• "Geçmişte mutluluk aranır mı hiç?
    Eskiyen kaftanı sırtından çıkarıp atarsın, olur biter!"
    Dostoyevski
    Sayfa 102 - Roman Yayınları
  • 72 syf.
    Söz konusu böyle büyük eserler olduğunda bunların yorumlanması da çok çeşitli olabilmektedir. Herkes kendinden bir şey bulabiliyor ve yorumlayabiliyor. Okuduğum yorumlarda ana düşünceler hep; üsttekilerin alttakilere zulmü, sıradan insanların çektiği sıkıntılar, bürokrasinin işleyişindeki aksaklıklar ve benzerleri oldu. Şüphesiz kitabı okuyan-okuyacak herkes bu düşünceler etrafında birleşebilecektir.

    -İçerik hakkında bilgi içerir-

    Öykünün konusuna değinmek gerekirse, sıradan bir memur olan Akakiy Akakiyeviç evrak kopyalama işini son derece severek, büyük zevk alarak yapıyor, bu işten de ne zengin olabilecek kadar çok ne de açlıktan ölebilecek kadar az bir maaş kazanıyor. Kıt kanaat geçinen böyle bir insanın hayatında beklenmedik bir anda büyük ve zorunlu bir harcama yapılması gerektiğinde düzeninin hatta psikolojisinin ne kadar değişebileceğini bir düşünün. Memurumuzun eskiyen, neredeyse parçalanacak kadar kumaşı incelmiş paltosunun da artık yenisiyle değişmesi gereken zaman gelip çatmıştır ve yeni bir palto alabilecek kadar parası da yoktur.

    Çok sade olan hayatını daha da sadeleştirmeye, bu ugurda türlü fedakarlıklar yaparak gerekli olan bu parayı toplamaya başlar. Artık bütün yaşam amacı yeni bir palto alabilmek olur neredeyse. Çok büyük fedakarlıklar göstererek satın aldığı bu paltosu, bir gece evine dönerken karşısına çıkan haydutlar tarafından zorla ve darp edilerek elinden alınır. Bu olayın şokuyla sudan çıkmış balığa dönen Akakiy Akakiyeviç soluğu polis merkezinde alır, derdini anlatır ama polis memuru baştan savma cevaplarla onu gönderir. Polis yoluyla paltosuna kavusamayacağını anlayan kahramanımız "önemli kişi"ye yönlendirilir iş arkadaşlarları tarafından. Yine çeşitli uğraşlar verip son bir umutla "önemli kişi" ile buluşacağı yere gelmiş ve beklemektedir. Aslında "önemli kişi" ile dilekçe yazmadan ve diğer teferruatları halletmeden birebir böyle görüşmeye çalışmak "racon"a ters bir durumdur. Önemli kişi, önemsiz işlerini bitirdikten ve onu odasına kabul eder ama karşısındakini ezmeye, onun ezikliğini görmekten zevk almaya meraklı biri olduğu için son derece sert ve onur kırıcı davranır ona. Buradan da umduğunu bulamayan Akakiy Akakiyeviç yaşadığı hüzünle birkaç gün içinde ölümcül hastalığa yakalanır ve ruhunu teslim eder çok geçmeden. Usta yazar bu noktadan sonra ölen kahramanımızı bir ruh/hayalet olarak tekrar canlandırarak okuyucuyu şaşırtıp hikayeye fantastik bir boyut katar. Akakiy Akakiyeviç artık hayalet olup kendi şehrinde önüne gelen her paltolu insanın paltosunu gasp eder. Olup bitenler şehirde yankılanmaya başlar, ortalık bu haberlerle çalkalanır. En sonunda "önemli kişi"nin karşısına da çıkıp onun da paltosunu alır ve bir süre sonra kayıplara karışır, ondan haber alınmaz.

    Bir görüşe göre Gogol bu hikayenin ana düşüncesini bir toplantıda anlatılan bir olaydan esinlenerek oluşturmuştur. Hikayeye göre ava çok meraklı ve zavallı bir memur, türlü çaba ve fedakarlıklarla yüksek bir fiyata bir av tüfeği satın alır. Ava çıkarken nasıl olduğunu anlamadan tüfeği dereye düşer ve bu yüzden hastalanıp yataklara düşer. Arkadaşları ancak ona yeni bir tüfek aldıktan sonra iyileşebilmiştir.

    Hikayenin konusuna dair anlattıklarım, yazarın "yazdıklarıdır", peki ya gerçekten anlatmak istedikleri? Şüphesiz sadece "yazılmış" olanlara bile bakılarak ilgili dönemin ne kadar eleştirel bir dille ele alındığı, çıkarılması gereken ne çok dersin var olduğu görülecektir. Hikayeyi bu açıdan ele almak bile onun bir baş yapıt olduğunu söylemeye yeterdir sanırım.

    İnsankitap yayınlarından okuduğum kitaba Anthony Hippisley'in "yazarın anlatmak istedikleri"ne dair yorumu son söz olarak eklenmişti kitaba ve bu benim için çok büyük bir sürpriz oldu. Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." sözünü duyduktan sonra kitaba dair ilgim ve merakım çok artmıştı. Var olan yorumlar beni açıkçası tahmin etmedi, yani bana lazım olan tüm bu görüşlerin, "görünen"e dair yapılan yorumların dışında bir durum gerekiyordu ki ben de vay be, hikaye gerçekten de Dostoyevski'nin dediği kadar varmış diyebileyim. İşte kitaba eklenen son söz bu anlamda bana ilaç gibi geldi. Hepsini bulup yorum kısmına kopyalamak isterdim, biraz uzun çünkü ama yine de genel olarak değinip bütün sürprizlerini kaçırtmayacak şekilde aktarayım size.

    A. Hippisley'e göre palto hikayenin gerçek mayasını, ruhani bir kriz oluşturuyor ve yazar İncil ve Ortodoks ayinlerinden aşina olduğu kıyafet sembolojisini kullanmaktadır.
    Görünenin aksine hikayedeki çoğu durum sadece birer semboldür. Eski paltodan kurtulup yeni palto giymek, manevi arınmayı temsil eder. "İncil günahkar insanın durumunu, 'bütün doğru işlerimiz kirli paçavra gibi' (Yeşaya 64:6) diyerek kirli ya da eski püskü kıyafetle; bu insanın yenilenmeye olan ihtiyacını ve kıyafetini değiştirmesi gerektiğini de 'Rab bana kurtuluş giysisini giydirdi, beni doğruluk kaftanıyla örttü. (Yeşaya 61:10) sözleriyle anlatmaya çalışır.

    Kullanılan sembollere başka bir örnek vermek gerekirse Akakiy Akakiyeviç eskimiş paltosuna yama yapmak için "Petroviç" adında bir terziye gidiyor. Hippisley'e göre Petroviç, ilk papa olan Aziz Peter'in isminden türetilmiştir. Petroviç'in eskimiş palto ile ilgili hükmü: "Yama yapacak malzemem var Ama mesele yama değil ki!.. Mesele, bunun artık yamayı tutmayacak olmasında! Kumaş haddinden fazla çürümüş. İğneyle dikersin, fakat parça parça olur." Bu cevap Hz. İsa'nın günahkar kişinin durumunu Tanrı'ya kıyasla anlattığı meseleye birebir benzer: "Hiç kimse eski giysiyi yeni kumaş parçasıyla yamamaz. Yoksa yeni yama çeker, eski giysiden kopar, yırtık daha beter olur." (Mark 2:21)

    Neredeyse hikayenin başından sonuna kadar olan bunlara benzer sembollerin hepsini A.Hippisley açıklıyor yorumunda. Her birini okuyunca edebiyatın ne kadar büyük ve güzel sürprizlerle dolu olduğunu bir kez daha hatırlamış oldum. Yine de A. Hippisley'in getirmiş olduğu bu yorum yazarın "söylemek istedikleri"ni ne derecede karşılıyordur acaba? Daha iyisi çıkana kadar, benim açımdan en açıklayıcı ve tatmin edici olanı bu olacak.

    A. Hippisley'in bu bakış açısıyla eseri tekrar okuyacağım mutlaka. Okumak isteyenlere A. Hippisley'in uzun yorumunun hepsini okuyabilme fırsatı vereceğinden insan kitap yayınlarından okumalarını özellikle tavsiye ederim.
    Keyifli okumalar.