"Bir eş seçerken, sadece bir sevgili değil, doğmamış çocuklarınız için bir anne ya da baba ve kendiniz için de bir vasi seçersiniz. Bu yüzden karakter, tutkunun her zaman önünde olmalıdır."
Harville Hendrix
Harville Hendrix
i.r.o.n.i
Şöyle insan güdebilecegim rahat bir iş arıyorum. SSK,yol yemekte istemem. Niye kızdık ki; Anne,baba,kardeş,eş kalleş okul,iş haksızlık karşında sustunuz yaa biraz da ben gudeyim. Valla maaş istemem😉
Reklam
Ben şiir yazmadım seni yazdım nâmeye. Sığdırmaya çalıştım seni üç beş mısra ve heceye. Sordum seni 1000 kitaplık geceye. Cesaret etsem mi bilemedim, bekleyip de sevmeye. Ölçüp biçtim neticesi yok tarifinin. Dengin yoktur, bulunmaz tebessümüne eş. Kalemi kırıldı çaresizlikten gönül arifinin. Muhabbete ömür biçilmez yaşın olsa da otuzbeş. Beyoğlu
عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلّى اللّه عليه وسلّم ـ ‏( إِنَّ بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ فِتَنًا كَقِطَعِ اللَّيْلِ الْمُظْلِمِ يُصْبِحُ الرَّجُلُ فِيهَا مُؤْمِنًا
Kitap; Japon toplumundaki (ve aslında küresel boyuttaki) kadın üzerindeki güzellik baskısını, yaşlanma korkusunu, "ideal kadın ve eş" rollerini harika bir şekilde masaya yatırıyor.
İnsanın içi burkuluyor: bu kadınları siyasi tartışmalara malzeme yapmak, onları birer sembole dönüştürmek ne kadar büyük haksızlık. Oysa her biri bir anne, bir eş, bir evlat. Her biri, hayatın en zor yanını omuzlayan bir değer. Bir insanın etnik kimliğini övmek için başkasını aşağılamak gerekmez. Bir Kürt kadınının onurunu anlatmak, aynı anda bir Türk annenin fedakârlığını ya da Laz bir kadının gücünü eksiltmez. İnsanlık böyle bir şey değil. Bu yüzden benim için Kürt kadını “öteki” değil, bu toprakların kadınıdır. Ve onun hakkında konuşurken yapılacak en doğru şey, onu olduğu gibi anlatmaktır: güçlü, onurlu, emek dolu. Ve bende en son bir şey eklemek istiyorum... Kürt kadını güvensiz değil, edepli. Mağdur değil, onurlu. Sembol değil, emek. Siyasete malzeme yapmayın. Kimseyi aşağılamadan onu anlatmak mümkün. Kürt kadını ötekimiz değil, kadınımızdır...
Reklam
Reklam