Batuhan Yiğit, Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası'ı inceledi.
13 May 15:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsan kendi batıl inançlarına körü körüne bağlanmışsa, hiçbir zaman gerçekleri göremez. Abderalılar tarihin en önemli filozoflarını (Demokritos, Hipokrates) Yunan mitolojisinde geçen abderalıların arasına karışmasını anlatıyor. Demokritos ve Hipokrates'in karşılaştığı zorluklardan nasıl kurtulduklarını, ve anlayabilecekleri şekilde onlara nasıl gerçeği anlattıklarını bu kitapta bulacaksınız.
Gelelim eşeğin gölgesi davasına. Bu kısımda da basit bir olay yüzünden çıkan kavganın, nasıl büyüyüp geniş kitlelere ulaştığını anlatır. Tabi ki de burada yine olayın büyümesi batıl inançları yüzündendir.
Bu kitapta çok fazla tanıdık kişi görürseniz şaşırmayın, çünkü abderalıların torunları hâlâ aramızda. Keyifli okumalar!

Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
30 May 2016 · İnceledi

"İyi ama, ahlakçılar ne yapsın sizce?"

"Herşeyi ondan daha iyi biliriz diye düşünmeden önce, tabiatı biraz tanısınlar; kendi deliliklerine ve saçmalıklarına tahammül gösteren insanların deliliklerine ve saçmalıklarına karşı anlayışlı ve hoşgörülü olsunlar; buz gibi gevezeliklerle yormak yerine güzel örneklerle hataları düzeltsinler; sebepler olmadan netice istemesinler, bir defa tırmanmadan önce zirveye ulaşmamızı istemesinler."

Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 79 - Kültür Bakanlığı Yayınları)Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 79 - Kültür Bakanlığı Yayınları)
Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
30 May 2016 · İnceledi

Demokritos
"Çabalarımızla ilerlememiz o yönde olmalı ki, çoğunluğun delilikleri ve kusurları bize nefrete şayan şeyler gibi değil, gülünç olarak görünmeli; bu hususta Heraklitos yerine Demokritos'u örnek alırsak, daha doğru hareket ederiz. İnsanlar arasında Heraklitos ağlar, Demokritos gülerdi; birincisi bütün yaptıklarımızda sefalet ve perişanlık, öbürü oyun oyuncak görürdü. Ama insanın yaşayışına gülerek bakmak, ona sırıtmaktan daha sevimli bir şeydir ve insan soyuna gülenin, onu acınacak bulandan daha fazla hizmeti dokunduğunu söyleyebiliriz. Çünkü gülen, bize her şeye rağmen biraz ümit bırakmaktadır; öbürü ise, düzeltebileceğine inanmadığı şeyler hakkında çocuk gibi ağlamaktadır. "

Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 108 - Seneca)Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 108 - Seneca)

#Aslında üzerine uzun uzun incelemeler yapılsa da eksik kalacak bir eser. Alman Aydınlanma Edebiyatı'nın (Aufklaerung) önde gelen yazarlarından Martin Wieland pek çok eserinde aydın kimliğiyle dini fanatizmi eleştirdi. Aydın bir sanatçının yaşamı hiç bir çağda kolay olmamıştır zaten. Dargörüşlü taşra atmosferini, onların tahammülsüz dinsel yaşayışlarını, kaba mantıklarını dayanılmaz bulan Wieland bu büyük hiciv tarzı eseri yazmış. Günümüz koşullarında eleştirmek istediklerini antik çağda geçen bir kılığa bürüyerek, dönemin otoritelerine karşı ustaca atışlarda bulunmuştur.

#Roman, Trakya'daki küçük bir cumhuriyet olan Abdera'da geçer. Eserin çekirdeği Abderalılar'ın budalalıklarıdır ve Wieland bu budalalıkların hangi alanlarda olduğunu göstermek için romanı beş parçaya böler. İlk bölüm ünlü filozof Demokritos ve onun Abderalılar'la olan ilişkisidir. Bu toplumdan çıkmayı başarmış Demokritos'la yaşananlara, diyaloglara kahkahalarla güldüm: "Ah sevgili Abderalılarım benim, gene benim canımı acıtmak için kendilerine tokat atıyorlar." Demokritos'un aklından şüphe eden çılgın Abderalılar, şehre ona teşhis koyması için Hipokrat'ı çağırırlar. Ve tabi Hipokrat asıl delinin Abderalıların kendisi olduğunu anlayıp şehri terk eder.

#Abderalılar'ın en sevdiği şey kendilerinin "Trakya'nın Atina'sı" olarak adlandırılması... Bunu söyleyenlerin maksadı her ne kadar dalga geçmek olsa da, bir Abderalı bundan yine de gurur duyan kişidir. Onların mabetlerine özenerek mabetler yaptırırlar. Çok görkemli olsun diye yaptırdıkları mabedi o kadar yükseğe dikerler ki, şehre gelen kimse onu fark etmez, komedya izlerken ağlar, dram izlerken gülerler, en saçma tabloyu meclis binasına, en değerli sanat eserini alakasız bir yere asarlar. Şaka yapayım derken maskara olurlar, akıllıca bir söz edeyim derken saçmalamaya başlarlar. Gereksiz konular için meclisi günlerce işgal edip, en önemli konularda hızlıca karar alırlar. Sanattan anladıklarını iddia edip, sanat olmayan ne varsa överler. Sürekli plan, proje üretirler, ellerine yüzlerine bulaştırıp yarım bırakırlar, sunileştirmekle güzelleştirmek arasındaki farkı asla anlamazlar. Adalet sistemleri öyle berbattır ki, eşeğin gölgesi davası bölümünde bu konu ayrıca işlenir. Nasıl ki, Atinalılar'ın "Minerva" adlı tanrıçası ve kutsal hayvanı baykuş varsa, onların da tanrıça "Latona'sı" vardır ve kutsal hayvanı kurbağalar. Her tarafa göletler yaparak kurbağalarla doldururlar, sonra kurbağalar yüzünden şehri terk ederler. Bu bölümde Vural Ülkü ortaçağın dini dogmalarına inceden bir eleştiri olduğunu belirtiyor.

#Kısacası bu eseri okuyunca çoğumuz Abdera'da yaşadığımızı düşünecektir.

Yazarın muhteşem sözleriyle bitireyim:
" Anayurtları yeryüzünden silindiği halde, onlar yaşamaya ve bildiklerini yapmaya devam ediyorlar. Yok edilmez, ölümsüz bir halk; bir yere yerleşip kalmazlar, onları her yerde bulmak mümkündür. Her ne kadar bütün halkların içinde dağınık şekilde yaşıyor olsalar da, bugüne kadar saf bir şekilde yerlilerle karışmadan kendilerini korumayı bilmişlerdir."

#Wieland Latince ve Yunanca bilen ve eserinde eski mitlere, efsanelere atıfta bulunan bir yazar. Alman Romantik Dönemi özünde "milliyetçilik" barındırdığı için, Wieland'ın eserleri belli bir dönem saf dışı kalmış görünüyor. Her ne kadar Goethe ve Schiller'in gerisinde kalmış olsa da, keşfedilmesi, bilinmesi gereken bir yazar.

#Ayrıca eserin dilindeki ironiyi bize güzel bir çeviri ile ulaştıran Vural Ülkü'ye teşekkürler. Kendisinin eser için yazmış olduğu önsöz de bir o kadar güzel bir incelemedir. Herkese tavsiye ederim. Voltaire'in "Candide" eserini beğenenler ya da politik hiciv sevenler bu eseri mutlaka okumalı.

Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
29 Mar 2016 · İnceledi

Bazı insanlar vardır, yıllardır tanırsınız ve görürsünüz ama bir türlü kesin karar veremezsiniz, onları zayıflar sınıfına mı sokmanız gerekir, yoksa kötüler sınıfına mı?

Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 120)Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 120)
Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
29 Mar 2016 · İnceledi

"Kuvvetli ışığı seviyorsunuz anlaşılan, sayın meclis üyesi." diye karşılık verdi Demokritos. "Ama fazla ışık göz için az ışık kadar rahatsızlık vericidir. Bana kalırsa bu meseleleri tam görebilmek için insana en faydalı ışık yarı aydınlıktır. Bunun da ön şartı, bir kere görme kabiliyetine sahip olmamızdır. Çünkü şayet bu söz konusu değilse, on bin güneşin ışığında bir ateş böceğinin aydınlattığından daha iyi göremezdik."

Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 78)Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 78)
Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
29 Mar 2016 · İnceledi

Maymun iştahlılık, gelip geçici hevesler, dik kafalılık, başkalarının sizi sevk ve idare etmesine rıza gösterip, başkalarının gözleriyle görme, başkalarının kulaklarıyla dinleme, size söyleneni papağan gibi tekrar etme alışkanlığınız- bütün bunlar sizde aklın yerine geçmiş. Hata nerede, söyleyeyim mi size? Kafanıza çok yanlış bir hürriyet kavramı yerleştirmişsiniz.

Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 65)Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 65)
Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
29 Mar 2016 · İnceledi

Vücudunuz gelişmiş ama ruhlarınız hala beşikte. Aranızda kaç kişi bir şeye doğru, iyi veya güzel derken gerçek sebebi araştırma zahmetine girdi? Aklı başında olmayan insanlar veya süt çocukları gibi, duygularınızı gıcıklayan, hoşunuza giden her şeyi iyi ve güzel buluyorsunuz.

Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 65)Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 65)
Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
29 Mar 2016 · İnceledi

Bir insanın vatandaşlarından daha akıllı olması tehlikeli bir şeydir. Sokrates bunu hayatıyla ödemek zorunda kalmıştı. Atina başrahibi Eurymedon Aristoteles'i dinsizlikle suçlamıştı, filozof ancak tam zamanında şehirden toz olarak kellesini kurtarabildi; "Atinalılara felsefeye karşı ikinci defa günaha girme fırsatı vermek istemem!" demiş kaçarken de.

Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 64 - Kültür Bakanlığı)Abderalılar - Eşeğin Gölgesi Davası, Christoph Martin Wieland (Sayfa 64 - Kültür Bakanlığı)