• Dediler ki Yaşar Kemal İnce Memed diye roman yazmış, bir destan yazmış demeleri gerekiyordu oysaki.

    İnce Memed Türkiye’de meşru olanla gayri meşru olan arasındaki en net çizgidir.

    Bu kadar büyük bir destanı yazacak İnce Memed’in, tek başına bile olsa ağalık sistemine meydan okuyacak bir adamın çok bilgili olması gerektiğini söylüyor bize üstad.
    Bireysel güdülerini, bireysel dürtülerini, sadece sevdiğini kaçırmak için, annesini kurtarmak için yapılan bir isyan değil. Evet böyle başlar, ama diyor ki bize Yaşar Kemal; böyle başlarsan sadece eşkiya olursun. Ama dünyayı sorgularsan, hayatı sorgularsan, aşkı sorgularsan İnce Memed olursun.

    Korku!
    Korkuyla yüzleşmek!
    Korkunun üzerine gitmek!
    İnce Memed Abdi ağadan korktuğu için kaçıyor ve İnce Memed oluyor.
    Memed kaçıp eşkiya olduğu için Abdi ağa korkuyor.
    Burada muhteşem bir imgesi var üstadın, yani eğer Abdi ağa vicdan muhakemesi yapıp “ben ne yapıyorum, ben kötü bir insan mıyım?” dedirtirse arabesk bir dram olurdu. Abdi ağa korkuyor, abartılı bir şekilde korktuğunu yansıtıyor, kabuslar görüyor. Yani bize diyor ki; Abdi ağa ne kadar kötü olduğunun farkında…

    Kitap Anadolu’nun iki bin sayfaya sığdırılmış en büyük resmidir. Nazım’ın “ O topraktan öğrenip kitapsız bilendir” dediği, bugün maalesef göremediğimiz o bilge anadolu insanlarını, Anacık Sultan’dan, Hürü Ana’dan bahsederken bu kitabın zihninizi ve ruhunuzu nasıl sardığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

    Ve dört kitabın hiç bir incelemesinde bahsetmediğim “at” İnce Memed’in katlı atı.
    Öyle bir at ki sizinle değil, ağzını açmadan tek kelime söylemeden bilinçaltınızla konuşuyor.
    Bizim gibi zihinsel anlamda melankolik olanlar, umutsuzluk anlamında söylemiyorum.
    Yaşamdan, toplumdan biraz dargın, biraz umutsuz, biraz umutlu olan. Dünyaya genelde sol’dan bakan yani “öbürleri” olan insanlar okurken her şeyi kişileştiriyoruz. Toplumla yaptığımız kimlik kavgalarını romandaki karaktere yansıtıyoruz. Kişileştiriyoruz. O kahramanları sen’lere bölmeyi öğrenmek lazım, ben’lere bölmeyi öğrenmek lazım. İçindeki ben’lerine huylarına atfetmek gerekiyor. O at SENSİN…

    O at dışarda beğendiğin birini gırtlağından tutup sevmeye çalışmanı engelleyecek kalp atışı.
    O at bütün güzelliğini, bütün benliğini bırakıp ana avrat söven içindeki canavar.
    O at sana toplumun normlarını beyninden silip zihninde özgürce dilediğini yapmanı sağlıyor.
    O at koşuyor hiç durmadan, gece gündüz koşuyor. Koşuyor koşuyor koşuyor.
    Kimin yakalayacağı ve o at’ın nerede duracağı belli değil…
    Sana çok büyük bir günahta işletebilir, orada durabilir, orada nefesi kesilebilir o at!

    O at koşuyor, o at kaçıyor, o at kovalıyor ama kitabın tek bir yerinde bile o atın nasıl beslendiğini, ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını yazmıyor. Nasıl beslendiğine sen karar vereceksin o atın.
    Atın ne yiyeceğine, ne yerse daha düzgün koşacağına, daha çok direneceğine.

    Senin içinde aslında düşünmeyen bir kişi var. O kişi bekleye dursun, sen düşünüyorsun, inanıyorsun, özlüyorsun ve düşündüklerine göre özlediklerine göre kavradıklarına göre içindeki o kişiye, hani düşünmeyen, kuralsız hareket eden güdülerinle ona veri gönderiyorsun. Senin düşündüklerini o yiyor.
    Sen düşündüğün için o düşünmediklerini yapmıyor. Sen düşüne bildiğin için o kişi ahlaksızlık yapmıyor, ya da sen düşünebildiğin için o kişi cesaret edip büyük bir işe kalkışmıyor. Sen düşünerek onu dengelemeye çalışıyorsun ama o koşuyor, koşuyor…

    O at Yaşar Kemal’in kendini dizginleme hali.
    O at Yaşar Kemal’in gizlediği bir alışkanlığı.
    O at Yaşar Kemal’in yazıp yayınlamaya cesaret edemediği bir kitap.
    O at Yaşar Kemal’in ben bu dörtlemeyi bitirecem dediği büyük düş!

    Belki ata dair imgesel bir yorum bekliyordunuz? İşte bu o atın kalbini kırar.
    At hiç bir zaman bir kişi olmadı, at beni kişileştirmeyin diye koşuyor zaten.
    Beni sadece Memed’in atı olarak görmeyin diyor.

    Yaşar Kemal o ata bindi, at dedi ki; Yaşar gel, yoğun bir kitap yazdın sen çok yoruldun gel bin.
    Ve Yaşar Kemal 91 yaşına kadar o atın sırtında yaşadı.


    Tüm kitaplar için tek tek incelemeler:

    İnce Memed 1

    Ben nasıl anlatayım şimdi şahin gibi İnce Memedi, Nasıl başlayayım yedi canlı Abdi ağaya.
    Başlasam bile hanginiz inanır iki gündür sefalet içinde bir köyde yaşadığımı.
    Buğday tanelerini öğütüp aç karnımı doyurdum, aşkımdan deliye döndüm, sevdiğimi kaçırdım kör kurşunlara canımı veriyordum az kalsın.
    Yağmur öyle bir ıslattı ki bizi dağ başlarında, elbiselerime değil derimin altına işlemişti o sular. Adaletten mi söz ediyorsunuz siz! Dostluğun ne demek olduğunu mu biliyorsunuz! Sakın aşk hakkında bişey bildiğinizi iddia etmeyin sakın.
    Ben iki gündür öldüm öldüm dirildim. Bu topraklarda yazılmış, memleketimin insanını anlatan bu kitabı şu zamana kadar okumadığım için kendimden utandım. Ne büyük bir hazine varmış memleketimde yazılan. Beni, insanımı anlatan. Bırakacam işi gücü, tatili. Gezmiyordum zaten iyice eve kapatacam kendimi. Bu dört seriden oluşan kitabı bitirmem lazım benim. Ey İnce Memed! hoş geldin dünyama.


    İnce Memed 2

    Heeyyyy yavrum hey! 
    Abdi gider Hamza gelir. Abdi gider Hamza gelir. Abdi gider Hamza gelir.
    İyi ki diyorum; İnce Memed’i yeni keşfettim. Yoksa 14 sene nasıl beklerdim bu ikinci kitabı.
    Çok korktum ikinci kitap ilk kitabın tadını vermeyecek diye ama yok arkadaş, ilk sayfadan son sayfaya kadar soluksuz okuyorsunuz Memed’i. Betimlemeler o kadar muhteşem ki bazı yerleri iki defa okumak istiyorsunuz. Lafı hiç uzatmayacağım. Büyük bir eksikliktir İnce Memedi okumamak.


    İnce Memed 3

    Bittiii bitiii bu da bitti. Ne yapacam ben sadece bir kitap kaldı! 2 Gündür ne film izledim ne müzik dinledim ne bizimkileri aradım.
    Sabah on gibi başladım gece gözlerim yorulana kadar! Odamda, kütüphanede, gölette, dağda, bayırda gezip bu kitabı okudum. Ben sanki İnce Memed 1’i okumadım, ben sanki İnce Memed 2’yi okumadım. Ben sanki İnce Memedle ilk defa tanıştım o lezzeti ilk defa tattım. Hiç bir zaman kendini tekrar etmedi kitap.
    Olaylar, insanlar, Yaşar Kemal’in o muazzam betimlemeleri. On beş yıl kendini odaya kapattında yemedin içmedin ben nasıl bir destan yazarım mı? dedin be adam! İnsanlar bu kitabı, İnce Memedi okumadıysa ben kitap okudum demesin. Ölmeden önce yapılacak listesine ekleyin İnce Memed’i. Yarın sabah kalktığımda ilk iş dördüncü kitaba başlamak olacak.
    Altı gündür bana bu eşsiz hazzı yaşattığın için teşekkürler Yaşar Kemal!



    İnce Memed 4

    Serinin son kitabı, okurken bitmesin diye boğazınızın düğüm düğüm olacağı son kitap. Aşık olunası Memed’in okuyacağınız son satırları. Serinin her kitabına iki gün ayırıp bitirmiştim. Son kitap bitmesin diye okuyup okuyup hayaller kurdum soluklandım. Okumasam bile okula giderken yürüyüşe çıkarken yanımda gezdirdim İnce Memed’i. Üç gün hüzünle dolaştım. Bir dostumu, hatta kendimden bir parçayı bırakmak istemiyordum kütüphanenin tozlu raflarına. Yüreğim buruk, içim çok daha kötüydü. Lezzetini hiç mi yitirmez, heyecanına hiç mi alıştırmaz. Memed, Memed diye şu satırları sayfalar dolusu yazarım da büyüsü, aşkı kalbimde kalsın. Ancak okuyanlar görsün onu. Alın okuyun ama unutmayın ki kitap bitince asla ölmeyecek bir dostun hatıraları ile baş başa kalacaksınız.
  • 1-Muhsin Bey (Y.Yavuz Turgul - 1987)
    2- Eşkıya (Yavuz Turgul - 1996)
    Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990) – Yavuz Turgul
    3- Babam ve Oğlum (Yönetmen: Çağan Irmak -2005
    4-Mustafa Hakkında Herşey (Y. Çağan Irmak)
    5-Karanlıktakiler (Y. Çağan Irmak-2009)
    6-Kış Uykusu (Y. N. Bilge Ceylan-2014)
    7- Bir zamanlar Anadolu'da (Y. Nuri Bilge Ceylan-2011)
    8-Üç Maymun (Y. Nuri Bilge Ceylan-2008)
    9-İklimler (Y. Nuri Bilge Ceylan-2009)
    10-Uzak (Y. Nuri Bilge Ceylan-2002)
    11-Kader (Y. Zeki Demirkubuz-2006
    12-Masumiyet (Y. Zeki Demirkubuz-1997)
    13-Kıskanmak (Y. Zeki Demirkubuz -2009)
    14- Gemide (Y.Serdar Akar-1998)
    15-Barda (Y. Serdar Akar-
    16-Sarmaşık (Y: Tolga Karaçelik - 2015)
    17- Vavien (Y: Durul Taylan / Yağmur Taylan - 2009)
    18-kaybedenler Klübü (Y. Tolga Örnek -2001
    19-Ağır Roman (Mustafa Altıoklar- 1998)
    20-Issız Adam (Y. Çağan-Irmak-2008)
    21-Nefes (Y.Levent Semerci-2009)
    22-Ç,çek Abbas (Y.Sinan Çetin-1982)
    23-Anayurt Oteli (Y.Ömer Kavur)
    24-Takva (Y.Ömer Kızıltan-)
    25-Yazı Tura (Y.Uğur Yücel-2004
    26-Duvara Karşı (Y: Fatih Akın - 2004)
    27-Çoğunluk /Seren Yüce-2010
    28-Salkım Hanımın Taneleri 1999
    29-Dokuz (Y. Ümit Ünal-2002)
    30-Uzak İhtimal (2009
    31-Kaç Para Kaç (Reha Erdem -1999)
    32-Züğürt Ağa (Nesli Çölgeçen -1985)
    Ertem Eğilmez filmleri
    33-Arabesk (Ertem Eğilmez-1988)
    34-Hababam sınıfı Serisi (Ertem Eğilmez
    35-Namuslu 1985
    36-Aşık Oldum
    37- Süt Kardeşler
    38-Gülen Gözler
    39-Canım Kardeşim
    40-Mavi Boncuk
    41-Oh Olsun
    42-yalancı yarim
    43-Son Hıçkırık
    44-Senede birgün
    45- Selvi Boylum Al Yazmalım (Y: Atıf Yılmaz - 1977)
    46-AH Belinda (Y. Atıf Yılmaz -1986)
    47-Teyzem (Y.Halit Refiğ-1986)
    48-Fahriye Abla
    49-Sevmek Zamanı (Yönetmen: Metin Erksan - 1965)
  • Ben nasıl anlatayım şimdi şahin gibi İnce Memedi, Nasıl başlayayım yedi canlı Abdi ağaya. Başlasam bile hanginiz inanır iki gündür sefalet içinde bir köyde yaşadığıma. Buğday tanelerini öğütüp aç karnımı doyurdum, aşkımdan deliye döndüm, sevdiğimi kaçırdım dağ başlarına, kör kurşunlara canımı veriyordum az kalsın. Eşkiya oldum ben eşkiya! Yağmur öyle bir ıslattı ki bizi dağda, elbiselerime değil derimin altına işlemişti o sular. Adaletten mi söz ediyorsunuz siz! Dostluğun ne demek olduğunu mu biliyorsunuz! Sakın aşk hakkında bişey bildiğinizi iddia etmeyin sakın. Ben iki gündür öldüm öldüm dirildim. Bu topraklarda yazılmış, memleketimin insanını anlatan bu kitabı şu zamana kadar okumadığım için kendimden utandım. Ne büyük bir hazine varmış memleketimde yazılan. Beni, insanımı anlatan. Bırakacam işi gücü, tatili. Gezmiyordum zaten iyice eve kapatacam kendimi. Bu dört seriden oluşan kitabı bitirmem lazım benim. Ey İnce Memed! hoş geldin dünyama.
  • “Bir eşkıya ya da korsan bile olabilirsiniz,” dedi gözlerini kırpıştırarak. “Fakat Dük unvanı bana bile sizden çok yakışır.”
    Adamın yüzündeki güleç ifade aniden kayboldu ve yerini şüphe dolu şaşkın bir ifadeye bıraktı. “Bir Dük olmadığımdan nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?” ...
    “En açık kanıttan başlamak gerekirse, eğer bir Dük olsaydınız, tek camlı gözlüğünüz olurdu.”
    “Fakat bir maske ile nasıl gözlük takabilirim ki?” diye karşılık verdi adam merakla.
    “Bir Dük gözlüğü, görmek için kullanmaz; sırf gösteriş olsun diye takar. Gözlüğü gözüne yaklaştırır ve etrafındaki kadınları gözetler. Ama tabii bir Dük olmadığınızı gösteren başka kanıtlar da var,” diyerek sözünü sürdürdü Whitney umursamaz bir tavırla. “Bir bastonunuz yok, hırlayarak konuşup horultular çıkarmıyorsunuz ve dürüst olmak gerekirse eklem iltihaplanmalarından birazcık bile şikayetçi görünmüyorsunuz.”
    “Eklem iltihaplanması mı?” diye sordu adam kahkaha atarak.
    Whitney kafasını salladı. “Bastonsuz, iltihapsız, hırlayıp horuldamadan birilerini Dük olduğunuza inandırmanız pek mümkün değil. Neden kendinize başka bir unvan bulmuyorsunuz? Biraz şaşı olsaydınız, ayaklarınız da hafif yumru olsaydı, kendinizi bir kont olarak tanıtabilirdiniz aslında.”
    Adam başını savurarak kahkahalarla güldü. Ardından kafasını sallayıp genç kadına dalgın hatta duygu yüklü gözlerle baktı. “Bayan Stone...” dedi yapmacık bir ciddiyet takınarak. “Soylu unvanların saygıdeğer olduğunu ve alay konusu olamayacağını kimse size öğretmedi mi?”
    “Uğraştılar aslında,” diye itiraf etti Whitney gülerek.
    “Ve?”
    “Ve gördüğünüz gibi başaramadılar.”
  • Kalıcı bir sevgi, aşk istiyorsan sevdiklerini Allah adına sev . Onların kendi özelliklerinden dolayı seversen Allah sevgisine engel olmuş olursun. İnsan eşini Allah'ın ikramı , hediyesi ,emaneti olarak sevmeli, fakat onu kendi mülkünüz gibi görüyorsunuz. Bu yüzden devamlı onları hatırlıyor, Allah'ı unutuyorsunuz!
  • Aşk bir eşkıya nın hayata itirazı dır
    Sussa çatışma
    Konuşsa savaş
    Sevse devrim olur
    Farzet ki bir eşkıya yım
    Ve sana devrim yapıyorum