın ilk 60-70 sayfasında inanılmaz sıkıldım ve sevgili Mert Ali Akcan ile konuşurken de kendisi ”Kitabı bitirmeden benimle sakın konuşma’ dedi. Eh, mecbur kitabı okumaya devam etmek zorunda kaldık

    Başlamadan önce kitabın konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bu yüzden ana olaya gelene kadar ( 60-70 sayfa oluyor) dediğim gibi baya bir sıkıldım. Kitap kesinlikle akmıyordu ve çok kara bir hava hakimdi açıkçası. Heatcliff’in kendisi insanı darlamaya yeten bir karakter zaten. Her neyse, bu karaltı diye adlandırdığım bölümü geçtikten sonra evdeki hizmetçinin ağzından bir hikaye dinlemeye başlıyorsunuz ve açıkçası kitap da o zaman başlamış oluyor. Tek tek karakterler kafanızda oturmaya başladığında daha çok zevk alıyorsunuz.

    Kitabın başkahramanlarından biri Heatcliff. Kendisi tam bir ruhsuz, duygusuz, sinsi, yılan gibi bir şey. Adamın üç beş cümle dışında doğru düzgün bir iyilik yaptığını okumadım. Açıkçası tam anlamıyla bir ”kötü”. Thanos falan hak getire. Öyle bir kötü. Tamam arkadaşım hoş şeyler yaşamadın ama bu kadar da kötü olunmaz. İntikam alma aşkıyla yanıp tutuştu bütün kitap boyunca. Belki çoğu insan evet intikamını aldı diye düşünüyor ama bence bu hırsıyla kendi kendini yedi.

    Catherine’e gelecek olursak, yapacak yorumum yok. Şımarık, egoist, kendini beğenmiş, şuursuz. Oysa ilk başlarda ki Cathy ne kadar da tatlıydı! Heatcliff ile gülüp oynaştıkları bölümler en azından bir parça içimi ısıtmıştı. Tabii Cathy 270 derece dönünce Heatcliff’in de pusulası şaştı. Bu yüzden Heatcliff’e hak verebilirim aslında. Cathy bu kadar keskin bir değişim yaşamasa adam belki de bu kadar kötü olmayacaktı.

    Linton hakkında hislerim biraz karışık. Çocukluklarının anlatıldığı dönemde inanılmaz derecede gıcık bulmuştum. Fakat büyüyüp, o malikaneye geçtiğinde aslında ne kadar sevgi dolu bir insan olduğunu gördüm. Kalan sayfalarda da kötü hiçbir şeyini görmedim zaten. Kendisi kitapta en sevdiğim karakter oldu. Onun dışında bir de Hareton’ı sevdim zaten
    Azcık Hareton’dan da bahsedecek olursam kitap boyunca antipati beslemediğim tek karakter. Ne olursa olsun o kadar lanet bir kişi olmadı hiçbir zaman. Yüreğinde az da olsa iyilik kırıntısı hep vardı. Bu yüzden kendisine bayıldım.



    Linton ve Hindley’den bahsetmek istemiyorum. İkisi de Allah’ın cezası, huysuz, sevimisizler. Bir Heatcliff değiller ama canımdan bezdirdiler beni. Linton’ı başta sevmiştim, sonra babası gibi oldu beni çileden çıkardı. Bir de küçük Cathy var o da pek farksız değildi gerçekten. Hepsi mi huysuz olur ya!



    Character dışında kitabı genel olarak yorumlamak gerekirse, evet ilk başlarda çok sıkıldım. Sonra kitap açıldı, ilgimi çekti. Okumaya devam ettim fakat Cathy ile Heatcliff’den sonra Linton ve küçük Cathy’nin hikayesi beni boğdu. Çünkü resmen aynı hikayeyi iki kez okumuş gibi oldum. Çocuklar anne babalarının kopyası olduğu için aynı hikaye döndü de durdu. Bu da beni baya yordu açıkçası. Bir de çok fazla betimleme ve uzun, gereksiz ayrıntılar vardı.

    Bronte’nin Viktorya döneminde yaşayan bir kadın olarak böyle bir roman yazmış olması ve bu kadar yükselebilmesi gerçekten takdir edilecek bir başarı. Fakat günümüz çerçevesinde değerlendirince ne yazık ki o kadar da etkilemiyor insanı. Üstelik o dönem yazılmış çok daha iyi kitaplar da varken, insanın beklentisini biraz boşa çıkarıyor diyebilirim.

    Benden şimdilik bu kadar, okuyanlar varsa yorumlarını bıraksınlar da sohbet edelim. Herkese mutlu günler diliyorum
  • "Artık demir almak günü gelmişse zamandan /Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan..." der Yahya Kemal Beyatlı. Sanki gitmem gerektiğini hatırlatır gibi..

    Artık buradan da yoruldum. Huzur bulamıyorum bu güzel uygulamadan da..

    "Kimi insan veda eder gider çünkü vakti gelmiştir onun için bulunduğu yerde ve bireylerden alacağı vereceği yoktur. Kimi insan zihnindeki sorulara yanıt bulmak için gider."

    Gidiyorum işte sebebim yok sanırım.. 🙄😔

    Sayenizde çok güzel kitaplar okudum, çok güzel saatler geçirdim. Kitaplar hakkında üç saat ara vermeden konuştuğum kişiler oldu😂. Küçük atışmalarımız oldu, tatlı esprilerimiz... Gün geldi bana cesaret verdiniz gün geldi hata yapmama engel oldunuz..

    Burayı çok güzel hatırlayacağım. Kimseyi kırmamak için çok uğraştım. İnşAllah kimse gönül koymamıştır bana..

    Çok çok güzel insanlarla tanışma imkanı buldum. Birkaçından bahsetmek istiyorum: (takip etme süreme göre 😋)

    Amine U. (ilk takipçim 😍)
    Ben Hakimim Masum Bey (bana çok şey katan çok değerli Emin Bey 😊)
    Elif Sude Direk (dostum 💜)
    Uykucu Midilli (Beşiktaşklım olur kendileri 🖤)
    Zeynep ( çok sevdiğim 1K'nın bana kazandırdığı en güzel şeylerden biri 💕)
    ^^ Ö *..m."..E...'r...^^ (çok değerli hocamız)
    MeftuNn (çok değerli ablam😍)
    EndoplazmikGaripbirKulum (iletilerini en beğendiğim kişi ☺️)
    Mavi Kelebek (kelebeklerin en güzeli 🙂)
    Murat Güner (iletileri ile içimizi dışarı yansıtan arkadaş)
    Hatice Kervancı (samimiyet 😊)
    ...K'ıtmir... المدين (Beşiktaşlı dostlardan)
    https://1000kitap.com/karpuzz (karpuzu sevdiren kız 🍉)
    Peaceful (yorumları ile beni çok etkileyen kişi 😍)
    Sui Generis (memleketimin en iyi avukatı 😉)
    Saf papatya (cesaret kaynağım 💕)
    Siyahlara bürünen (düşüncesini gizlemeyen, sevimli, cana yakın bir dost 😍)
    Veni Vidi Vici (çok değerli hocamız 😊)
    Berkcan (1K'nın kazandırdığı en güzel dost, müzik önerileri efsane arkadaş 😉😊)
    Fatıma Zehra (değerli, anlayışlı, iyimser 😍)
    Melikee (tatlış birisi bencee 😍)
    Peri Kızı (severim kendisini 😍)
    Nisa ama meczup (en sevdiğim hemşerim 💚)
    https://1000kitap.com/Susmus (benim gibi çaya aşık birisi ☺️)
    ~Meral~ (ilgiyle takip ederim 😊)
    Sulhi (sayesinde divan edebiyatı ile az haşır neşir olmadık 😂)
    Salim (iletilerime değerli yorumları ile neşe katan arkadaş )
    https://1000kitap.com/GokcenKiz (günaydın ve iyi geceler yorumlarının kralı 😍)
    Zehra GEYLANİ (ilgiyle takip ettiklerimden 😍)
    zlturgut (benim gibi deli dolu biri 😍 yani bana hep öyle hissetti)
    Sema Nur Ünal (ilgiyle takip ettiklerimden 😍)
    Elif Okur (küçük tatlı kardeşim ❤️)
    MUHAMMED (bana kattıklarını asla ödeyemeyeceğim çok değerli insan. Her şey için çok çok teşekkür ederim tekrardan ☺️)
    Çetin Ceviz (güzel fikirleri olan arkadaş 😊 bir ara isim ararken çok güzel önerileriniz olmuştu)
    Semanur UYSAL ( alıntıları çok çok iyi, ilgiyle takip ederim 😍)
    Ayşenur KARTAL (ilgiyle takip ettiklerimden 😍)
    abdullah Ay (ismi yeterli 😂)
    Dahlia (ilgiyle takip ettiklerimden ☺️)
    Tuğba Karaca (yorumları değerli 😍)
    Pınar sa (Beşiktaş aşığı ❤️)
    Zuzu (ilgiyle takip ettiklerimden 😍)
    Lamia.can (güzel kız ,sevimli, samimi arkadaş 😍)
    Nur (ilgiyle takip ettiklerimden 😍)
    Merve (dostum 💙)
    İBRAHİM TYSZ (iletileri ile ruhumu rahatlatan arkadaş ☺️)
    Davut çelik (Beşiktaşlı dostlardan )
    Masalın karısı (benim gibi çılgın birisi bencee ☺️😉)
    https://1000kitap.com/Okyanusum (adıyla en uyumsuz kişi 😂 çok sakin ve aydın birisi )
    SİYAH KUĞU (azimli insan 😍)
    Mills y. (özür dilerim sizi unuttuğum için ☺️)

    .
    .
    .
    Ve daha niceleri.Çok uzun oldu ya bu kadar güzel insanla tanıştığımı bilmiyordum..
    Hepinizin yeri bende çok çok ayrı. Hepiniz iyi ki varsınız 🖤

    Gidiyorum çünkü burada da özgür değilim. Gidiyorum çünkü uzaklaşmam lazım herkesten. Gidiyorum çünkü öyle olması gerekti. Ne demiş Osho : Ayrılık kaçınılmaz bir sondur, kimse istemez ama gereklidir. Çünkü hayat olduğu gibidir; olması gerektiği gibi değil!


    Bu yüzden gidiyorum. Bilmiyorum döner miyim. Ama gelmek isterim tekrardan aranıza. Bakalım hayırlısı olsun artık 😓


    Ayda bir falan girip okuduğum kitapları not edersem anca ki onu bile pek sanmıyorum.. 🤐

    Özleyeceğim burayı, sizi, sohbetlerimizi, "Beşiktaşlı Ferda" diyenleri, "deli" diyenleri... Bana çok destek oldunuz. Ne kadar teşekkür etsem azdır..

    İlk geldiğim zaman hedefim çok okuyanlarda 58. olmaktı. Şükür onu da yaptım. Memleketin güzel plaka kodu ❤️


    Ben sizi unutmam inşAllah. Arada gelmeye çalışacağım. Siz de beni unutmayın olur mu? Beşiktaş Delisi bir Ferda vardı diyin😂 ya da ne demek isterseniz..

    İki gün daha buralardayım. Sonra siz sağ ben selamet. Belki yarıyıl tatilinde kısa bir dönüşüm olur. Hayırlısı artık..
    Uzatmayayım daha fazla. Hakkınızı helal edin. Özür dilerim kalbini kırdıysam herhangi birinizin..

    Seviyorsunuz, Allah'a emanet olun..
  • Kitap kolay ve samimi bir dille yazılmış. Zaten kahramanın kitap boyunca yapmacıklardan nefret etmesi ve samimiyeti aramasıyla uyuşuyor. Her şeyden nefret ediyor ama hayataki küçük küçük mutlulukları da görüyor aslında. Yine bir kitapta kendimi bulmadan edemedim. Kendime benzettim hem herşeyden nefret eder kaçma isteği duyarım bir yandan da çok sevdiğim bırakmadığım şeyler olur. Kitapta kahramanın phoebe bırakmaması gibi... Kitabı okurken eskisinin aksine yapmacıklara daha alışkın olduğumu farkettim. Belki ben de yapmacıklar yaptığımı anladım , önceden böyle değildi. Yinede eskisi gibi olmak istemem çünkü tahammül seviyem düşeceğine eminim. Körler sağırlar birbirini ağırlar durumundan memnunum.
    Kitabın en çok sevdiğim cümlesi ise Wilhelm stekelden alıntılanan şu cümleydi;"Olgunlaşmamış insanların özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanların özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir. "
    Bana üniversitede ki tarih hocamı hatırlattı. Ve bir dava uğruna ölmeyi istemek mi yaşamayı istemek mi daha onurlu onu düşündürttü. Aslında bu konuda sonuça ulaşmıştım ama eski aptal düşencelerimi tekrar hatırlattı. Ne kadar cahildim dedirtti. Eminim bir kaç yıl sonra şuan ki ben için yine ne kadar cahildim dedirtecek kitaplar okuyacağım, insanlarla karşılaşacağım. Bu gelişimi seviyorum.