1000Kitap Logosu
656 syf.
·
10 günde
·
10/10 puan
Fransa, Kongo ve Belçika üçgeninde geçen kitabımız birbirine zerre benzemeyen 3 kardeşin hikayesini anlatarak ilerliyor. Her bölümde bir kardeşin hikayesini okuyoruz ki birçok kişi bu kısımları sıkıcı bulmuş. Şahsen ben öyle düşünmüyorum, çünkü Lontano'dan sonra bir de "Kongo'ya Ağıt" diye devam kitabı var. Yani Lontano, ana hikayenin bir nevi serim kitabı. Bu yüzden başlarının durağan gelmesi normal‍️ . Kitabın konusuna gelecek olursam; Yıllar önce seri cinayetler işleyip Hakk'ın rahmetine kavuşmuş bir katilimiz var, Çivi Adam. Ömrünü Çivi Adam'ı yakalamaya adayıp sonunda başaran iyi polis, kötü baba, Gregoria Morgan... . Eee olay bitmiş, adam yakalanmış diyebilirsiniz canlar. Yook o kadar kolay değil. Bu Çivi Adam'a öykünen yeni bir katil, Morgan Ailesi'nin kabusu oluyor. Ve tabi katili yakalamak da Gregoria'nın polis oğlu Erwan Morgan'a düşüyor. . O kadar aksiyonun, cinayetin, kanın içinde büyük bir aile trajedisi okuyoruz. . Sapkın zevkleri olan bir kız kardeş, Madde bağımlısı bir erkek kardeş, Ailenin kabusu ve aynı zamanda en büyük sırrı haline gelen yeni sürüm Çivi Adam... . Ahh Erwan'cığımm, benim tatlı portakal çiçeğimm, seni neler bekliyor bir bilsen... . Grange hayranlığımı bir tarafa bırakıyorum, gerçekten sağlam kurgusu olan bir kitap. Yine engin bilgilerle donatmış bizi Grange abimiz ki en sevdiğim özelliğidir... Bu adamın kitap yazmaya başlamadan önceki hazırlık ve araştırma sürecini gerçekten merak ediyorum çünkü gerek tıp alanında, gerek coğrafi konularda, gerek tarihte çok detay bilgiler veriyor. . Sonu ise her zamanki gibi acayip bir ters köşe. Hele ki hemen ardından "Kongo'ya Ağıt" ile cila yapınca tadından yenmiyor.
Lontano
8.4/10 · 3.080 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
392 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
5/10 puan
Jo Nesbo'nun okuduğum ikinci kitabı. Herry Hole serisinin ilk kitabı olan Yarasa'yı daha önce okumuş ve bir inceleme yazmıştım. #153565282 İlk kitabı sıkıcı bulmuştum. Hikaye akışında, olayların bağlantılarında çok fazla kopukluk vardı. Aşırı ve de gereksiz diyaloglar, araya biryerlerle bağlantı kurmak için yerleştirilmiş hikayeler okuyucunun kendisini olay akışına vermesine engel oluyordu. Jo Nesbo bu kitapta yazım tekniğini bir nebze de olsa geliştirmiş, bizlere ilk kitaptan daha akıcı bir hikaye sunmuş. Sunmuş sunmasına ama yine olmamış gibi. Hikayelerin asıl sorunu yazarın bizlere ana karakter Herry Hole'yi sevdirememesi. Sanki kendi de sevememiş, daha doğrusu kendisi bile karakterini tanıyamamış. Bir yazar kurguladığı karakteri önce kendisi tanımalıdır. Bu noktada Jo Nesbo çok eksik kalmış. Sanki Garange kitaplarının değişmezi ''sorunlu ana karakter'' yolundan gitmeye çalışmış veya fazlasıyla Garange kitaplarının etkisinde kalmış. Herry Hole sorunlu bir karakter. Uslanmaz bir alkolik. Ama sorunlu olduğu kadar beceriksiz de bir adam. Hikayelerdeki sıkıntı bu yönüyle de büyük sorun oluşturuyor. Alkolik, dik kafalı ve beceriksiz polisimiz her nedense kendi yaşadığı ülke dışına cinayetleri çözmesi için gönderiliyor. İkinci kitapta buna bir kılıf uydurmayı başarmış yazarımız ama yine de yeteri olmamış. Her macerada gereksiz dayaklar yiyen, ilişki kurduğu insanların bir bir öldüğü saatli bir bomba gibi karakterimiz. Olayları çözene kadar defalarca ama defalarca çuvallayan, bu çuvallamalardan ötürü insanların zarar gördüğü enterasan bir kişilik kendisi. Ayrıca memleketi olan Norveç yerine hep başka diyarlarda. Başkalarının çöplüğünde. ( Burada da Garange kitapları geliyor akıla ama neyse) Hikayemiz Tayland'da görev yapan Norveç büyük elçisinin bir otel odasında reşit olmayan bir hayat kadınını beklerken öldürülmesi ile başlıyor. İş dönüp dolaşıp Tayland'ın yüz karası seks turizmine, pedofiliye, çocuk fahişelere dayanıyor. Herry Hole yine beceriksizce olayı araştırmaya başlıyor, çuvallıyor, hatalar yapıyor vs. Fakat bir de bakıyorsunuz ki çakma Sherlock'umuz pat diye olayları çözmeye başlıyor. Peki ne zaman? Defalarca çuvalladıktan sonra. Aslında göz ardı edilmemesi gereken bir durum var. Özellikle ülkemizde yazmak isteyen, hayal gücüne güvenen insanların kitap bastırmasının, yazar olmasının ne kadar zor olduğu düşünülürse Jo Nesbo en azından kitaplarını yayınlayabilmiş, benim ikisini okuyup gerisini okumayı düşünmediğim bir seri yazmayı başarmış ve nasıl olmuşsa Bestseller bile seçilmiş yazdığı kitaplar. Zevkler değişiklik gösterebilir ama ben beğenmedim açıkçası. Okurken Dave Gurney'i, Erwan Morvan'ı aradı gözlerim. Onlarla kaynaştığım gibi kaynaşamadım Herry Hole ile. Sherlock Holmes'in yanından bile geçemedim. Dediğim gibi zevkler değişebilir, beğenenler olabilir ama ben beğenmedim. Bildiğim yazarlardan şaşmamam gerektiğini hatırladım yine. Sonuçta kitaplar hiç de ucuz değil ne yazık ki...
Hamamböcekleri
8.1/10 · 488 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
656 syf.
·
6 günde
Grange kitaplarını her zaman soluk soluğa okumuşumdur. Sanırım bu okuduğum en kalın kitabıydı. İlk sayfalarda biraz sıkıldım hatta eyvah bu kitap akmayacak galiba dedim ama bir süre sonra konu öyle bir hale geldi ki bulduğum her fırsatta okumaya devam ettim. Kitap, karakter ve yer tanıtımından sonra bir cinayetle başlıyor aslında. Konu genel olarak yıllar öncesinde cinayet işleyen Çivi Adam lakaplı ölmüş bir katil, onu yakalayıp hapse atan Gregoria Morvan ve ailesi etrafında dönüyor. Aynı yöntemle işlenen cinayetleri araştırmak bu sefer oğul Erwan Morvan'a düşüyor. Katili tabi ki bulamadım. Grange her zamanki gibi sağ gösterip sol vurdu (ki zaten bu adamın kitaplarını tercih etme nedenlerimden biri de bu). Hala cevaplanamamış bir sürü soru var kafamda. Onların cevaplarını da kitabın devamı olan Kongo'ya Ağıt'ta okuyacağım. Kitap çok sürükleyiciydi. Grange her zamanki gibi betimlemeleriyle olayları kafanızın içinde yaşama imkanı sunuyor. Çok beğeneceğinize eminim. Cinayet ve biraz da gerilim tarzı romanlar seviyorsanız kesinlikle okuyun. Şimdiden iyi okumalar :)
Lontano
8.4/10 · 3.080 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
İzin aldım , diye devam etti Erwan. Fontana olayını açıklığa kavuşturmak için Afrika'ya gidiyorum. - Eğer bunu yaparsan , bizi ebediyen kaybedersin. - Siz kim? - Beni , anneni , erkek kardeşini ve kız kardeşini. - Eğer bunu yapmazsam , ben kendimi sonsuza dek kaybedeceğim.
Babam senin kimliğini öğrendi. Beni öldürebilirsin. Ama yarın , her halükarda senin için her şey bitmiş olacak. - Belki , ama sen ölmüş olacaksın. Erwan onu tahrik etmeyi sürdürdü. - Babam hala hayatta olacak.
Bir taraftan , sapı ve keskin kısmı aynı metalden yapılmış bir savaş bıçağı almıştı. - Çok sevdiğim bir bıçak , dedi Erwan. - Bir ganimet mi? - Öyle sayılır. Ulusal Jandarma Müdahale Grubu'ndan bir subay çok hareketli... bir operasyondan sonra onu bana verdi. - Onun hayatını mı kurtardın? diyerek alaycı bir ifadeyle gülümsedi Gaelle. - Kesinlikle , dedi Erwan , bıçağı kız kardeşinin elinden alırken. - Onu bu kadar özel yapan ne? - Dünya Ticaret Merkezi'nin çeliğinden dövülmüş. - İç karartıcı.
132 syf.
Fransız yazar Tanguy Viel'in ödüllü kitabı "Ceza Kanunu 353. Madde" gerek işlediği konular, gerek akıcı anlatımı ve gerekse İletişim Yayınlarının çok güzel çevirisi ve kitap tasarımıyla bir günde hatta bir iki saatte okunabilecek mükemmel bir kitap. Romanın baş karakteri Martial Kermeur, Fransa'nın kıyısında küçük bir kasabada oğlu Erwan ile birlikte yaşayan, işten çıkarılan eski bir tersane işçisi. İşten çıkarıldığı zaman tersaneden 400.000 Frank değerinde tazminatını almış, bu parayla tekne almak istemesine rağmen henüz paraya dokunmamış, maddi durumu da çok iyi olmadığı için kasabada bulunan belediyeye ait şatoda bahçıvan olarak çalışmakta ve oğluyla birlikte şatonun kahyası için ayrılan evinde yaşamakta. Kitapta olaylar hemen ilk sayfada Kermeur'un Antoine Lazenec diye birini balık avına çıktıklarında kasten denize atarak öldürmesiyle başlıyor. Kermeur olayın ardından ertesi gün hemen yakalanıp hakim karşısına çıkarılıyor ve Lazenec ile olan 6-7 yıllık geçmişini ve kendisinin bu aşamaya nasıl geldiğini ve Lazenec tarafından yıllarca nasıl dolandırıldığını adım adım anlatıyor. Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz dolandırıcılık olayına değinen kitap, bir dolandırıcının en fazla ne kadar yüzsüz ve içten pazarlıklı olabileceğini, saf insanları nasıl ağına düşürdüğünü ve bu insanların yıllarca nasıl bu ağdan kurtulamadığını, sınıf mücadelesini, işçilerin hiçbir niteliği olmamasına rağmen zengin olan kesimin yanında kendisini nasıl değersiz hissettiğini, bu zengin insanlara karşı hakkını bile savunacak özgüveni bulamadığını, her şeyin farkında olsa bile sesini çıkaramadığını, böyle bir yaşamdan çocukların nasıl etkilendiğini ve bu etkinin sonucunun ne olabileceğini ve dolandırılan insanların nasıl bir suçluluk duygusu içinde olduğunu mükemmel bir şekilde anlatmış. Konu itibariyle oldukça güncel olan bu romanı kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca kitabın sonunun da kusursuz olduğunu belirtmeliyim, Ceza Kanunu 353. Madde hakimin vicdani kanaatine üstünlük tanıyan, bizim de hukukumuzda kabul edilmiş olan ancak maalesef uygulamada pek rastlayamadığımız bir ilke. Mahkemelerde işiniz olduysa eğer kitabı okuyunca farkı az çok hissedebilirsiniz.
Ceza Kanunu, 353. Madde
Okuyacaklarıma Ekle
1
...
185 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.