• Duy beni ve dinle!
    Denizler boğuşuyor içimde...
  • "Neden mi okuyoruz, ezberliyoruz, çokca seviyoruz şiirleri.?
    Çünkü belkide şu hayatta yalanın tek hüküm sürmediği yerdir şiir.."

    -Erdem Beyazıt 🍃
  • ''Telgrafın tellerini kurşunlamalı''
    Öyle değildi bu türkü bilirim
    Bir de içime
    -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
    Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
    Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
    Haberler bilirim mektuplar bilirim.

    Gamdan dağlar kurmalıyım
    Kayaları kelimeler olan
    Kırk ikindi saymalıyım
    Kırk Gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
    Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
    Baştan ayağa ıslanmalıyım
    Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

    İçimde kaynayan bir mahşer var
    Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
    Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
    Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
    Birden alıverirler kara haberini
    Okul dönüşü bir trafik kazasında
    Can veren oğullarının.

    Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
    Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
    Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
    Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
    Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
    Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
    Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
    İsyanın kapkara sularına dalan.

    Nice akşamlar bilirim ki
    Karanlığını
    Bir millet hastanesinde
    Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
    Başını kalorifer borularına gömmüş
    Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
    Haber sormaya korkan
    Genç kızların yüreğinden almıştır.

    Bir de baharlar bilirim
    Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
    Anadolu bozkırlarında
    İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
    Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
    Cesur otobüs pencerelerinden
    Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
    Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
    Çıplak ayakları yumuşak Topraklara batmış ırgat çocuklarının
    Bir ellerinde bayat bir Ekmeği kemirirken
    Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

    Yazlar bilirim memleketime özgü
    Yiğit köy delikanlılarının
    İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
    Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
    Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
    Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
    Mavzerinin demirini alnına dayamış
    Yüreği susuzluktan bunalan
    İçinden mahpushane çeşmeleri akan
    Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
    Apansız silahına davranan
    Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
    Yazlar bilirim memleketime özgü

    Güzler bilirim ülkeme dair
    Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
    Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
    Kalbim gibi
    Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
    Titreyen kenar Mahalle çocukları
    Bir Sıcak somun için, yalın kat bir don için
    Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.
    Kadınlar bilirim ülkeme ait
    Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
    Göğüsleri Çukurova gibi münbit
    Dağ gibi otururlar evlerinde
    Limanlar gemileri nasıl beklerse
    Öyle beklerler erkeklerini
    Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

    İsyan şiirleri bilirim sonra
    Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
    Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
    Kimi bir vurguncuyu gece Rüyasında yakalamıştır
    Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
    Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

    Müslüman yürekler bilirim daha
    Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
    Eller bilirim haşin hoyrat mert
    Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
    Her kırışığı sorulacak bir hesabı
    Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

    Bütün bunların üstüne
    Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
    Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
    Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
    Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
    Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

    Erdem BEYAZIT
  • 398 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Uzun zamandır içeriği bu kadar dolu dolu olan bir kitap okumamıştım. Okuduğum, beğendiğim birçok yazarın ismine binaen satın alıp okuduğum, şimdi de sizlere okumanız için şiddetle tavsiye edeceğim bir eser.
    Dergilerin en çok orta sayfalarını beğenirim. Özellikle takip ettiğim İTİBAR dergisinde röportajlar, tanıtım yazıları özellikle orta sayfada yayınlanıyor. Bu kitap da Dergah dergisinde yayınlanan röportajlardan derlenmiş. Eser dört cilt olarak yayınlanmış lakin ben bildiğim yazarlar daha çok olunca önceliği buna verdim.

    Hüsrev Hatemi ile başlıyor. Edebiyatın kıyılarında dolaştığını söylese de denizin ortasında oturan, şiirleri ve yazıları ile çok değerli bir şahıs. Nazan Bekiroğlu, Cihan Aktaş, Alper Gencer, Şaban Sağlık, Orhan Okay, Abdullah Harmancı...

    Çoğunlukla yeni çıkan bir kitabın üzerine yapılmış röportajlar. M. İhsan Kara sadece derlemesini yapmış. Bu da röportaj içeriklerine bir zenginlik katmış. Tabi röportajı yapan kişilerin soru derinlikleri birbirinden çok farklı. Kimisi en derinleri hedeflerken, kimileri yüzeysel kalmış. Bu da belki çok değerli olan röportajların niteliklerini düşürmüş.

    Çok şey öğrendim. Mesela bazı yaşananların hikayelik, bazılarınınsa şiirlik olduğunu. Tabi C. Sıtkı Tarancı gibi " Abbas" a hem şiir hem de hikaye yazanların da olabildiğini. bazen bir şiirin tek bir satırı için yazıldığını ya da bir satır için kırk yıl beklendiğini.

    Geçen hafta dedem vefat ettiğinde yaşadığım o anları, dedemi yazmak istemiştim. Çünkü gerçekten yazılası bir insandı ve yitip gitmesini istemezdim. Ama ne yazmam gerektiğini ya da nasıl yazacağımı bulamadım bir türlü. Tek kelime edemedim. Dile getiremedim. Sonra tek satırlık bir şiir düştü gönlüme:

    "Ebelendi ömür ölümün ellerinde..."

    Bir son ya da bir başlangıç.. Ben de karşılığı çok olan bir satır. Şairin dediği gibi: "İlk dize ilham, gerisi kuyumcu işçiliğidir." İlham geldi belki ama işçilik yeterli değil. Bu konuda Berat Zarifoğlu Cahit Zarifoğlu' nun her istediğinde şiir yazabildiğini ama Erdem Beyazıt' ın "ilham" beklediğini söylemişti. Her istediğinde yazabilmek... Kaçmayan periler.

    Tarık Tufan'ın "Anna" sını okuduktan çok zaman sonra " Anna" benim de kalbime düşmüştü. Gurbet kokuyordu Anna benim ellerimde. Yaban olmayı anlatmak için Anna demiştim ona. Sonra biri "Neden Anna? "dedi. Her şeyin bir nedeni olmalı mıydı? Bilemedim. Sessiz kalmayı yeğledim.

    Kişinin kendini bulması gerektiğini öğrendim. Yalın, içten, samimi... Yazarların da dediği gibi: "Mustafa Kutlu gibi." Kimi yazarlar eserlerini yollamadan pek çok kez üzerine düşüp düzelttiği halde Kutlu yazıyı masasında bekletmeden doğrudan matbaaya yolluyormuş.

    Ya da bir hikayeci hiçbir hikayesinde baştan sona kendini anlatmaz ama her hikaye yazarından bir şeyler taşır. Çerçeve oluşturmak ama çerçeveye ayna değil de bir cam yerleştirmektir bunun anlamı.
    Orhan Okay'dan şimdilerde yeni keşfettiğim Mehmet Kaplan'ı ve kazandırdığı yeni bakış açısıyla yenide okuma listeme eklediğim Tanpınar' ı buldum. Tanpınar'ın ve Kaplan'ın öğrencisi olarak onları anlatmak en çok Orhan Okay' a yakışmıştı.
    Bundan daha da fazlası...
    Şiiri, öyküyü, insanı, kelimeleri bulmak adına okuyunuz efendim!
  • 208 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Herkese iyi akşamlar ;
    Bir şiir incelemesi nasıl yazılır pek bilmem ama Erdem Beyazıt' a olan sevgimi bilirim ....
    Yedi güzelin en güzeli bence .
    Nam-ı diğer şiir avcısı.
    Kitabına bu cümle ile başlıyor şairimiz :
    "Okuyucuma!
    Şiir diye
    Bir ömür tüketerek yazdıklarım
    İki saatte okunuyor
    Bundan ucuz ne olabilir
    Havadan başka " diyor
    Aslında bir nevi bizi özetliyor gibi şiirde ne anlatmak istediğini anlamadan, mısralar üzerinde düşünmeden okuyup gidiyoruz.
    Yazarın ne duygular yazdığını anlamak için çoğu zaman o duyguları yaşamayı bekliyoruz .
    Şiirler kitabı Erdem Beyazıt'ın sebep ey , risaleler ,gelecek zaman risalesi kitaplarının birleştirildiği şiir kitabı.
    Şiirleri bence o kadar güzel ki benim yıllardır baş ucu kitabım ne zaman bir boşluğa düşsem açar bu kitabı okurum.
    Kitaptaki bütün şiirleri çok beğeniyorum ama en son sayfasındaki bulmak şiirini güzelin güzeli ilan ediyorum.
    Siirleri gerçekten anlayana kadar defalarca okuduğum ve okuyacağım bir kitap size de tavsiye ederim .
    Keyifli okumalar.
  • 136 syf.
    ·Puan vermedi
    Allahım 
    Yol boyunca 
    Tarih boyunca 
    Başıboş bırakma bizi
    Düşeriz sonra.
    Abdurrahman Cahit Zarifoğlu.Baş harfleri acz.Acziyetini bilmiş,tanımış bir zarif,ince adam.Oyunculuk ve tiyatro eğitimi almış ve almaya da devam ediyor olan bir garip fâni olarak televizyon izlemiyorum ben.Özellikle türk sineması ve dizilerini takip etmemeye özen gösteriyorum.Bu konu nereden aklına geldi bu incelemenin ortasında diyeceksiniz.Hemen izah edeyim:Yedi güzel adam.Kahramanmaraş yılları.Adil Erdem Beyazıt,Nuri Pakdil,Cahit Zarifoğlu ve diğer güzel adamların öğrencilik ve şairlik yılları.Bu güzel adamlardan şimdi kim kaldı?Onların mirasını yaşatabilmek için "Yedi güzel adam "adında Cahit Zarifoğlu'nun da şiir kitabının ismini taşıyan bir dizi yapıldı.O da az reytingten ötürü bitti zaten.


    Gelelim acziyetini bilen bu güzel adamın diline:Kapalı,anlaşılmaz bir imge.Şiirleri açmıyor kendini size.Buzdağına yazıyor şiirlerini Zarifoğlu.Pırıl pırıl sulara yazıyor.Okumak yürek,anlamak bilgelik gerektiriyor.Üstad kabul ettiği Necip Fazıl'dan etkilendi.Zaten eşi Berat Zarifoğlu'yla onun aracılığıyla evlendi.Kafa dergisinde okuduğum bir yazıda ne denli doğru kestiremiyorum fakat şöyle bir anından bahsedilir.:Zarifoğlu'nun karnı çok ağrımaktadır.Artık dayanamaz ve hastaneye gider.Bağırsak kanseri olduğunu öğrenir.Arkadaslarına rüyasında Necip Fazıl'ı gördüğünü,"yirmi beş gün sonra bu hasret bitecek Cahit,kavuşacağız"dediğini söyler.Yirmi beş gün sonrada Zarifoğlu vefat eder.
  • İsyan şiirleri bilirim sonra
    Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
    Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
    Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
    Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
    Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.Müslüman yürekler bilirim daha
    Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
    Eller bilirim haşin hoyrat mert
    Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
    Her kırışığı sorulacak bir hesabı
    Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.


    Erdem Beyazıt