erdal

Uçurumun kenarındayım Hızır Bir dilber kalesinin burcunda Vazgeçilmez belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Kaldım parmaklarımın ucunda Uçurumun kenarındayım Hızır Bir gamzelik rüzgar yeticek Ha itti beni, ha iticek Uçurumun kenarındayım Hızır Divan hazır ferman hazır kurban hazır Güzelliğin zulme çaldığı sınır Başım döner, beynim bulanır El etmez gel etmez Gözleri bir ret, bir davet Gülce uzak uzak dolanır Mecaz değil maraz değil Gülce semavi bir afet Uçurumun kenarındayım Hızır Gülce bir beyaz sihir Canıma bedel bir haz Nur Nar ve Nurdan bir zehir Gülce Araf'ta infaz Bir tek bakışıyla suyum ısınır Güzelliğin zulme çaldığı sınır Uçurumun kenarındayım Hızır Ben fakir en hakir bin taksir Cahil cesaretimi alem tanır Ateşten kalleşten Mızrakla gürzden Dabbetülarzdan
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitap okurum : içinde sen varsın, Şarkı dinlerim : içinde sen.sen sen
" Ben ölüyüm! Bunu anlayabiliyor musun? Ölü! Sadece daha gömülmedim, o kadar
Ölümü öldüren sen gülseydin ölmez miydim ben
Yüreğin yorgunluk görmesin