Erkek dünyayı reddederek, kız dünya tarafından reddedildiğini hissederek, soluklarını yutup yılların içinden geçip gitmişlerdi ve sonunda bu ikisi arasında büyük bir fark olmadığını sezmişlerdi.
Bir Ahmet Ümit klasiği… Onun usta kaleminden çıkan akıcı, sürükleyici bir roman. İçerisinde aşk, tarih ve polisiyeyi harmanlayan güzel bir eser. Aşkı ve vatanı arasında kalışıyla birlikte vatanını seçen ittihatçı bir gencin hikayesi… Daha sonra fark edecek ki onun tek vatanı bir zamanlar terk ettiği veya terk etmek zorunda kaldığı biricik sevdiği ve büyük aşkı Ester…
Ölüm, şehirlerimizi kaybetmeyle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir… Sahi neydi vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Şimdi farkına varıyorum ki, benim için bir tek vatan varmış, o da sensin…
Seni kaybettiğim anda vatanımı da yitirmeye başlamışım.
“Ama biz acıyla yaşamaya alışmışız, değil mi? Bir yanımız ağlarken, bir yanımız güler… Tabii ne kadar güler, orası belli değil. Çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor.”