• 120 syf.
    ·10 günde·Beğendi·8/10
    Bir çocuğun yüreğine nasıl dokunulur?
    Elini tutarak mı?
    Gözlerine bakarak, onu dinleyerek mi?
    Onunla oyun oynayarak mı?

    Aslında hepsinden biraz biraz… Dünyanın çirkinliğini görmemiş ve elini uzatıp kirletmemiş bir çocuk ciddi ve bilmiş tüm büyüklerinden ne ister?
    Ya da şöyle sorayım, o küçük temiz kalpleri anlamak için neler yapıyoruz?

    Peki onları mutlu etmek için?

    Kardeşime okuduğum bu modern masallar kitabı, ikimizi birden hem güldürdü hem de masalların arasında keyifli bir seyahate çıkardı…
    Kim masalları sevmez ki:)) Ya da aranızda öcü gerçeklerden kaçmayı istemeyip, masal sevmeyen var mı?:/ Hele bi var diyin!:D

    Küçükken yani ilk 5 yaşıma kadar falan olmalı… Annem çalışır ve ben anneannemlerde kalırdım. Anneannem ben uyuyana kadar masal anlatırdı. Ve ben her sabah masalın sonu neydi acaba diye düşünür dururdum:) Sonuna kadar dayanamaz uyuyakalırdım hep çünkü :) afacan İnci Küpeli, akşama kadar koşturur durursan öyle olur işte:))

    Bu masallarda hep prenses olurdum( ama hep:) anneannem saçlarımla oynar, benim sarı prensesim şöyle yapmış böyle yapmış diye anlatırdı:) Ben saçlarımdaki elin şefkatli okşayışıyla iyice durulur, yoldan geçen arabaların duvara vuran bir tren gibi kayıp giden ışığının görüntüsünü izleyerek uyuya kalırdım… Ne mutlu bir çocukmuşum diyorum şimdi…
    Konudan saptım galiba:)

    Masallar belli bir yaş grubuna hitap etmez. Hep bu düşüncede oldum ve masalları oldum olası çok sevdim:) Hatta lisedeyken masal anlatma kursuna katıldım, çok keyif almıştım:) Masallar yazdırmıştı öğretmenimiz; masallar anlattırmıştı sayısını hatırlamadığım kadar çok… El kol hareketlerinden, mimiklere, ses tonuna kadar masal anlatırken ne hallere girmemiz gerektiğine kadar çok şey öğretmişti… Hepsinin meyvelerini yedim zamanla hala da yiyorum, çocukları gülümsetmekten daha güzel bir şey olamaz çünkü…

    Tüm bu meyveler duyduğum çocuk kahkahaları, tebessümleri, heyecanları:)

    Bizim evin göz bebeği olan kardeşime de elimden geldiğince kitap okumaya çalışıyorum. Bir çocuğun okuma yazma öğrenmesi güzel bir şey elbette bu gerçekleştikten sonra ona “kendi başına” okuması için fırsat vermelisiniz. Ancak sizin okumanız onun için bambaşka bir şey…

    Gözlerinde ışık dolu meraklı bakışlarla sizi süzen, kitap okumanız için heyecanla bekleyen, yorganın altında sabırsızlıkla ayaklarını oynatıp “ Bugün kitap okuyacak mısııın?” diye soran küçük sevimli bir beden… Bunu sorduktan sonra masadan başımı çevirip ona bakarım hep. Yorganın altında sadece başı ve minik elleri görünür:) Bir süre beklerim cevap vermek için gülümseyerek… Ve bir daha sorulur aynı soru aynı ciddiyetle: “Abla? Bugün kitap okuyacak mısın? Lütfen okuuu!”
    Sonra başımı masaya çeviriyorum tekrar. Evet çalışmam gereken dersler okumam, çizmem gereken çok şey var. Ama birazcık ertelenebilir:)

    Hemen yanına gidip gıdıklayıp güldürüyorum, çok güzel kahkaha atıyor:)
    Hiçbir çocuğun kahkahası sönmesin dilerim!!!
    Yaratıcıdan en çok bunu isterim….

    Çocuk gülmezse hayat susar; nefesi boğazında kalır. Dünyada tüm kötülükler hiç beklemediğiniz kadar artar. O yüzden çocuklar hep gülsün...Çocuk gülerse orada her şey yolunda demektir…

    Bence yaşam çocukların neşesine bağlı… Sevindirin, onlara değer verin. Ellerinden öpün:) ben hep o kirli ellerin üzerinden öperim. O ellerden huzur kapabilmek adına … Onlar huzurun kaynakları. En minik, sevimli kaynakları hem de…

    Kitabımıza gelirsek… Sekiz masaldan oluşan kitabımızda birbirinden yaratıcı masallar var. 'Tüm yaş grubuna hitap' eden bu masalları okurken sesinizin tonunu iyi ayarlayıp okursanız karşınızda gülmeyecek çocuk kalmaz herhalde:) Elbette kendiniz de okuyabilirsiniz ancak ben kardeşi veya çocuğu olanlara da seslenmek istedim:))

    Kulağınızdan tatlı gülüşler eksik olmasın dilerim…
    Masal ile, kitap ile, sevgi ile kalın…


    https://youtu.be/KwwwWz6Ef3I