Evren Erarslan, Sizin Memlekette Eşek Yok Mu'yu inceledi.
06 Nis 19:44 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Aziz Nesin, Türk halkını çözmüş, hem kıvrak zekasına hayranlık duyarken, hem de semeri üzerinden eksik etmediğinin yergisini de aynı ölçüde dile getirmekte. Bu kitapta da çeşitli dallardan seçmece öyküler, deneme, şiir, taşlama ve anı örnekleri var. Kendisi önsözünde yükte hafif pahada ağır öyküler seçtiğini söylüyor, bir nevi en beğendiği öykülerden bir demet sunuyor ancak her kitabı çok değerli Aziz Nesin'in böyle bir seçki tabii ki çok yüzeysel kalabilir.
Kitaba adını veren öykü, "O geceyi yazmak" anısı, "Parle vu Fransızca" güldürüsü ve özellikle "Alırsınız Cenneti" hikayeleri çok güzeldi.
Aziz Nesin'den sadece öykü okumak istemezseniz, deneyebilirsiniz.
Kötü bir kitabı yok zira.

İarea, bir alıntı ekledi.
 14 Eki 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Votkalı Komposto ile Bekir Hocanın imtihanı:))
"Şarabı içersiniz, rakıyı içersiniz, kötü yola gider, zina edersiniz, günaha girersiniz, sonra da CENNET istersiniz... Naaaaa! Alırsınız cenneti!...

Sizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz NesinSizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz Nesin
Gülden Gültekin, bir alıntı ekledi.
02 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Orucu neyi tutmazsınız, rakıyı, şarabı içersiniz, sarhoş gezersiniz. Ondan sonra da
cennete gitmek istersiniz. Naaa!... alırsınız cenneti!

Sizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz Nesin (Sayfa 76)Sizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz Nesin (Sayfa 76)
Gökhan Aktaş, Eşeklerin Bilgeliği'yi inceledi.
 12 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Eşekler insanların en yakın dostları olabilir mi? Elbette. Peki dünyanın dört bir köşesinde yaşayan eşekler aslında hayatın anlamını çözmüş filozoflar olabilirler mi? Kim olmadıklarını iddia edebilir!

Eserde, metropol hayatından uzaklaşarak Fransa'nın kırsal alanlarına yolculuk eden yazarın hikayesi anlatılmaktadır. Yazara bu yolculuğunda Gribouille isimli eşek yarenlik etmiştir. Bu seyahat sırasında yazar, günlük hayatta fark edemeyeceğimiz tabiatı gözlemleme fırsatı bulmuş, bu gözlemlerini oldukça keyifli tasvirlerle okuyucuya aktarmıştır. Başarılı bir örnek için:

"Eşek Culotte güneşli diyarlardan, Fransa’nın güneyindeki lavanta kokulu bölgelerden geliyor. Culotte zeki bir hayvan: Kış soğuğundan hoşlanmaz. O yüzden de “cilalı deriden askılarla böğrüne ve sırtına tutturulmuş, parlak fitilli kadifeden kahverengi bir pantolon giyer.” Uluorta pantolon [culottes] giyen gariban Culotte’la herkes dalga geçer. Her gün alaycı laflara maruz kaldığı gibi kıçına bir de şaplak yer. "

Başarılı tasvirlerin yanında yazar, eşekler hakkında neredeyse tüm yazılı metinleri taramışcasına; Yunan felsefesinden Cervantes'e, modern bilimden kutsal kitaplara kadar örnekler ve açıklamalar getirmektedir. Mesela bu örneklerden birisinde Yunan mitine dair bir efsane anlatılmaktadır;

"Şarap tanrısı Dionysos eşekleri gökyüzüne, Yunanlıların Phatne, yani yemlik diye adlandırdığı bir takımyıldızın iki yanına yerleştirmiş. Böylece eşekler, bu ebedi eşek cennetinde sonsuza kadar yemlenebileceklermiş."

...Diyerek, günümüz konuşmalarında sıkça kullanılan "eşek cenneti" tabirine de izahat getirmiştir.

Eserin oldukça keyifli olduğunu belirtmiştik, bu görüşüme eserin oldukça akıcı bulduğumu ve yer yer başarılı felsefi tespitler yaptığını da eklemek isterim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Ali, bir alıntı ekledi.
03 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Orucu neyi tutmazsınız, rakıyı, şarabı içersiniz, sarhoş gezersiniz. Ondan sonra da cennete gitmek istersiniz. Naaa!... alırsınız cenneti!
Namaz niyaz yok. Kumar dersen çok. Sonra da cennet istersiniz. Naaa!... Alırsınız cenneti!
Namahreme bakarsınız, harama uçkur çözersiniz, zil zurna gezersiniz, sonra da cenneti istersiniz. Naaa!... Alırsınız cenneti!..."

Sizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz Nesin (Sayfa 78 - Ad Yayıncılık)Sizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz Nesin (Sayfa 78 - Ad Yayıncılık)

Babaannem derdi ki:
"Hoş bulmak için,
"Hoş geldin" i duymalı insan...
Hoş görmek için, hoşluğu görmeli...
İnsan insanın aynasıdır kızım...
Yağına kıyamayan çöreğini kuru yermiş...
Hoş ol ki hoş göresin ...
Hal hatırı, kadri kıymeti bilesin...
Cenneti cehenneme çevirenler için
"günah benden gitti" diyesin...
Aman bozma istifini...
Olur ya!,
Kötü sözle dinden çıkanın faturasını
sen neden ödeyesin?
Tatlı sözle boşalt yılanın deliğini....
Kılıç kınını keser mi hiç?
Bırak yılan kendi bildiğini eylesin...
Ancak densizler eşek arısını davet edermiş...
Sen dilini bahar bahçe belle ki
eşek arısı da kendi haddini bilsin..." MERAL DEMİR

Tuncay YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
 07 Nis 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Eşek Cenneti
Mektubumu alınca şaşıracaksın. Biz onu, çoktan nalları dikti biliyorduk,
yine hangi ahırdan çıktı, diye afallayacaksın. Hiç şaşma, Tahtalıköy'
deyim. Sana bu mektubumu Tahtalıköy'den yazıyorum. Bir zamanlar
yeryüzünde yaşamış bütün büyükler, ünlüler, ileri gelenler, hepsi burada.
Ben de onların arasındayım. Sen şimdi’’Vah vah, sağlığında değerini
bilememişiz!’’ diyerek ne denli dizini dövsen yeridir. Neden ‘’Kör ölür,
badem gözlü olur!’’ denildiğini, o kör olası dünyada değeri anlaşılmamış
olanların son umudu Tahtalıköy'e gelince çok iyi anladım. Gözlerim,
burnumun ucunu bile göremezken,ölümümden sonra‘’Sürmeli gözlüydü,’’
‘’Bakışları üzünç doluydu’’ diye benim için övgüler düzüldüğünü duydum.
Dünyada sıkıntı çektiğin için hiç boşuna üzülme, ölünce senin için de
gazetelerde ‘’Yeri doldurulmaz büyük kayıp’’ diye yazacaklar. Bencileyin
yoksulların yaşarken yerini dolduruyorlar, kendi yerimizi bile bize
bırakmıyorlar da,öldüğümüz zaman nedense bitürlü yerimizi dolduramı-
yor,boş bırakıyorlar. Ölünce, sen de, geride kalanların kalbinde
yaşayacaksın; Tahtalıköy'deki yerin de Eşek Cenneti olacaktır.

Ölmüş Eşek, Aziz Nesin (Sayfa 7)Ölmüş Eşek, Aziz Nesin (Sayfa 7)
Serkan, bir alıntı ekledi.
 22 Ara 2015

Bir beladır sarmış dünyayı:
Ne günahlar işlenmiş ki Tanrı kızmış,
Salmış yeryüzüne vebayı.
Adı batasıca, bir geldi mi
Geldiği gün doldurur cehennemi.
Hayvanlar başlamış bir bir tutulmaya.
Her tutulan olmuyormuş ama, Kötüymüş hepsinin hali. Ölüm dayanmaya görsün kapıya, Kim çıkar karın doyurmaya? Tadı kalmamış etin kemiğin: Ne kurt kuzu arıyormuş artık Ne tilki tavuk.
Kumrular bile sevişmez olmuş, düşünün!
Aşk olmayınca da dünyayı neylersin?
Aslan toplamış milleti, -Dostlarım, demiş;
Bu veba, Tann'nın bir cezası bizlere:
Kimin günahı çoksa kurban edilmeli;
Tanrı öfkesi yatışmaz başka türlü.
Tarih boyunca hep böyle olmuş:
Bir can feda etmiş kendini
Bir can kurtulmuş.
Gelin, sorguya çekelim kendimizi;
Yalan dolan yok;
Hatır gönül sayma yok;
Ne mal olduğumuzu koyalım ortaya.
En suçlu benim belki de, olur ya!
Şu pis boğazım yüzünden
Az mı koyun yedim ben?
Ne günahı vardı biçarelerin?
Hadi koyun yenir diyelim, çoban yenir mi, çoban?
Ben yedim.
Alın canımı, feda olsun, olsun ama, Herkes de söylesin bakalım ne yaptıysa. En suçlumuz ölmeli ki Hak yerini bulsun.
- Sultanım, demiş tilki; Bu kadar iyilik de olmaz ki,
Yakışır mı size böylesine yumuşamak. Yok yere kendinizi kötülemek? Sizin koyun yemeniz mi günah? Fesuphanallah!
İyilik etmişsiniz, şeref vermişsiniz
O aşağılık, o sünepe, o budala yaratıklara!
Çobana gelince:
Haddini bildirmişsiniz gereğince. Hayvan gütme de ne oluyor yani? Bizden üstün mü sanıyor kendini? Tilki bunları der demez Dalkavuklar alkışa boğmuş ortalığı. Gayrı hoş görünmüş herkese Kaplanın kaplanlığı, ayının ayılığı. Şirretlere gün doğmuş; En azgın köpeğin bile Bir evliya olmadığı kalmış. Sonunda eşek söz almış:
- Bir gün, demiş hiç unutmam, Papazların çayırından geçiyordum. İn cin yok, acıkmışım;
Otlar öyle taze, öyle yeşil... At bir dil, dedi şeytan.
Hakkım yoktu, biliyorum, ama gel de dayan: Bir dil attım...
Sen misin bunu söyleyen, yüklenmişler eşeğe. Bir kurt, sözde okuryazar, çıkmış kürsüye:
- İşte, demiş, içimizdeki şeytan! Üstümüze lanet yağdıran budur,
Bu uyuz, bu baldırı çıplak, bu mendebur...
Kurt coşmuş, kanıt manıt ne gerekse bulmuş,
Eşeğin bir lokma suçu sehpalık olmuş.
El âlemin otunu yemek ha?
Yalnız ölüm temizlermiş bu cinayeti...
Ve eşek boylamış cenneti.
Sarayda akla kara
Böyle çıkar ortaya: Zorlu ne yapsa eyvallah, Yoksul ağzını açsa günah!

Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 245)Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 245)