Sanatçıların ve çeşitli meslek erbabının köle olduğunu söyledim. Başka nedirler? Öncelikle profesörler, vaizler, gazete editörleri ancak Oligarşi'ye hizmet ederlerse işlerinde kalabilirler. Bu hizmet, Oligarşi'yi tehdit eden fikirlerin propagandasını yapmaktır. Oligarşi'yi tehdit eden fikirleri yaydıkları anda işlerini kaybederler ve kara günler için kenara üç beş kuruş koymadılarsa işçi sınıfının yanına inip ya yok olurlar ya da eylemci emekçiler haline gelirler. Unutmayalım, kamuoyunu şekillendiren ve halkın düşüncelerini belirleyen, basın, vaaz kürsüsü ve üniversitedir. Sanatçılara gelince Oligarşi'nin bayağı zevklerinin nazını çekmekten öte bir şey yapmayacaklardır.
Sayfa 144 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
MS 1912 gibi geç bir tarihte bile insanların çoğu verdikleri oylarla ülkelerini yönettikleri inancına bağlı kalmaya devam etmiştir. Ülkeyi esas yönetense siyasi makine adı verilen şeydir. Önceleri bu siyasi makinelerin patronları, onların istediği yasaları çıkarmak için büyük kapitalistlerden fahiş paralar almış ancak kısa süre içinde kapitalistler bu makinelere sahip olup onları kendi adına çalıştırmanın daha ucuza geleceğini anlamışlardır. [Political machine: ABD'de seçimlik kamu birimlerinde iktidara gelmek için disiplinli şekilde ve bir önderin liderliği altında çalışan, seçilince de kayırmacılık yaparak iktidarın mevki, nüfuz, rüşvet gibi nimetlerini kendi aralarında paylaşan yozlaşmış siyasi organizasyonlara verilen isim (ç.n.)]
Sayfa 75 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
O günlerde hırsızlık inanılmaz ölçüde yaygındı. Herkes başkasının malını çalardı. Yoksul sınıflar yasadışı çalarken toplumun efendileri yasaya uygun biçimde çalar veya hırsızlıklarına yasal bir kılıf uydururdu. Korunmadıkça hiçbir şey güvende sayılmazdı. Bu yüzden de sahip olunan şeyleri korumak için bekçi olarak çalıştırılan çok sayıda insan vardı. Hali vakti yerinde olanların evleri, kale gibiydi.
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu