Enes

Enes
@enesmalikpb
-Hiçbir yararı olmayacağını bildiği hâlde insan kalmaya çalışanlardan sadece biri -Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusu ile yanan bir okur
Puan vermedi·160 syf.··
2025 9. kitabı
Huzursuzluğu bitirdikten sonra (yazarın diğer kitaplarını okuduysanız eğer) Livaneli'nin bu yapıtındaki edebî gücünün diğer eserlerine kıyasla biraz daha etkisiz ve soluk kaldığını göreceksinizdir. Ama altını çizerek söylüyorum, kitap kesinlikle kötü bir kitap değil. Konu seçimi itibariyle şahane bir eser. Okurken zaman zaman derin bir of çekecek hatta belki de gözyaşlarınızın akmasına engel olamayacaksınızdır. Eminim sizleri etkileyecek ve vicdanınızda derin bir yara açacaktır. Fakat Livaneli'nin kaleminden "Wagner ile Nadia"nın hikayesini okuduktan sonra "Hüseyin ile Meleknaz"ın serüveni biraz daha noksan kaldı, daha teferruatlı daha uzun ve sürükleyici bir kitap olabilirdi zannımca. Kitabın 121. sayfasında şöyle bir cümle geçiyordu: "Dünya bu kadar önyargılı olmasaydı, masum tavuskuşu hayranlarının şeytana taptığına inanmayacaktı..." Hakikaten öyle. Önce empati duygumuzu kaybettik sonra farklılıklarımız sebebiyle birbirimize düşman kesildik. Hurafe haline getirdiğimiz inanç biçimimiz ile içimizdeki azınlıkları daima ötekileştirdik. Yetmedi; kırdık, vurduk, öldürdük. Ne kadar da hazin bir inanış biçimi. Charles Bukowski'nin şu sözleri geldi hatırıma “Hangi çiçek, diğerini 'sarı açtı' diye ayıplar? Hangi kuş, 'farklı ötünce' diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar…” Farklılıkların gerçekten ayrıcalık sayıldığı, öteki kavramının anlamını yitirdiği bir dünyanın hayali ile... Keyifli okumalar :)
Zülfü Livaneli
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,5bin okunma
Dikkat Spoiler içerir!
9/10
·508 syf.··
2021 51. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2021 12:08
Charles, biz okurlara tarihle süslenmiş mükemmel bir kurgu sunuyor bu eserinde. Devrim öncesi soylu sınıfın yaşattığı zulmün, alt tabakadaki insanlarda bıraktığı etkinin yansımaları ile karşılaşıyoruz. Halkta biriken kin ve öfke, devrim sonrasında asilzadeler üzerinde büyük bir yıkıma sebep oluyor. Devrim ile gücü ele alan halk, her geçen gün giyotin ile kesilen kelle sayısını arttırma çabasına giriyor. Tarih tekerrür ediyor bir nevi, sadece roller değişiyor... Demek ki halk devrimleri toplumsal huzuru tesis etme hususunda her zaman yeterli olmuyor. Kitap 3 bölüme ayrılıyor, 1. 2. ve 3. kitap şeklinde. İlk iki kısım sizi biraz sıkabilir fakat şaşırtıcı ve bir o kadar da duygusal olan sona ulaşabilmeniz için bunu göze almanızı öneririm. Kitap karakterleri arasından en çok Jarvis Lorry ilgimi çekti, muhteşem bir sadakat sahibi oluşu beni bir tık etkiledi :)) Kitabın sonu sizi biraz hüzne boğacaktır. Sydney'in vurdumduymaz ve boşvermiş yaşantısı, hayatının son anındaki asil kararı ile bambaşka bir insan hâline dönüştürüyor onu. Keyifli okumalar herkesee :))
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,4bin okunma