Enes Kuşak

Enes Kuşak
@eneskusak
Yazar, düşünmeye rehberlik ederek ilham kapıları açtıran, öğrenmeye dahil olan ve dahil eden, seven ve sevilen birisi. Gökyüzü sâkini. Yeryüzü göçmeni. Yıldız değirmeninde bir değirmenci. O bir hayat bilgisi öğretmeni.
Hayat Bilgisi Öğretmeni
Yüksek Lisans
İstanbul
Delta
1 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
"Üzümlerin üzümlere bakarak aldığı hâl ile isimlerin isimlere bakarak aldığı hâl aynıdır."
Sayfa 9 - Yaka Yayınları·Kitabı okudu
Hayatın kestirmesi var mı?
Kaç merdiven çıktım? İndim kaç merdiven? Varmadık mı yüreğim? Yok mu bir kestirmen? D.Ş
Sayfa 32 - İlham Atlası·Kitabı okudu
1000Kitap
Emek ve Ekmek
Değirmen taşı su yardımıyla dönmeye başlar. Sanki bir melodi kulağına geldi. Bu suyun sesi mi yoksa değirmenin şarkısı mı diye geçirdi içinden? Dünya döner. Değirmen taşı da döner. Suyun eşliğinde değirmenler bir şarkı tutturur. Değirmende buğday öğütülür, mısır öğütülür, una dönüşür. Değirmen taşı dönmeye devam eder. Gelen değişerek gider. Konan göçer. Buğday gelir un gider. Un gelir ekmeğe dönüşür. Emek gelir ekmek gider. Emek olmadan yemek olmaz. Hani şu fırından ücret karşılığı aldığımız mis gibi ekmek var ya, işte o gökten zembille inmedi. Emek geldi, ekmek geldi. Babam saçlarını değirmende ağartmadı. Babam da gökten zembille inmemişti. Babama selam olsun. Leyleklere selam olsun. Dostum leylek, sana da.
Sayfa 8 - Yaka Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Tavşan Sesi
Değirmen nasıl çalışırdı? Çok da eski olmayan bir eskide kalmışlardı. Her şey değişmişti. Değirmende un öğütülürdü. Mısırlar tekneye konur. Haznesinden kol yardımıyla yavaş yavaş oluğa malzemeler boşalır. Taşların dönme hareketini yapabilmesi için bir kuvvete ihtiyaç vardır. Su deyip geçme. Su kimi zaman bir tavşan gibi narin kimi zaman bir dinozor kadar haşin olabilir. Sahi, sen hiç tavşan sesi duydun mu? Ben duydum. Bizim değirmeni çalıştırıyordu.
Sayfa 7 - Yaka Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Sulu Boya Rengi
Değirmenler çeşit çeşitti. Tıpkı insanlar gibi. Büyükleri de vardı küçükleri de. Su ile çalışanları da vardı rüzgâr ile çalışanları da. El ile çalışan değirmenler bile vardı. En nihayetinde hepsi değirmendi. Farklı kıtalarda farklı renklerde olsak da hepimiz insandık. Ağlarken süzülen gözyaşı tanesinin rengi ten rengine göre belirlenmiyordu. Ağlayan siyah bir ten ile ağlayan beyaz bir ten, aynı renk ağlıyordu. Acının rengi birdi. Kalbin rengi aynıydı çünkü. Ancak insan olan anlardı. Sulu boyalara neden gözyaşı rengini koymazlar hiç anlamış değilim. Değirmenler de böyleydi. Mimarisi başka başka olsa da yapılan iş aynıydı. Taş değirmen denilince aklına suyun kenarında bir değirmen geldi. Ama artık bu tabloyu görmek çok mümkün değildi.
Sayfa 4 - Yaka Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap