• Erkekler öküzdürler, hemen karşısındakini itam ederler, dış görünüşe önem verirler, yalan söylerler, güven vermezler çünkü doğrusunun bu olduğunu düşünürler.
    Erkeksen karı gibi ağlayamazsın, duygusal olamazsın, sert olmak zorundasın, hovarda olmak zorundasın, birine bağlanamazsın çünkü anandan emdiğin sütü burnundan getirirler, özetle siz erkeklere et çuvalı muamelesi yaparsanız onlarda sizi et çuvalı gibi görür.
    Yani oturun bir düşünün vicdanlıca kaç erkeğin aşka küsmesine neden oldunuz. Kaç tanesinin insanlıkdan çıkmasını sağladınız kaç tanesini ezdiniz küçümsediniz evet bu ülkede kadına şiddet çok kadında eziliyo ama o erkekleri yetişdirenlerde kadın oğlunuza sürekli ssn erkeksin güçlü olacaksın sen erkeksin yaparsın derseniz oda herşeyi yapmanın doğal olduğunu düşünür . Size bir tavsiye kendinize güvenmiyosaniz erkek evlat sahibi olmayın erkek evlat demek sen herseyi yaparsın demek değildir. Kardeşinin odasına girerken kapıyı tıklatacak kadar saygılı olmayı öğretmek demektir. Erkek olmak gamsız olmak aman takma kafaya demeyi öğretmek demek değildir. Kendisi gibi başka bir insandan ayrıldığında özlem duymasının acı çekmesinin normal olduğu öğretmek demektir. Erkek olmak erkek adam ağlamaz demek değildir. Aciz hissettiğinde çaresiz hissettiğinde hüngür hüngür ağlamayı öğretmek demektir. Şu saçma cinsiyetçi rol modellerinizin hepsi sizde kalsın ben erkeğim ve herşeyden önce bir insanım aldanırımda aldatılırımda yalnız da hissederim bazen birinin dizinde saatlerce uyumak da isterim saçımın okşanmasıda hoşuma gider yüzüme bugün çok yakışıklı olmuşsun demelerini de isterim sizin deyimizde yeri gelir karı gibi hayıflanırımda kendi içinizdeki insan suretlerini belli bir zümreye yamamayın artık işinize gelmeyince erkek milleti değilmi hepiniz aynısınız diyip işin içinden çıkmayın bizler günah keçileriniz değiliz. Yürüyen koşan ağlayan özleyen hayaller kuran canları yanan birer insan türüyüz bize yaratık hissiz et torbaları gibi davranmayı kesmediğiniz sürece bizim bir insan olduğumuzu farkedemiyceksiniz hadi eyvallah.
  • Bu hayatta kendi irademle yaptım diyebileceğim tek şey var. Bunun dışında ne yaparsam yapayım, sadece seçeneklerden biri olduğu için, sunulmuş olduğu için seçtiğimi düşünürüm. Hayatımda aldığım en ciddi kararlar bunların başında gelir. Mesleğim, işim, eşim, çocuğum, anam, babam, memleketim, inancım, inançsızlığım, zevklerim, fobilerim… Hepsi bana sunulmuşlardır. Benim bu hayatta, böyle olmasını istediğim için böyle oldu diyebileceğim tek şey var.

    Onun ne olduğunu sözle değil eylemle yaparsam ancak anlam kazanır. Anlam kazanırmış, anlam kazanmak nedir ki, yazdıklarını birileri okuyacak zannediyorsun, ya da okursa mantıksız gelmesin diye kıvranıyorsun. Senin ne düşündüğün, nasıl düşündüğün, düşündüklerinin ne kadar anlamlı olduğu kimin için önemli ki! Sen neden bunun önemli olmasını arzuluyorsun? Her şeye bir anlam kazandırmak zorunda hissediyorsun kendini. Yaptığın her işin bir anlamı mı olmalı? Kime göre? Sana göre mi, anlamlı gelmesini isteğin kişilere göre mi? Sen değil misin insanların yaptığı her şeyde bir anlamsızlık bulan.

    İnsanlar, yaptıkları kendilerine anlamsız gelseydi yapar mıydı? Demek ki senin anlamlarınla diğerlerinin anlamları arasında bir fark var. Demek ki sen anlam kazandırmaya çalıştığın eylemler ve söylemlerle kendince anlam arıyorsun. Yoksa sana anlamlı gelen şeyler başkaları için zaten anlamsız senin gözünde. Sen ve diğerleri, diğerleri ve diğerleri, diğerleri ve senin gibiler. Sizin gibiler ve onlar gibiler. Ne kadar çok sınıfa ayırıyorsun, sanki o kadar bol çeşit varmış gibi. Hepiniz aynısınız. İnsanlar işte, sadece insanlar. Kadın, erkek bile değil, büyük, küçük bile, güzel, çirkin, iyi, kötü, çalışkan, tembel de değil, sadece insanlar. Hepiniz aynı bokun farklı renklerisiniz. Kiminiz kendini ya da kendine yakın olanları iyi, diğerlerini kötü olarak tanımlıyor. Kimileri cinsiyetlere göre sınıflıyor. Hepiniz biraz kadın, biraz da erkeksiniz. Alayız bolca kötü, korktukça iyisiniz. Hepiniz çirkin, hepiniz tembelsiniz. Kendinizi ne zannedersiniz? Yaptığın hiçbir davranışın sebebini bilmiyorsunuz? Nefes almak bunların en başında geliyor. Neden nefes aldığınız bilmeden yıllarca hiç vazgeçmeden, ara vermeden, durmaksızın, farkında bile olmadan nefes alıp veriyorsunuz. Hiç düşündün mü, neden bu işi hiç durdurmadığını, neden hiç ara vermediğini, niye bu eyleme bir son vermediğini düşündün mü? Ölmek diyorsun sanki duyuyorum seni. Ölmek ne? Yaşamanın ne olduğunu biliyor musun ki, ölümden korkarsın. Ölümün ne olduğunu biliyor musun? Bilemediğin şeyden mi korkuyorsun, onun geleceğini kabul ediyorsun ama sen ona gidemiyorsun. Demek bu yüzden nefes alıp veriyorsun. Ne olduğunu bilmediğin şeyden korktuğun için.