Biriyle birdenbire yakınlaşmaktan, kaynaşmaktan, arkadaş olmaktan çekinirdim. Bir süre sonra onun, bütün iyi niyetine rağmen, nerede beni hayal kırıklığına uğratacağını beklemeye koyulurdum.
İnsan öldükten sonra sahipsiz kalmamalıydı. En azından bir duacısı onu korur, hatta çiçekler ekerek mezarını süsler, ona yeniden canlılık verirdi. Güzel mezarlar insanın yaşama karşı son ve görkemli duruşuydu. En bakımlı mezar, ardında büyük acılar bırakmış olanıydı mutlaka. Ziyaretçisi bu yüzden eksik olmazdı. Belki de bu bakımsız, harabe görüntüsüyle mezarlar insan hayatının anlamsızlığını daha bir görünür kılıyordu.