“Ah, kadınlar gönül vermesinler, hele bahriyelilere gönül vermesinler. Çünkü onların sevgilileriyle, denizle mücadele etmek ve onu yenmek her şeyden, her şeyden çetin!”
“Bilmiyordu ki, kederleri ve ölüleri için ağlamaya fakirlerin vakitleri, kudretleri, hakları yoktur. Izdıraplı hayatlarında, onlar ölenler için değil, kalanlar için ağlarlar.”
“Müteakait bir memur… Bu öyle bir adamdır ki, gecelik entarisi ile sabahtan akşama ve akşamdan sabaha kadar evde oturur, iner, çıkar, uykular ve kavga eder. Evde bulunduğu esnada da ev kadınları aynı yüksek ses perdesi ile konuşur, hatta kendisini evde bırakarak ilk önce düğün gibi mühim hadiselerde dışarıya gider, sonra da, sukut ve zillet arttıkça, artık sadece komşuda oturmak yahut da bostanda marul yiyerek hava almak üzere kendisini evde bekçi bırakırlar. Bu öyle bir adamdır ki, artık hiçbir yerde hiçbir işi olmadığı için yavaş yavaş karısı ve çocukları tarafından ev hizmetlerine yardıma davet olunur. Kim bilir, belki de kâfi derecede ehliyet göstermediği için tazir ve tekdir de görür.”