erdal

Bir gün o sakinliğine sevgisine sığındığın liman sana diyor ki ‘Ben artık bu limanda daha gösterişli, daha lüks, daha eğlenceli gemiler görmek istiyorum. Sen burada olduğun için Gelende olmuyor, geçenleri uzaktan izlemek zorunda kalıyorum. Onun için sen artık demir al bu limandan.’ o zaman bir türlü dümenine geçemediğin geminin motorunu çalıştırıp, rotayı açık denizlere çeviriyorsun. Yine dalgalar çıkıyor karşına, yine rüzgârlar saldırıyor sana, akıntı yine seni sürüklemeye çalışıyor ama arada bir fark oluyor. Sen durgun bir Koy Limanında öyle darbeler almışsın ki niyeti seni batırmak olmayan bu dalgaların aslında sana hiç zarar vermediğini anlıyorsun.” İşte tamda burada başlıyor Hazal Kahraman’ının hikâyesi… Hayatta aldığı darbeleri bir sonraki gelmeden aşmaya çalışırken hayatına Demir Sert ile tüm zorlukların aslında çokta zor olmadığını anlayacaktır. Ve kalbinin daha önce hiç aşkı tatmadığını ….
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ya seni seven liman değilde Hırcın denizin dalgalarıysa
nsanın kaderinde öyle bir kırılma noktası vardır ki tam isyan edeceğin an, evet, işte o an ufacık bir dua ile kaderinin yönünü avuçlarındaki gözükmeyen tılsımla değiştirebilirsin. Her gecenin nasıl bir sabahı varsa her derdin de bir sonu var. Düştükten sonra kalkacak ve üstünü silkeleyip tekrar devam edeceksin koşmaya... Ve unutmayacaksın ki Allah yanında, seninle birlikte... Eğer yüreğinde Rabb'in varsa, bu hayatta kimseye ihtiyacın yok demektir. Her şer denilen şeyin içinde kocaman bir hayır var, sakın unutma. Hz. Mevlana'nın şu dizesi ne de hoştur aslında: “İyi değilim demek ne haddimize? Şükürler olsun her halimize!”
Duygularından korkma... Çünkü her duygu bir ihtiyaçtan doğar. Bu yüzden bir duyguyu tanımak, aslında bir ihtiyacı bilmektir. Neye ihtiyacı olduğunu bilmeyen, rasgele eylemlerde bulunarak, anlık reaksiyonlarla değiştiremeyeceği sonuçlar yaratıyordur hayatında. Oysa duygular, elementlerle konuşur. Her element, bir duyguyu hatta davranışı temsil eder. Toplum içinde dikkat çekenlerin hangi elementi yüksek çalışır? Ateş... Hangi element eksildiğinde aşk ihtiyacı doğar? Toprak... Hangi element dengeli çalıştığında mükemmel iletişim yakalanabilir? Hava... Cinsellikte romantizmi artıran element hangisi? Su... Peki, elementleri dengeleyerek bir davranışı, deneyimi ve sonucu değiştirmek mümkün mü? Elbette mümkün... Türkiye’de ilk kez bir Brahmaçarya’nın (münzevi) kaleme aldığı bu kitap, elementlerin mucizelerle dolu büyülü dünyasının kapılarını aralıyor. Ateş, toprak, hava, su ve tüm bu elementlere alan açan element akaşa... İşte bu beş element, hayatın alfabesi...
Sevgilim, bugün rüzgardan senin kokun geldi; Ben şükrane olsun diye kokunu getiren rüzgara gönlümü