erdal

Zor zamanlar güzel kapılar açar
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Okuduğun kitap kadar gezersin dünyayı.
İçime attığım kar taneleri kadar küçük şeylerin zamanla önünde durulmaz bir çığa dönüşebileceğini öğrendim. Oysa bir dağın zirvesine düşen ufacık kar taneleri gibiydi hepsi... Zamanla yuvarlanıp döndüler içimde, büyüdüler ve kocaman bir çığa dönüştüler. Meğer her şeyi içine atmak bir felaketmiş... Çünkü içine attıklarının altında ezilir, yorulurmuş insan. Sen benim içime attığım her şeysin. Çocukluğum, gençliğim, alınganlığım, pişmanlığım, umudum... Sen benim hissettiklerimsin... Sen, bir daha hissedemeyeceğim tek şeysin... Ne olurdu karşımda dursaydın şimdi? Sımsıkı sarılabilseydim boynuna, kokunu içime çekerek ağlayabilseydim omzunda... Ne olurdu küçücük bir ihtimal daha olsaydı? Keşke bunları sana söyleyebilmenin başka bir yolunu bulabilseydim. Ne yazık ki bu mümkün değil! İçimden bir çığlık gibi kopup gidiyor hissettiklerim... Umarım duyarsın beni, umarım hissedersin kalbimden geçenleri. Seni her şeyden çok seviyorum.
Özlüyorum… Tüm bu incelikleri, zariflikleri, hiç tanımasam da, hiç görmesem de, seslerini işitmesem de bu güzellikleri huzur denen heybelerinde taşıyan, o evvel giden ahbâbı özlüyorum. İnsanın güzel bir dostu özlemesi gibi özlüyorum. Biz hep eski zamanlara hasret duyarak yeniye yol alıyoruz. Yeniye vasıl oldukça, eskiden uzaklaştığımızın vehmine kapılıyoruz ama içimizde hep eskiye dair bir fırtına kopuyor. Yenilendikçe eski daha da kıymetli oluyor. Bazı eskiler var ve çok şükür hiç eskimiyorlar!
Değer veren gönlün değer görsün