Kızım benim.
Kraliçe olsam, diyarımın bütün bahçelerini
ayağına sererdim -son gülüne, son teleğine dek.
Senindir krallğım.
Oysa derme çatma barakalar, dikenler bırakıyorum sana,
nereye dönsen kalın bir toz tabakası
sarsıcı yürek vuruşlanı
birbirine dikilmiş gözkapaklanı dört bir yanda. Hiddet.insanlığın çevresinde ve canevinde. Hiddet.
Ama insanı sakat bir hayvana,
şu dünyayı da zincire tutturulmuş
bir küreye benzetenlere kulak asma sen.
Kulak asma her șeyi zift ve kana bulayanlara.
Öyle yaparlar çünkü kolaydır öylesi.
Şaşkına döndük biz, inan bana.
Ama kulak verelim. Kulak verelim yine.
Hala mümkün bir şeyleri sevmemiz.
Hala merhamet var kalbimizde.
Sıra sende artık,
Agaç kabuklarını o kirinden temizleme
sırası sende. Her şeyin bir ihtişamı var, şahidim.
Artık göremesem de.
İhtişam var. Sakın korkma
Elveda güzel yüzlüm
en kutlu sevincim.
Sevgi alnında yazılı
Bozulup terk edilecek, yerinden oynatılıp değiştirilecek bir yatak değildir aşk. Odysseus yatağını ağaçtan yapar, evlilik yatağı yapar onu. Seçtiği ağaç zeytin ağacıdır, ağır büyüyen ve sürekliliğin .
zemini bilen uzun ömürlü bir ağaçtır. Yatağı aşkının sağlamlığının,
verdiği söze duyduğu bağlılığın bir imgesidir. işte bu yüzden evine dönüp karısına kavuşmak için Kalypso nun kendisine sunduğu ölümsüzlüğü elinin tersiyle itebilir. Aşkın deliliğidir bu: Aşıkların yatağı her daim ağaç şeklinde olmaldır.