• 284 syf.
    Kitabı üç bölüme ayıracak olursam: Kitabımızın ilk bölümü Lina Salamandre' nin Ruth Hantley' e yazdığı şiirlerinden- şiirlerimize çok yakın tatta- başlıyor ve mektuplarıyla son buluyor. İkinci bölümde -Hafız- Haydar ERGÜLEN kendi şiirleri ile devreye giriyor. Son bölümde 1973-1996 arası dergilerde kalan şiirleri var.
    İlk gençlik şiirlerini geçip diğerleri için konuşacak olursam; imgeler çok fazla- ki şiirde imgelemeyi severim-, geçişler oldukça iyi, çok güzel bir tat ve ustalıkla kullanılmış kelimeler. Bir örnek olsun diye sevdiğim bir şiiri tümden bırakıyorum buraya.
    Şairin 'Nar-Bütün Şiirleri 1' kitabı için de bu paragraf kafi.

    İyi okumalar...

    ...Bulunuyor, Fakat Kayıp

    Kaybedeni anladık kazanandan ötürü
    ya kendinde dolaşan kimin yerine
    kayıp?

    Arasak arasanız kimde bulunur
    kaybolmaktan başka hiç kimsesi olmayan

    Kimse kimseyi aramıyorken
    kayıplar kayıpları arıyor işte
    hem herkes birbirinde kayıp
    hem herkes yerli yerinde
    ağaçlar yapraklarıyla övünüyor
    gazel dökmeyecekmiş gibi güze
    odalar birbirine açılıyor ya
    sessiziliğin iç dökmesi gibi bir şey bu,
    şehirde göçebelik, hava kuşladı
    ne tuhaf hiçbir şeyin değişmemesi...

    Bu çok bulunduğunuz sokaklarınız sizin
    bu çok beklettiğiniz odalarınız sizin
    bu çok gücenikliğiniz, bu çok serzeniş
    bu çok yerdeliğiniz, bu birer birer
    çok kimseliğiniz, çok azlığınız ve çok
    ve ne çok kendiliğiniz, ne çok siz
    ne çok birbiriniz ve öylece bilindiğiniz

    Sizi kimin yerine bulsak acaba
    acaba kim olacaksınız bulunduğunuzda
    (ne kaybedeceğini kim bilebilir bulunduğunda?)

    ...Aranıyor, fakat kayıp
    ...Bulunuyor, fakat kayıp
    Aradığım da kayıp benim bulduğum da
    ben kayboldum yanlışımda
    benim yanlışım kayıp

    Ne varsa yanlış ne varsa iyi
    çoktan ksıtırılmış bir arzunun
    üstünden kalan hevesi
    -onu bile ödedim-
    ve unuttum kaybolmasını
    istemediğim her şeyi

    Bu çok benzettiğiniz kelimeleriniz sizin
    bu çok kaybettiğiniz benzerleriniz sizin
    bu çok ve en azından kazandığınız sizin

    Beni aramayın sakın
    kaybedersiniz bulmayın beni
    kayıpların kayıpları aradığı yerde
    belki siz benim yerime kayıp
    belki ben kendi peşimde....
  • 68 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    BAĞBOZUMU ŞARKILARI - ŞÜKRÜ ERBAŞ
    .
    -Selaaamlaaar️ Musmutlu Pazarlar diliyorum

    Çokça naif ve aşk kokan şiirlerle geldim. Şükrü Erbaş ile tanışma kitabım oldu. Şiirlerini okurken iyi ki de tanışmışım dedim. Şiirlerinden samimilik, içtenlik ve aşk akıyor. Hissediyorsunuz o dizeleri ve kelimeleri...

    Eğer Şükrü Erbaş okumadıysanız bir an önce okumanızı öneririm Şiirlerinden en sevdiğim dizelerini sizlerle paylaşacağım.
    Sevgiyle kalın️
    .
    .
    “Uyandım. Yaşadığıma bir daha şükrettim. Birazdan kalkacaksın. Odan can bulacak. Eşyalar kirpik kirpik uyanacak. Aynan bayram yeri. Su değil parmakların akacak musluktan. Terlikler ayaklanacak. Giyindiğin her şey teninle sarhoş. Pencere, korunun rüzgarıyla öpecek ensenden. Işık, ışığa karışacak. Ben, bütün bunların ortasında, titreyerek bakacağım sana. İnsan nasıl ağlamaz bu büyük masala. Günaydın, beni doğuran sabah.”
    .
    “Ey gönül haresi keder, insan kendinden ne kadar uzağa gider...”
    .
    “Yazmasaydım, yaşamamış olacaktın.”
    .
    “‘İnsanın yarası sağken iyileşir.’
    Bu sözle ışıdığım gecenin sabahı
    Otuz dört çocuğu öldürdüler.”
    .
    “Mezar taşlarının dili yok, unutma.”
  • 64 syf.
    ·Puan vermedi
    Ben inceleme yerine, kitabın hikayesini paylaşmak istiyorum, zaten pek inceleme yazabileceğim bir kitap değil sanki.
    Eveet, başlıyoruz.
    Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır Seniha. Orta ikide, sınıfın en güzel kızı Seniha ya aşık olur, derslerde onun kızıl saçlarından gözlerini alamaz. Ve bir gün tahtaya Kızıl Mısralar diye bir şiir yazar Süreya: “Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu…”
    Bütün okul öğrenir Süreya’nın aşkını artık. Yaşça büyük arkadaşlarından Abdullah Macit uyarır hemen Süreya’yı : “Yahu ne yapıyorsun sana komünist derler!” Ve şiir şöyle değişir sonra:
    “Seni sevdiğim anda her şeyim yeşil oldu, Masmavi defterime yeşil satırlar doldu.”
    Cemal Süreya bir röportajında da dediği gibi aşkı “aynı masada mektuplaşmak” olarak tanımlayacak kadar özdeşleştirmişti Seniha ile yıllarca süren mektuplaşmalarını ve aşkını.
    Ve Seniha ile ilk evliliğini yapar Süreya, birlikte dostlarına mektuplar yazarlarmış hemde nasıl biliyor musunuz, bir kelime Süreya yazar,bir kelime Seniha yazarmış farklı renkte kalemlerle.Düşebiliyor musunuz güzelliklerini ve uyumlarını. Zaten Süreya Seniha ya “gibisi olmayan yar” der, Seniha da ona “gibisi olmayan bir adam” yani yasaklarlar birbirlerine “gibi” sözcüğünü.

    Burada hikayenin ilk kısmı biter ve ikinci kısmı başlar: “Üvercinka”.

    Cemal Süreya eşi Seniha hamile iken kendisine “Üvercinka” adını taktığı genç bir kızla tanışır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Fakat Süreya’nın 58 yıllık hayatında bu genç kızın ne adını bilen ne de yüzünü gören kimse olmayacaktır. Süreya’nın hayatında bir giz olarak kalan bu sır, Türk Şiirinin en güzel ve gizemli şiirlerinden birini ortaya çıkaracak Süreya’ya da şöhreti getirecektir getirmesine de Süreya bir karar vermek durumundadır. Çok sevdiği eşi Seniha o çok istedikleri çocuklarını doğurmak üzeredir ve Süreya kararını verir Üvercinka ile ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere:
    “acıların adını ,ağustos koymalılar…”

    Süreyya,soyadındaki bir harfi de Üvercinka nın anısına çıkarttığı rivayet edilir.

    Ve ardından Süreyya eşi Seniha’ya dönmüştür.Geride bu aşkın izleri olan dizeler kalmıştır.
  • 1.

    Boya kutusunu önüme koyuyor oğlum
    Bir kuş çizmemi istiyor benden
    Kül rengine batırıyorum fırçayı
    Bir dörtgen çiziyorum, üstüne bir kilit ve çubuklar
    Oğlum, gözleri dehşet dolu, diyor ki bana:
    “Ama bu bir hapishane…
    Yoksa bilmiyor musun baba, kuş çizmeyi sen?”
    Oğlum, diyorum ona, ayıplama beni
    Kuşların biçimini unuttum inan.

    2.

    Kalem kutusunu önüme koyuyor oğlum
    Bir deniz çizmemi istiyor benden
    Kurşun kalemi alıyorum
    Siyah bir daire çiziyorum
    Oğlum diyor ki bana:
    “Ama bu siyah bir daire, baba
    Deniz çizmeyi bilmiyor musun yoksa?”
    Ona diyorum ki: Oğlum
    Eskiden deniz çizmekte ustaydım
    Ama bugün…
    Oltayı aldılar benden
    Av yaklaşmıştı oysa…
    Mavi renkle konuşmamı da yasakladılar
    Özgürlük balığını yakalamamı da.

    3.

    Resim defterini önüme koyuyor oğlum
    Buğday başağı çizmemi istiyor benden
    Kalemi alıyorum
    Bir üçgen çiziyorum ona
    Resim sanatındaki bilgisizliğime şaşırıyor oğlum
    Şaşkın şaşkın diyor ki:
    Üçgenle başak arasındaki farkı bilmiyor musun baba?
    Ona diyorum ki, oğlum
    Eskiden başağın biçimini bilirdim ben
    Somunun biçimini
    Gülün biçimini..
    Ama bu metalik çağda
    Ormanın ağaçları
    Silahlı adamlara katıldı ya
    Güller, lekeli giysilere büründü ya
    Silahlı başaklar çağında
    Kuşlar silahlı
    Kültür silahlı
    Din silahlı
    Bir somun alsam
    İçinde tabanca buluyorum
    Bir gül koparsam bahçeden
    Silahını dayıyor burnuma
    Bir kitap alsam kitapçıdan
    Parmaklarımın arasında patlıyor…

    4.

    Yatağımın kenarında oturuyor oğlum
    Bir şiir okumamı istiyor benden
    Gözümden bir damla yaş düşüyor yastığa
    Korkuyla izliyor oğlum ve
    “Ama baba diyor, bu gözyaşı, şiir değil!”
    Ona diyorum ki:
    Büyüdüğün zaman oğlum
    Arap şiir kitaplarını okuyunca
    Sözcükle gözyaşının kardeş olduğunu göreceksin
    Ve Arap şiirinin yalnızca
    Parmaklar arasından çıkan
    Bir damla gözyaşı olduğunu…

    5.

    Oğlum kalemlerini, boya kutusunu önüme koyuyor
    Bir yurt çizmemi istiyor benden
    Fırça titriyor elimde
    Ağlayarak düşüyorum…
  • 64 syf.
    ·2 günde
    Herkese Merhaba..Üvercinka şiirinin hikayesi.. Cemal Süreya’nın ilk aşkıdır Seniha. Orta ikide sınıfın en güzel kızı Seniha ya aşık olur, derslerde onun kızıl saçlarından gözlerini alamaz. Ve bir gün tahtaya Kızıl Mısralar diye bir şiir yazar Süreya: “Seni sevdiğim anda her şeyim kızıl oldu, Masmavi defterime kızıl satırlar doldu…”
    Bütün okul öğrenir Süreya’nın aşkını artık. Yaşça büyük arkadaşlarından Abdullah Macit uyarır hemen Süreya’yı : “Yahu ne yapıyorsun sana komünist derler!” Ve şiir şöyle değişir sonra:
    “Seni sevdiğim anda her şeyim yeşil oldu, Masmavi defterime yeşil satırlar doldu.”
    Cemal Süreya bir röportajında da dediği gibi aşkı “aynı masada mektuplaşmak” olarak tanımlayacak kadar özdeşleştirmişti Seniha ile yıllarca süren mektuplaşmalarını ve aşkını.
    Ve Seniha ile ilk evliliğini yapar Süreya, birlikte dostlarına mektuplar yazarlarmış hemde nasıl biliyor musunuz, bir kelime Süreya yazar,bir kelime Seniha yazarmış farklı renkte kalemlerle.Düşebiliyor musunuz güzelliklerini ve uyumlarını. Zaten Süreya Seniha ya “gibisi olmayan yar” der, Seniha da ona “gibisi olmayan bir adam” yani yasaklarlar birbirlerine “gibi” sözcüğünü.

    Burada hikayenin ilk kısmı biter ve ikinci kısmı başlar: “Üvercinka”.

    Cemal Süreya eşi Seniha hamile iken kendisine “Üvercinka” adını taktığı genç bir kızla tanışır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Fakat Süreya’nın 58 yıllık hayatında bu genç kızın ne adını bilen ne de yüzünü gören kimse olmayacaktır. Süreya’nın hayatında bir giz olarak kalan bu sır, Türk Şiirinin en güzel ve gizemli şiirlerinden birini ortaya çıkaracak Süreya’ya da şöhreti getirecektir getirmesine de Süreya bir karar vermek durumundadır. Çok sevdiği eşi Seniha o çok istedikleri çocuklarını doğurmak üzeredir ve Süreya kararını verir Üvercinka ile ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere:
    “acıların adını ,ağustos koymalılar…”

    Süreyya,soyadındaki bir harfi de Üvercinka nın anısına çıkarttığı rivayet edilir.

    Ve ardından Süreyya eşi Seniha’ya dönmüştür.Geride bu aşkın izeri olan dizeler kalmıştır.



    ÜVERCİNKA
    Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
    kesmemeye
    Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil
    Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    Yatakta yatmayı bildiğin kadar
    Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
    Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    Bütün kara parçaları için
    Afrika dahil
    Senin bir havan var beni asıl saran o
    Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    Sabahları acıktığı için haklı
    Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    Birçok çiçek adları gibi güzel
    En tanınmış kırmızılarla açan
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil
    Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
    Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
    değerlendiremez
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
    diziyorlar
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil
    Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
    Aklıma kadeh tutuşların geliyor
    Çiçek Pasajında akşamüstleri
    Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika hariç değil