• "Tanrı insanların dualarını dinleseydi, insanlık çok hızlı bir şekilde ortadan kaybolurdu, zira herkes birbirine beddua etmekten başka bir şey yapmıyor."
    Joan Konner
    Sayfa 22 - Notos Kitap Yayınları - 2007, Çeviri: Ali Ünal (e-pub)
  • "Epikuros'un kadim soruları henüz yanıt bulmadı. Tanrı, kötülüğü önlemek istiyor ama bunu beceremiyorsa, o zaman aciz mi? Becerebiliyor ama istemiyorsa, o zaman kindar mı? Hem becerebiliyor hem de istiyorsa, peki bu kötülük nereden geliyor?"
    Joan Konner
    Sayfa 6 - Notos Kitap Yayınları - 2007, Çeviri: Ali Ünal (e-pub)
  • Doğumunuzdan önceki zamanı düşünün. Var olmadığınız dönemi. Annenizin karnında geçirdiğiniz haftaları, hatta anne-babanız için sadece bir ihtimal olduğunuz gebelik öncesi dönemi değil sadece, dünyaya gelmeden önceki trilyonlarca yılı... Doğumumuzdan önceki onca bin yıl boyunca var olmamakla ilgili endişemiz yoktur. Niye biri var olmadığı tüm o zamanları önemsesin ki? Fakat bu doğruysa, o zaman ölümden sonra da var olmayacağımız o sonsuz zamanı neden bu kadar çok düşünüyoruz ki? Düşünme şekillerimiz asimetriktir. Nedense doğumdan önceki dönemle ilgili değil de, ölümden sonraki dönemle ilgili endişelenmeye yatkınız. Epikuros bunun bir hata olduğunu düşünüyordu.
  • Prometheus felsefe takviminde en yüce aziz ve şehittir. (Mart 1841)
  • Bilge insan kendini tanıyan ve yaşamını dengeli sürdürmeyi bilen insandır. Aynı şekilde, bir diğer erdem, ölçülülük, şiddetli ve geçici hazlardan kaçınmayı, cesaret ise bilgi eşliğinde temelsiz korkulardan kurtulmayı sağlar.
  • Basit bir ruh mutluluk ile övünür, felaketle de yere serilir.

    Epikuros
  • Lucilius, bizi korkutabilecek şeyler, bizi ezen şeylerden daha çoktur; çoğu kez gerçekte olan şeylerden çok imgelemde acı çekeriz. Seninle Stoacı bir havada değil kendi daha ılımlı tarzımla konuşuyorum. Çünkü haykırışlara, sızlanmalara neden olan tüm bu şeylerin önemsiz ve dikkate değmez olduğunu söylemek bizim Stoacı biçemimizdir; ama sen de ben de tanrı biliyor ya, doğru olmasına yeterince doğru ama çok gürültü çıkaran sözleri bırakmalıyız. Sana bunalım gelmeden mutsuz olmamanı öneririm; sanki gelip çatmış gibi benzini attıran tehlikeler belki hiç başına gelmeyecek; şimdiye kadar da kesinlikle gelmediler. Buna göre kimi şeyler bize olması gerekenden daha çok acı çektirir, bazıları da olması gerektiğinden önce acı çektirir, kimisi de hiç acı çektirmemesi gerektiği halde acı çektirir. Acıyı abartma ya da tasarımlama ya da öngörme alışkanlığımız var. Bu üç yanlıştan ilki, konu tartışmalı olduğu, deyim yerindeyse dava hala mahkemede olduğu için ertelenebilir. Benim önemsiz diyeceğimin çok ciddi olduğunu ileri süreceksin; çünkü kimi insanların kırbaçlanırken güldüğünü, kimilerinin de kulağa patlayan bir yumrukla ürküp geri çekildiğini elbette biliyorum. Bu kötü şeylerin güçlerini kendi güçlerinden mi yoksa bizim zayıflıklarımızdan mı elde ettiklerini daha sonra göz önünde bulunduracağız...

    Öyleyse konuya dikkatle eğilelim. Belki başımıza bazı sıkıntılar gelecektir; ama bu şimdiki bir olgu değildir. Sık sık hiç beklenmedik bir şey olmuştur! Sık sık da beklenen şey  hiçbir zaman olmamıştır! Hem alnına böyle bir şey yazılmış olsa bile çıkıp koşa koşa acını karşılaman neye yarar? Gelip çattığı zaman çok geçmeden yeterince acı çekeceksin; bu yüzden bu arada dört gözle daha iyi şeyler bekle. Ne mi kazanacaksın bunu yaparak? Zaman.... Kötü yazgı bile gelgeç gönüllüdür. Belki gelir belki gelmez; şimdiye dek gelmedi. Bu yüzden daha iyi şeyler um.
    Us ara sıra hiçbir kötülük belirtisi yokken kendine uydurma kötülük biçimleri yaratır: anlamı belirsiz bazı sözleri en kötü anlama yorar ya da ona yönelen kinlerin gerçekte olduğundan daha ciddi olduğunu kurar kafasında; çünkü düşmanın ne kadar öfkeli olduğunu değil de onun öfkelendiğinde işi nereye vardıracağını düşünür. Ama kendimizi korkularımıza kaptırırsak yaşam yaşamaya değmez, üzüntülerimizin hiçbir sınırı olmaz, bu konuda sana öngörü yardım etsin ve apaçık göründüklerinde bile korkuları kararlı bir ruhla küçümse. Bunu yapamıyorsan bir zayıflığı başka bir zayıflıkla yok et, korkunu umutla hafiflet. Bu korktuğumuz şeyler arasında şundan daha kesin hiçbir şey yoktur: Ödümüzü koparan şeyler hiçliğe gömülürken hiçliğe gömülürken umut ettiğimiz şeyler bizimle alay eder.
    Bu yüzden umutlarını da korkularını da dikkatle tart, belirsiz olan bütün öğelerde her zaman kendi yararına karar ver; yeğ tuttuğun şeye inan. Oyların çoğunu korku kazanırsa gene de öteki yöne eğilim göster ve ruhunu tedirgin etmeye son ver, durmadan şunu düşün: Birçok ölümlü, gerçekte ortada  hiçbir sıkıntı yokken ya da gelecekte de sıkıntı yaşanması kesin değilken bile kaygılanır. Geleceğe dönük ısrarla konuşmaya başladılar mı hiç kimse durdurmaz onları; böyle biri paniğini de gerçeğe göre ayarlamaz. Her esintiye kapılıp gidiyoruz; belirsizliklerden sanki onlar kesinmişler gibi korkuyoruz. Ölçülülük gözetmiyoruz. En küçük şey bile etksini gösterip bizi telaşa düşürüveriyor.
    Ama seni sertçe uyardığım ya da böyle ılımlı çarelerle aklını çelmeye çalıştığım için utanıyorum. Başka biri, "Kim bilir belki de en kötüsü olmaz." diyebilir. Sen kendi kendine şöyle demelisin: "Peki, olsa ne olur? Bakalım kim kazanacak! Belki de benim yararıma olur; yaşamıma saygınlık kazandıracak türde bir ölüm olabilir." Baldıran zehiri Sokrates i yüceltti. Cato nun özgürlük kanıtlayıcı kılıcını al elinden, ününün en büyük parçasından yoksun bırakırsın onu...
    Ama artık Mektubumu bitireyim, yalnız her zamanki damgasını vurayım, başka deyişle, sana iletmek için soylu bir ileti de ekleyeyim: "Bütün öteki yanlışlarlarıyla birlikte budalanın başka bir yanlışı da hep yaşamaya hazırlanmasıdır."  Bu söz, övmek ve aktarmak için kendime izin verdiğim Epiküros un gözde sözlerinden biri değil de ünü pek bilinmeyen birinin olsaydı yazarının adını söylemezdim. 
    Hoşça kal