“Uygarlıklar, Mitoloji, Tanrıçalar, Kült inancı” gibi konulara üniversiteden beri merakı olan biri olarak, kitap oldukça hoşuma gitti. Analiz ve araştırmalar yaparak okumama rağmen bir saatten kısa bir sürede bitirdim. Kitap üç perdelik bir oyun şeklinde düzenlenmiş, İnanna ile Sümerlilerin Çoban Tanrısı Dumuzi’nin evliliği ile başlar ve başlarından geçen hikayeleri konu edinir.
İnanna; Yunan’da Afrodit, Musevilerde Astarte, Roma’da Venüs adıyla bildiğimiz aşk tanrıçasıdır. Sümerliler, onu şiirlerinde “Göğün kutsal fahişesi, göğün süsü” olarak tasvir eder. Güzelliğin, şuhluğun, çekiciliğin, şefkatin, hırsın, bereketin, çoğalmanın sembolüdür.
Sümer'deki inanışa göre, soğuk ve zor geçen kışın ardından baharın gelişiyle 21 Mart tarihinde Dumuzi (Temmuz ayının adı Dumuzi’den gelir.) ve İnanna yeryüzünde buluşur ve evlenir.
Bu öykünün izleri, İslam dünyasından tutun, Tevrat içerisindeki “Süleyman’ın Şarkılar Şarkısı” bölümüne kadar uzanır. Hıdırellez şenlikleri de bu kutsal evlenme töreninin bir uzantısı sayılabilir.
Son olarak Muazzez Hocam… Hayatımda gördüğüm en ilham verici kadınlardan biriydi ışıklar içinde yatsın, kutlu tini şad olsun.
Okuldayken coğrafya öğretmenim dünyanın bi’ portakala benzediğini anlattıydı, on yaşıma gelmeden portakalın tamamının kimseye ait olmadığını anladım. Kimsecikler kendi payından daha fazlasına sahip olamaz…
ama siz… hiçbiriniz… sakın ha bütün portakalın sahibi olduğunuzu düşünmeyin sonra kesinkes hata ettiğinizi anlarsınız ama ağır darbeler yemeden de anlayamazsınız.