• Az biraz beğendiği bir şeyi hemen hayatının enler listesine koyan biri olarak, daha önce herhangi bir kitabı böyle bir listeye koyamamıştım. Nihayet ilk kitabımı buldum. Gönül rahatlığıyla, hayatımda okuduğum en iyi kitap ilan ediyorum 'Saatleri Ayarlama Enstitüsünü'.

    Bu metni okuyan birisi, bu giriş cümlelerinden sonra doyurucu bir inceleme yazısı bekleyecektir. Haliyle bu beklentisi karşılıksız kalacaktır. 'En' özendiğim şeylerden birisi, bir kitabı okuduktan sonra, hele de kitabı çok beğendiysem, o kitabı alıp sayfalarca inceleyebilmektir. Bazen 1k'da bir kitaba yorumumu bıraktıktan sonra okurların incelemelerine bakıyorum. Bakar bakmaz gidip kendi yorumumu silmek istiyorum. Çünkü çoğu zaman yorumumumdaki kitapla ilgili tek cümle "Sade anlaşılabilir cümlelerden oluşan..." olurken, diğer bir okur yazarın yazma tekniğinden, incelediği konu hakkında eksik yazdıklarına kadar her bir şeyi tespit edip, yazmış oluyor. Bakınız bu metindeki 2. paragraf da bitmek üzereyken, hâlâ kitapla ilgili bir cümle kurmadım.

    Kitap, sade anlaşılabilir cümlelerden oluşmuyor tabiki. :) Aksine kitapta çok fazla Osmanlıca kelime vardı. Bu yüzden kitabın ilk yarısını okurken sık sık sözlüğe bakmak zorunda kaldım. Tuhaf bir şekilde kitabın ortalarından sonra akıcı bir şekilde okumaya başladım. Osmanlıca kelimeler mi azaldı, yoksa hikayeye kapılınca kelimelere mi daha az takılıyor insan, anlamadım. Kürk Mantolu Madonna'yı okurken hemen hemen aynı durumu yaşamıştım. Belki de bu Cumhuriyet dönemi edebiyatına özgü bir durumdur. 'Filhakika' bu dil kullanımının ayrı bir lezzeti var. Cümleler daha bir tatmin ediyor insanı. Sanki bunları okurken Türkçe'nin kendine özgü lezzetini, insan daha çok tadıyor gibi geldi bana. Metin daha ciddi, daha saygın gibi geliyor. Pop müzik ile Türk Sanat Müziği arasındaki fark gibi. Pop müzik hoştur, fakat mesela Müzeyyen Senar ayrı bir dünyadır.

    Olay bazlı bir çok kitapta, bir çizgi vardır. Yazar kitabın başlarında bize yemler atar. Kişileri tanıtır, konuşturur. Bir süre sonra olayları az buçuk tahmin etmeye başlarız. Çünkü kitabın ortalarında bazı karakterlerin, bazı olayların sadece bu sonu hazırlamak için konulduğunu anlamaya başlarız. Kitabın başarısı da bunu bize fark ettirmemesiyle ölçülür. Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi olay bazlı bir kitapta ise yazar büyük bir özgüvenle kitabın sonunu neredeyse başta söylüyor. Fakat karakterler ve olaylar o kadar güçlüki, bu durum, kitaptan aldığınız tada hiçbir zarar vermiyor.

    Türkiye'nin modernleşmeye başladığı yılları, temelde kadınlar olmak üzere insanların yaşama biçimlerindeki değişimler gibi bir sürü farklı konu ele alınıyor. Bunları tahlil edecek bilgi birikimim yok. Fakat çok güzel ele aldı onu biliyorum. :)

    Sonuç olarak okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Sadece ilk yarısında olay biraz karışık gittiği için zorlanabilirsiniz. Sakın yarım bırakmayın.

    ---Sadece kitabı okuyanlar için (Spoiler içerir)---

    Ya abi, ne mükemmel kitap değil mi? :) Tıpkı Hayri İrdal gibi başta bu enstitü gereksiz diye düşünürken, ben de bu SAE'nin gerekli bir şey olduğuna inandım bir ara. Halit Ayarcı beni de inandırmıştı. Hatta itiraf edeyim, internette aradım bir ara bu SAE gerçek mi diye.

    Bazen 1k'da ofise yemek getiren abiler soruyor, bu 1000Kitap ne işe yarıyor, kitap mı satıyorsunuz diye soruyorlar. Yok diyorum. Sitemiz uygulamız var, kitap sosyal ağı vs diyorum. "Hm, oradan kitap mı okunuyor" diyorlar yok diyorum. Sonra da "hmm" diyerek gidiyorlar. Allah bilir içlerinden "bu manyak kitaplarla kafayı yemiş sanırım" diye düşünerek gidiyorlar. 1k'yı muhtemelen alakasız bir şekilde SAE'ye benzettim. Kitap satmıyoruz, kitap da okutmuyoruz ama çok işe yarıyoruz. :)

    ---Sadece kitabı okuyanlar için (Spoiler içerir)---
  • İlk inceleme deneyimim olduğu için kusuruma bakmayınız...
    Hayvan Çiftliği tamamen günümüz toplumunun en büyük sorunlarını da barındıran, yönetimleri eleştiren bir kitap niteliğindeydi. Özellikle yapılanlara karşı sessiz kalıp, tıpkı koyunlar gibi istenileni verenler etrafımızda oldukça fazladır. Her bir kelimesi masal tadında olup, acı gerçekleri itinayla size, tekrar farklı bir açıdan gösteriyor. Cahilliğin verdiği karşı konulamaz zorluklar karşısında çaresizce tüm gücü emilen boxer en çok üzüldüğüm karakterdi. Beklentimi fazlasıyla karşılayıp enler arasına koyduğum bir kitap oldu. Teşekkürler George...
  • 🍃 Victor Hugo'nun🍃 1862 yılında yazdığı📓Sefiiler📓 adlı romanı en önemli dünya klasiklerinde yer almaktadır.100 temel eserlerin enler bölümüne girmesini sağlayan bir özelliği bulunuyor. Kitabın üçüncü bölümünde,üç sayfa süren bir cümle var ki oku oku bitmiyor. Tam 🎉《823》🎉 kelimeden oluşan bu cümle şimdiye kadar kurulan en uzun cümle olarak kabul ediliyor.😮
  • Dünyanın En Uzun Cümlesi Kaç Kelime

    Fransız yazar Victor Hugo’nun, 1862 yılında yazdığı Sefiller adlı romanı, en önemli dünya klasikleri kitapları arasında yer almaktadır. Romantik akımının öncülerinden Victor Hugo tarafından kaleme alınan Sefiller; birçok filme, tiyatroya ve müzikale konu oldu. Milli Eğitim Bakanlığının ortaöğretim öğrencilerine önerdiği, 100 temel eser arasında yer alan kitabın enler arasına girmesini sağlayan bir özelliği bulunuyor. Kitabın üçüncü bölümünde, üç sayfa süren bir cümle var ki oku oku bitmiyor. Tam 823 kelimeden oluşan bu cümle, şimdiye kadar yazılmış en uzun cümle olarak kabul ediliyor.
  • İncelememin giriş kısmında kitabı şiddetle tavsiye ettiğimi ve “ENLER” listeme girdiğini söylemeliyim.

    Adem ve Havva ilk insanlar olarak cennette var oldular. Önce Adem ardından Havva geldi. İkisi de birbirlerine yabancıydı ve ikisini de birbirine çeken bir şeyler vardı. Havva bunu cinsiyete bağlıyordu.

    Kitap Adem’in ve Havva’nın birbirleri, dünyayı, çevreyi anlamlandırma hakkındaki görüşlerini günlük şeklinde her ikisinin de kendi ağızından aktarıyor.
    Mark Twain o kadar güzel bir üslupla kitabı kaleme almış ki. Kimi zaman bir tebessüm , kimi zaman çatık bir kaş ve düşünmekten kırışan alnınızla okuyorsunuz kitabı. Yazılandan çok çok daha fazla şey veren bir roman kaleme almış Mark Twain.

    Adem’in gözünde en başta Havva rahatsız eden, sürekli konuşan, her şeye ad veren bir yabancı , bir çokbilmişten ibaretken ; Havva için Adem her zaman keşfedilebilecek bir yanı olan , saygıyı ve sevgiyi hak eden biri. Hatta Havva zekasıyla onu kırmamak için isimlerini bildiği şeyleri , bildiğini belli ederek değil de sanki öyle olduğunu hissettiğini hissettirerek aktarıyor Adem’e. Adem tarafındansa bu “çok bilmişlik” olarak algılanıyor.

    Kadın ve erkek üzerine oldukça fazla şey bulabileceğimiz bir bilgi seli bu kitap. Ben Havva’yı okurken kendi kişiliğimden , mizacımdan çok fazla şey buldum. Cinsiyet kavramına bakış açımızı da genişletecek bir kaynak.

    Bilim, bilgi açlığı, bilme arzusu kitabın oturduğu bir taht. Cennetten kavulmalarının sebebi olan elma bir bilginin meyvesi. Hiçbir şeyi bilmemek cennette kalmanızı sağlar ama bilginin tadına baktığınız anda kovulursunuz ve ölümle siz ve sizin soyunuzdan gelen her şey , dünyada bulunan her varlık ölümle cezalandırılır. Neden?
    Tanrı neden üç yaşında bir bebekten daha fazla şey bilmeyen ve merak duygusu sürekli içinde olan bir canlıyı merak etti diye cezalandırır ? Üstelik yaratırken , her insanın mizacının farklı olduğunu ve bu mizacı onlara kendinin verdiğini söyleyerek … Neden bu acımasız cezayı verir?

    Şeytanın tarih boyunca kadınlar üzerine çullanması , o çok severek okuduğumuz masallarda bile yasak elmaya ve Havva’ya gönderimde bulunulması, kadınların yıllarca aşağılanmasına, şeytan olarak algılanmasına sebebiyet veren o bilgi meyvesinin , şehvetin yeni bir bakış açısıyla kaleme alınması… Bence günah keçisi olarak görülmüş , tarih boyunca yaşayan ve yaşamakta olan tüm kadınların ve onları şeytanın ahbabı ve tehlike maddesi olarak gören tüm erkeklerin bu kitabı okuması gerekli. Kadının tehlikesinin şehvetinden , fiziksel özelliklerinden değil de zekasından dolayı olduğunu ve bunun tehlikeden çok insanlığa , dünyaya bilim adına ve bilgi adına getirileri ve artıları olduğunu kağıdına aktaran Mark Twain’e teşekkürü bir borç bilirim.

    Kitap aynı zamanda felsefeyi de içinde bulunduran müthiş bir sorgulama kitabıdır.Siyaset, bilim, din , insan özellikleri hakkında rahatsız etmeyen , akıcı bir üslupla bizi bu konularda bilgi ve soru yağmuruna tuttuğu gibi bir cümleyi size ömür boyu düşündürecek, içinize kuşku tohumları ekecek cümleler kurmaktadır. Çok çok güzel bir kitap. Site içinde daha çok okunmasını temenni ederim.
  • Harry Potter serisi ile öğrencilerim ve Harry Potter'ı çocukken okuyan arkadaşlarım tarafından şiddetle tavsiye edilmesi ile karşılaştım..Öğrencimin kitaplarını alıp okumaya başladım..

    Okuduğum bir cok kitaptan daha fazla etkilendiğimi söylemem gerekir.
    Yazarın kurduğu Hogwarts Büyücülük Okulunda bulunmak isterdim.Voldemort ile savaşarak arkadaşlarıma yardım etmek,Zümrüdü Anka Yoldaşlığının bir üyesi olmak isterdim..Şuan bile kitapları bitirebildiğim için hem mutluyum hem de birazcık buruk..

    7 kitabı kütüphanemdeki enler bölümüne ekleyip yeniden okumayı planlıyorum..

    Eğer hala Harry Potter'ı okumadıysanız hayatınızda çok önemli bir serüvene başlamamışsınızdır demektir.Bu serüvene başlayıpta bittiği için üzgünseniz aynı duyguları paylaşıyoruz demektir.

    #HarryPotter