'Dilhûn', bir alıntı ekledi.
 14 Oca 15:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ümmehat'ul mü'mininden rivayet edilen hadisler:

Ümmü Seleme ........ 378
Meymüne ................ 76
Ümmü Habibe ......... 65
Hafsa ....................... 60
Zeyneb ..................... 11
Safiyye ..................... 10
Cüveyriye ................ 7


Peygamber aleyhisselamın kızı
Fatıma .................... 18

Diğer hanım sahabiler
Esma binti Ebi Bekr ........... 56
Zeyneb b. Ümmü Seleme ... 7
Esma binti Yezid .................. 2

Hulefa sahabiler
Ebubekir .................. 142
Ömer ....................... 537
Osman .................... 146
Ali ............................ 586
Muaviye .................. 130

Ve
Aişe .............. 2210

İşi Vaktinden Çok Olanlar 4, Nureddin Yıldız (Sayfa 110)İşi Vaktinden Çok Olanlar 4, Nureddin Yıldız (Sayfa 110)

Kitap Uygulaması - Darul Kitap
Ahmed Kalkan
Kur’an Kavram Tefsiri
Konulu Siyer
Makaleler
Müslümanın Akaidi
Müslümanın Müslümanlaşması
Müslümanın Güzeleşmesi
Müslümanın Evlenmesi
Sanat Bilinci

Ali Şeriati
Aydın
Dine Karşı Din
Dinler Tarihi
Hicret Bir İnkılaptır
İslamı Anlamak
Muhammed (sav) Kimdir

Ebubekir Sifil
İslam ve Modern Çağ 1-2-3
Modern Fetvalar Çağdaş Hurafeler
Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi 1-2-3
Çağdaş Dünyada İslamî Duruş
Mezhep Meselesi ve Fıkhî İhtilaflar
Ebubekir Sifil makaleleri, şiirleri, gazete yazıları,dergi yazıları

Fahrettin Yıldız
Allah
Rabb
Hamd
İstiaze
Din Günü
İbadet
Şeytan (İblis-Tağut)
Kuran Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak

Ferit Aydın
Al-Azminah Fil-Lugah Al-Arabiyya
Al-Lugahwa Ahammİyyatuha
Arapçanın Önemi
Arapça Öğreniyorum
İslam’da İnanç Sistemi
Kendimi Oynadım (Anılar)
Mawaqif İbn Abideen Min Al Sufiyya wa’t,Tasavvuf
Tarikatta Râbıta ve Nakşibendilik
Tekfir Sorunu
En-Naqshabandiyya
Ferit Aydın Makaleleri

Feyzullah Birışık
Allah (cc) ile Dostluk Nasıl Kurulur?
Allah (cc) ile Dostluk
Allah (cc) İnsana Ne Demişti?
Cep Mesaj Kitabı
Niçin Yaratıldın
Esma’ul Hüsna
Yüzde Kaç Müslümanım
Ölüm
Şeytan Bu Kitaba Çok Kızacak

Hayrettin Karaman
Soru-Cevap Makaleler
2006-07 Makaleleri
Dert Söyletir
Dört Risale
Helaller ve Haramlar
Hayatımızdaki İslam
İslam Düşüncesinde Ekonomi, Banka ve Sigorta
İslam Hukuk Tarihi
İslam Hukuku
İslam Işığında Günün Meseleleri
Laik Düzende Dini Yaşamak
Türkiye ve İslamiyet
Yolların Ayrılış Noktasında İslam

Halit Ertuğrul
Kendini Arayan Adam
Düzceli Mehmed
Canan
Ailede ve Okulda Çocuk Eğitimi
Anne-Baba Eğitiminde Yeni Teknikler
Öğretmenlikte Yeni Teknikler
Öğretmenin Başarı Kılavuzu
Aşk Böyle Yaşanır

Hekimoğlu İsmail
Çığ
Güneşi Arayan Adam
Hayata Düşen Dipnotlar
Maznun
Menan Cinleri
Mum
Tanrıların Arabaları Ne Demek
İyiliğin Kaynağı

İbni Kayyim
el-Fevaid
Kalbin İlacı
Medaricus-Salikin
Tariku’l-Hicreteyn
Sabredenler ve Şükredenler
Taklit Risalesi

İbni Teymiyye
Ashab-ı Kiram
Dua ve Tevhid
Dualar ve Zikirler
el-Munteka
Fark
Hapishane Mektupları
Hisbe
İçtihad Risalesi
İhlas ve Tevhid
İman
Kalb Amelleri
Kıyas
Kulluk Risalesi
Kulun Allah’a Yaklaşması
Müslümanların Kafirlerle İlişkileri
Müşkil Ayetlerin Tefsiri
Raful Melam
Sarih Akılla Sahih Naklin Uyusması
Sıratı Mustekim
Takva Risalesi
Tefsir Usulü
Tevhid Risalesi
Vasitiyye Akidesi

İbrahim Tekneci (makaleleri)

İmam Gazali
İhya-ı Ulumid-din
Kalplerin Keşfi
Kimya-yı Saadet
İslam Hukuku
Hak Yolun Esasları
Ölüm-Kabir-Kıyamet
Gençliğe Öğütler
Aldananlar Abidlerin Yolu
Yöneticilere Altın Öğütler
Esma-i Hüsna Şerhi
Hakikate Giden Yol
Kudsi Hadisler
Ledün Risalesi
Tevhid Risalesi
Mürşidü’l-Emîn
İlcamlul-Avam an İlm’il-Kelâm
El-munkizu Min-ad-dalâl

Kul Sadi Yüksel
Kurtuluş Adımları
Çağ ve Ulema
İnsanı İhya
İslam Milleti Olmak
Onlar Gibi
Mü’minlerin Yolu
Cennet Yolcusunun El-kitabı
Tevhidi Bakış Açısı
Muvahhid Şahsiyet
Yeryüzünün Varisleri
Şehadet ve Metin Yüksel
Kelime-i Tevhid Davası
Kırk Emir
Muvahhid Aileyi Kurmak
Muvahhidlerin Akidesi
Selefin İzinde
Tevhid Rasullerin Ortak Çağrısı
Yitirilmiş Emniyet

Mahmut Toptaş
Ahmed Yesevi
El Esma ül Hüsna
Fatiha Suresi
Fatih’in Fetihnamesi
Kanunnamesi
Hz Havva’nın Kızları
İbn-i Haldun
İnsan Enerjisi
İstiklal Marşı
Köleliğin Alfabesi
Küfür Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
Makaleleri

Mahmud Esad Coşan
Allah’ın Gazabı ve Rızası
Başarının Prensipleri
Çocuklarla Başbaşa
Doğru İnanç ve Güzel Kulluk
Gayemiz
Güncel Meseleler 1-2
Haccın Faziletleri İncelikleri
Hacı Bektaşı Veli
Haydi Hizmete
Hz Ali (ra.) Efendimizden Vecizeler
İslam’da Eğitimin İncelikleri
İman’ın ve İslam’ın Korunması
İslam Çağrısı
İslam Tasavvuf ve Hayat
Mi’rac
Ramazan ve Takva Eğitimi
Ramazane ve Güzel Ameller
Sosyal Çalışmalarda Organizasyon ve Başarı
Yunus Emre ve Tasavvuf
Zaferin Yolu ve Şartları

Mehmed Alagaş
Rabbani Yol ve Sünnetullah
Dünden Bugüne Şeytan ve Dostları
Şafak Mektupları
Mezar Notları
Şeytanizme Rağmen İslami Uyanış
Aynalar ve İnsanlar
İşaret Yazıları
Din Gerçeği ve İslam
Tevhid ve Şirk
Kişiye Özel
Kur’an’a Yönelirken
Kadının Onuru
Cumaya 5 Kala
İki Fecr Arasında
Tartışılan Sorular
Kimlik Tercihi
Yoldaki Musibetler
Taş
Alnımdakı Işık
Vahdete Yedi Adım
Rahmete Yolculuk
Cumali
Yaşama Fırsatı
Tapusuz Süleyman
Tutsak
Divane
Beklenen Müslümanlar
Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 1-2-3

Mevdudi
Tevhid Mücadelesi
Tefhimu’l-Kuran
4 Terim
İşte Davetimiz
Doğum Kontrolü Hareketi ve İslam
Faiz
Günümüzde İslam
Hicap
İslam Davetçilerine
İslami Hareketin ahlaki Esasları
İslami Kavramlar
İslam’ın Anlaşılmasına Doğru
İslam’ın İstikbalinde Talebeler
İslam’ın Temelleri
Kadıyanilik
Modern Çağda İslam’i Meseleler
Cebir ve Kader
Meseleler ve Çözümleri
İslam’da Hükümet

Muhammed Esed
Kur-an Mesajı (Meal)
Tefsiru’l-Mesaj
Yolların Ayrılış Noktasında İslam

Muhammed Hamidullah
İslam Tarihine Giriş
Kur’an-ı Kerim Tarihi
Hz Peygamberin (sav.) Savaşları
Hz Peygamber (sav.) Döneminin Siyasî-İdarî Belgeleri
İslam Hukuku Etütleri
İslam Peygamberi Hayati ve Eseri (3 Bölüm)
İslam’da Devlet İdâresi (3 Bölüm)
İslama Giriş (3 Bölüm)
Kur’an-ı Kerim ile Diğer Semavi Kitapların Karşılaştırmalı Kısa Tarihi

Necip Fazıl Kısakürek
Aynadaki Yalan
Babıali
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Bir Adam Yaratmak
Çile
Çöle İnen Nur
Doğru Yolun Sapık Kolları
Dünya Bir İnkılap Bekliyor
Esselam
İbrahim Ethem
İdeolocya Örgüsü
İhtilal
Moskof
O ve Ben
Peygamber Halkası
Rapor Cilt 1-2
Reis Bey ve Parmaksız Salih
Reşahat Şeyh Safi
Son Devrin Din Mazlumları
Tanrı Kulundan Dinlediklerim
Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
Tasavvuf Bahçeleri
Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu Vahiduddin
Vecdimin Penceresinden
Yeniçeri

Salih Özbey
40 Ayet 40 Hadis (Kırk Ayet Kırk Hadis)
Acıların Hikmeti
Ahlak
Akaid
Alemin ve Ademin Sırları
Çocuk Eğitimi
Din Nasihattır
Esmaü’l-Hüsna
Fıkıh
Her Adem Bir Alemdir
Kelime Meali
Namazın Dili
Peygamberimizin Hayatı
Peygamberler Tarihi
Tefsir 1-2

Seyyid Kutub
Fi Zilali’l-Kur’an
Cihad
İşte İslam
Yahudi ile Savaşımız
Yegane Dünya Düzeni İslam

Takiyyuddin en-Nebhani
İslam Devleti
İslam Şahsiyeti 1-2
İslam’da İktisat Nizamı
İslam’da Yönetim Nizamı
İslami İçtihatler
Tefekkür
İslamda İçtimai Nizam (Bu kitap maalesef açılmıyor)

Ahmet TOMOR Hoca
Kur’andan Bir Nur Fatiha Suresi
Şiirlerle Ölüm ve Ötesi
Melek ve İnsan
Yedi Açıdan Namaz
Angel and Man (İngilizce)

Zeki Soyak
İslam Akaidi
Kırk Hadis
Kuran ve Hadiste Kıssalar Hisseler
Mefkure
Ölçüler ve Dengeler

Yusuf el-Kardavi
Çağdaş Meselelere Fetvalar
Sünneti Anlamada Yöntem
Tevhid Hakikati
Allah’ın Varlığı ve Tevhid
İman ve Hayat
Tekfirde Aşırılık

http://www.mediafire.com/...g3/DarulKitap+v2.rar

DOSTLARIM

(Dostlarım! Ey Atinalılar... kendi savunmasını yapan Sokrates geldi aklıma..)

Burada çok güzel dostlarım oldu. Birbirimizi göremesek de fikir kardeşliği kitap dostluğu yinede güzeldi. Kimin kalbini istemeyerek de olsa farkında olmadan kırdıysam özür dilerim. İşte internet arkadaşlığında bir şey var ki hep uzaktan dostluk kurulur. Karşılıklı çay içerek sohbet etmenin güzelliğini yaşayamasakda. Bu sayfaya girdiğimde çok tedirgin olmuştum. Fakat zamanla bir çok konuda benimde ön yargılarım değişti. Tanıdığım en güzel insanların sadece gerçek hayatta olmadığını da gördüm. Ve hayatta her zaman en güzel şansımın nerede olursa olsun arkadaşlarım olduğunu biliyorum. Güzel insanlar bir şekilde benim yoluma çıkıyor her zaman.. Bir tesadüf bir sebep bir rastlantı.. Burada tek tanıdığım kardeşim Ömerdi (Bulut). Revan(Zalım) beni ilk ekleyen arkadaşımdı. Adem abi, Dua, Rafiye, Haree, Çağlar Yıldırım, Zagor, Özgür Adam, Delfin Ö., Nazlı Yavuz, Aslı, Dystopianerectus, Madame Bovary, Lokman, Derya, Belkin, , YNT, Dosto'nun Müridi, Buse Suci, Yaren T, Ulaş Faruk Akpınar, Seyid Ahmet GÜLTEKİN, Noir, Tesla Yunus, Coşkun Uğur, Rüveyda Atmaca, Yusuf, Merve D., Ömer Yaşar, Gökhan Ateş, Mehmet Temiz, Ceylan, Susku Kahvesi, Kübra, Mina, Murat Ç, Yusuf Çorakcı, Mert Güler, Hüseyin, Ali Batı, Zeynep Deniz, Nalannn, Yaşlı Çocuk, Mathmazel, Küçük Kara Balık, Fatih Salık, Ezgiperest, Ferah, Şinka, fAZİ, Ömür Törpüsü, Samet, Özlem Şahin, TOUJOURS, Zeynep Deniz, Metin Pir, Hamuş, Barış XVII, Metin Özdemir, Nrdn Dstyvsk, Masiva, Raskolnikov, Muhayelll, Elif Arslan, Ferman Mammadov, Onur Utku Ceyhan, Simurg, İnan Akmeşe, Polyy, Milena, Vedat yadikar, Zarif Hanım, Serpil Ağ, Aşiyan, Merve Altıntaş, Saudade, Rasi, Ruta, Papatyammm, Huzur Sokağım, Crzcarz, mEHMET üLKÜ, Çakır Kaya, Hilal Başak, Asena Turgut, Nazik Topcu, Taha Bezci, Mukavvadan Adam, Betuldd, İlker Görkem, Ömer Gezen, Fevzi Altunbulak, Su Polat, Yıldız Tozu, Recep Keten, Ender, Hayati Gostalak, Hamit Yıldırım, Esin Damla Öktem, Özgür Beden, Mehmet Zana Başkan, Post Mortem, Uğur Urkut, Esma Balı, Leyla, Ebru İleri, Mehmet Aldemir... ve ismini yazamadıklarım.

'Schindler'in Listesi' gibi oldu :) Arkadaşlığınız için çok teşekkür ediyorum. Çok güzel insanlarsınız. Bahtınız açık olsun. Bayram tatili on gün olunca herkes şehirden kaçıyor :) Bende denize, dağlara, yaylalara kırlara gideceğim. Büyükbabamın yanına. Heidi gibi dolanacağım oralarda.

_Leyla ((

Murat Söylev, bir alıntı ekledi.
13 Ağu 2017

Amma Kur'anın cadde-i nuraniyesi ise: Bütün ehl-i dalaletin çektiği yaraları, hakaik-i imaniye ile tedavi eder. Bütün evvelki yoldaki zulümatı dağıtır. Bütün dalalet ve helâket kapılarını kapatır. Şöyle ki:
İnsanın zaaf ve aczini ve fakr u ihtiyacını, bir Kadîr-i Rahîm'e tevekkül ile tedavi eder. Hayat ve vücudun yükünü, Onun kudretine, rahmetine teslim edip; kendine yüklemeyip belki kendisi o hayatına ve nefsine biner hükmünde bir rahat makam bulur. Kendisinin "nâtık bir hayvan" değil, belki hakikî bir insan ve makbul bir misafir-i Rahman olduğunu bildirir. Dünyayı, bir misafirhane-i Rahman olduğunu göstermekle ve dünyadaki mevcudat ise, esma-i İlahiyenin âyineleri olduklarını ve masnuatı ise, her vakit tazelenen mektubat-ı Samedaniye olduklarını bildirmekle, insanın fena-i dünyadan ve zeval-i eşyadan ve hubb-u fâniyattan gelen yaralarını güzelce tedavi eder ve evhamın zulümatından kurtarır. Hem mevt ve eceli, âlem-i berzaha giden ve âlem-i bekada olan ahbablara visal ve mülâkat mukaddemesi olarak gösterir. Ehl-i dalaletin nazarında bütün ahbabından bir firak-ı ebedî telakki ettiği ölüm yaralarını böylece tedavi eder. Ve o firak, ayn-ı lika olduğunu isbat eder. Hem kabrin âlem-i rahmete ve dâr-ı saadete ve bağistan-ı cinana ve nuristan-ı Rahman'a açılan bir kapı olduğunu isbat etmekle, beşerin en müdhiş korkusunu izale edip, en elîm ve kasavetli ve sıkıntılı olan berzah seyahatini, en leziz ve ünsiyetli ve ferahlı bir seyahat olduğunu gösterir. Kabir ile ejderha ağzını kapatır, güzel bir bahçeye kapı açar. Yani kabir ejderha ağzı olmadığını, belki bağistan-ı rahmete açılan bir kapı olduğunu gösterir.
Hem mü'mine der: "İhtiyarın cüz'î ise; kendi mâlikinin irade-i külliyesine işini bırak. İktidarın küçük ise, Kadîr-i Mutlak'ın kudretine itimad et. Hayatın az ise, hayat-ı bâkiyeyi düşün. Ömrün kısa ise; ebedî bir ömrün var, merak etme. Fikrin sönük ise; Kur'anın güneşi altına gir, imanın nuruyla bak ki: Yıldız böceği olan fikrin yerine herbir âyet-i Kur'an, birer yıldız misillü sana ışık verir. Hem hadsiz emellerin, elemlerin varsa, nihayetsiz bir sevab ve hadsiz bir rahmet seni bekliyor. Hem hadsiz arzuların, makasıdın varsa, onları düşünüp muztarib olma. Onlar bu dünyaya sığışmaz. Onların yerleri başka diyardır ve onları veren de başkadır."
Hem der: "Ey insan! Sen kendine mâlik değilsin. Sen, kudreti nihayetsiz bir Kadîr, rahmeti hadsiz bir Rahîm-i Zât-ı Zülcelal'in memluküsün. Öyle ise sen, kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme; Çünki hayatı veren odur, idare eden de odur. Hem dünya sahibsiz değil ki, sen kendi kafana dünya yükünü yüklettirerek ehvalini düşünüp merak etme; Çünki onun sahibi Hakîm'dir, Alîm'dir. Sen de misafirsin; fuzulî olarak karışma, karıştırma. Hem insanlar, hayvanlar gibi mevcudat, başı boş değiller; belki vazifedar memurdurlar. Bir Hakîm-i Rahîm'in nazarındadırlar. Onların âlâm ve meşakkatlerini düşünüp, ruhuna elem çektirme. Ve onların Hâlık-ı Rahîm'inin rahmetinden daha ileri şefkatini sürme. Hem sana düşmanlık vaziyetini alan mikroptan tâ taun ve tufan ve kaht ve zelzeleye kadar bütün eşyanın dizginleri, o Rahîm-i Hakîm'in elindedirler. O Hakîm'dir, abes iş yapmaz. Rahîm'dir, rahîmiyeti çoktur. Yaptığı her işinde bir nevi lütuf var."
Hem der: "Şu âlem çendan fânidir, fakat ebedî bir âlemin levazımatını yetiştiriyor. Çendan zâildir, geçicidir; fakat bâki meyveler veriyor, bâki bir zâtın bâki esmasının cilvelerini gösteriyor. Ve çendan lezzetleri az, elemleri çoktur; fakat Rahman-ı Rahîm'in iltifatatı, zevalsiz hakikî lezzetlerdir. Elemler ise sevab cihetiyle manevî lezzet yetiştiriyor. Madem meşru daire; ruh ve kalb ve nefsin bütün lezzetlerine, safalarına, keyiflerine kâfidir. Gayr-ı meşru daireye girme. Çünki o dairedeki bir lezzetin bazen bin elemi var. Hem hakikî ve daimî lezzet olan iltifatat-ı Rahmaniyeyi kaybetmeğe sebebdir."
Hem dalaletin yolunda sâbıkan beyan edildiği gibi esfel-i safilîne insanı öyle bir sukut ettiriyor ki; hiçbir medeniyet, hiçbir felsefe ona çare bulamadıkları ve o derin zulümat kuyusundan hiçbir terakkiyat-ı beşeriye, hiçbir kemalât-ı fenniye insanı çıkaramadığı halde, Kur'an-ı Hakîm iman ve amel-i sâlih ile o esfel-i safilîne sukuttan insanı a'lâ-yı illiyyîne çıkarır ve delail-i kat'iyye ile çıkarmasını isbat ediyor ve o derin kuyuyu terakkiyat-ı maneviyenin basamaklarıyla ve tekemmülât-ı ruhiyenin cihazatıyla dolduruyor.
Hem beşerin uzun ve fırtınalı ve dağdağalı olan ebed tarafındaki yolculuğunu gayet derecede teshil eder ve kolaylaştırır. Bin, belki ellibin senelik mesafeyi bir günde kestirecek vesaiti gösterir.
Hem Sultan-ı Ezel ve Ebed olan Zât-ı Zülcelal'i tanıttırmakla, insanı ona bir memur abd ve bir vazifedar misafir vaziyetini verir. Hem dünya misafirhanesinde, hem berzahî ve uhrevî menzillerde kemal-i rahatla seyahatini temin eder. Nasılki bir padişahın müstakim bir memuru, onun daire-i memleketinde, hem her vilayetin hududlarından suhuletle ve tayyare, gemi, şimendifer gibi sür'atli vasıta-i seyahatle gezer, geçer. Öyle de: Sultan-ı Ezelî'ye iman ile intisab eden ve amel-i sâlih ile itaat eden bir insan, şu misafirhane-i dünya menzillerinden ve âlem-i berzah ve âlem-i mahşer dairelerinden ve hâkeza kabirden sonraki bütün âlemlerin geniş hududlarından berk ve burak sür'atinde geçer. Tâ saadet-i ebediyeyi bulur. Ve şu hakikatı kat'î isbat eder ve asfiya ve evliyaya gösterir.
Hem de Kur'anın hakikatı der ki: "Ey mü'min! Sendeki nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, çirkin ve noksan ve şerûr ve sana muzır olan nefs-i emmarene verme. Onu mahbub ve onun hevasını kendine mabud ittihaz etme. Belki sendeki o nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, nihayetsiz bir muhabbete lâyık, hem nihayetsiz sana ihsan edebilen, hem istikbalde seni nihayetsiz mes'ud eden, hem bütün alâkadar olduğun ve onların saadetleriyle mes'ud olduğun bütün zâtları, ihsanatıyla mes'ud eden, hem nihayetsiz kemalâtı bulunan ve nihayetsiz derecede kudsî, ulvî, münezzeh, kusursuz, noksansız, zevalsiz cemal sahibi olan ve bütün esması, nihayet derecede güzel olan ve her isminde pek çok envâr-ı hüsün ve cemal bulunan ve cennet bütün güzellikleriyle ve nimetleriyle, onun cemal-i rahmetini ve rahmet-i cemalini gösteren ve sevimli ve sevilen bütün kâinattaki bütün hüsün ve cemal ve mehasin ve kemalât, onun cemaline ve kemaline işaret eden ve delalet eden ve emare olan bir zâtı, mahbub ve mabud ittihaz et..."
Hem der: "Ey insan! Onun esma ve sıfâtına ait istidad-ı muhabbetini, sair bekasız mevcudata verme; faidesiz mahlukata dağıtma. Çünki âsâr ve mahlukat fânidirler. Fakat o âsârda ve o masnuatta nakışları, cilveleri görünen esma-i hüsna bâkidirler, daimîdirler. Ve esma ve sıfâtın herbirisinde binler meratib-i ihsan ve cemal ve binler tabakat-ı kemal ve muhabbet var. Sen yalnız Rahman ismine bak ki: Cennet bir cilvesi ve saadet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadaki bütün rızk ve nimet, bir katresidir."
Sözler - 637

Sözler, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 637)Sözler, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 637)
Süha Murat Kahraman, bir alıntı ekledi.
 05 Tem 2017

"...Sebebden müsebbebin icadına kadar o derece uzaklık var ki; en büyük bir sebebin eli, en edna bir müsebbebin icadına yetişemez. İşte sebeb ve müsebbeb ortasındaki uzun mesafede, esma-i İlahiye birer yıldız gibi tulû' eder. Matla'ları, o mesafe-i maneviyedir. (...)esbab ile müsebbebat mabeyninde öyle bir mesafe-i maneviye var ki, imanın dürbünüyle, Kur'anın nuruyla görünür..."

Sözler, Bediüzzaman Said Nursî (Yirmibeşinci Söz)Sözler, Bediüzzaman Said Nursî (Yirmibeşinci Söz)

biraz araştırmaca....

HAVVAS' IN ÖZÜ: Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir. Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır. Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir. Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz. Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller, çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz. Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır. Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki; bu da bazı şartlara bağlıdır... Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde guruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki; Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir. Şimdi bunu sana biraz daha açayım şöyle ki; sözleri ruhsuz bedenler olarak düşün yani cansız cesetlerin hali olarak işte bu cesetlere ruh vermek sözlerin insan dilinden kelam olarak çıkmasıdır. Ama bu çıkışın mertebeleri ve kudretleri farklı farklıdır. Buna da kelam ilmi derler. Eğer sen hakkıyla dilden çıkan sözlere ruh yüklersen bu durum mecazi anlamdadır. Bu yükleyişle onu kudretlendirebilirsen o kelamla amaçladığın etkiyi hemen elde edersin. Çünkü kudretlenmiş ruhlar yani yüklenmiş sözler etki sahibidirler ve etkileyici olmasının yanında etkileyicileri de harekete geçirendirler. Bu sırları sana biraz daha açayım bilmiş ol ki; bunların şekli ise iç içe girmiş daireler gibidirler. Yani dairelerden maksat sırların sırlarla örtülü olduğunu anlatmak istedim. Bir sır kapısını geçmekle mana alemine geçtiğini zannetme araladığın her sır kapısının ardından yeni bir sır kapısı karşına çıkacaktır. Bu sırlar aleminden geçiş süresince karşına çıkacak olan bir sürü engeller olacaktır. Bunları aşmanın yolu başta ihlas olmakla beraber kuvvetli bir iman yapısı irade ve teslimiyet gerektirmektedir. Bu geçeceğin sır kapılarını her araladığın da başka bir zaman ve boyuta geçeceksin. Tabi ki; sırları çözmekle bitiremezsin. Bu böylece devam eder gider. Bilmen gereken bilgi sorumluluk yükler ve gizli sırlar insana her zaman mutluluk vermez. Bu hal vefk ilminde görülür. Şöyle ki; nasıl harf üzere tertip olan vefkler nesneye ve cesede, sayı ile tertip olan vefkler ise ruha ve ervaha, karma olanlar ise her ikisine de etki ederse bu daireler de iç içe her hali kapsar ve halden hale geçirtir. Hal diliyle sana sırları tabir eyler her ilimden birer nebze tattırır. Bilmiş ol ki; rakamların, vefklerin ve çizgilerin ya da tılsımların ki; bunlar da harf ve rakamdır. Bunların da kendilerine özgü incelikleri ve hassaları vardır. Bunların da cümlesinin sırları sırlarla gizlidir. Yani özün özünden gelir. Bunların ve cümlesinin şifa, sevgi, nefret, hikmet ve kahriye v.s. ile ilgisi bu türden etkilerledir. İşte sana anlatılan bu havas ilminin özü dediğimiz halin de hali dediğimiz sırlarla örtülü sırlar dediğimiz hikmet ve ilim ve marifet ile ervahın ve büyük zatların öğrenilen ve öğretilen esma ve ayetlerle harflerin, sayıların, burçların, yıldızların, maddelerin, bitkilerin, hayvanların, canlı ve cansız nesneler üzerinde etkileriyle insanlar üzerinde dahi nebat ve hayvanata karşı şifa ve sevgi, nefret ile hassalarını inceler ve ayrıca öz olan ilim de; mevsimlerin belli mekanların, kara parçalarının, denizlerin ve ruhani alemlerdeki varlıkların, cinlerin, perilerin ve meleklerin etkili güçlerini ve ilahi bazı güç ve kudretlerin rica yada minnet edilerek şifa, sevgi ve nefret etkisi ile ve bunun dışında kalan halleri elde etmek için öğrenilen hallerdir. Bu ilimler de bir de ebced ile başlayıp cifir ile devam eden ve ismi harf ilmi olarak bilinen ledün ilmi ve hal ilmi ile birleşen ve bunların tamamının özünü kapsayan özün özü dediğimiz sözün sırrı gelir. Ehli isen dinle marifetten hikmet eyle velakkin bu anlatacaklarım öyle kişiler içindir ki; onlar anlatacaklarımızı anlar ve de hakkıyla uygular. Bu yazdıklarımızı kavramaya çalış basit bir ilimmiş gibi yırtıp atma anlatacağım şeyleri anlatmam tabi ki olanaksız. Çünkü boynumuzda vebal olur,anlayan olur anlamayan olur, nasihate uyan olur uymayan olur, ehli olana kapalı kapı yoktur, kalbi saim olana rumuza gerek yoktur. Bu anlatacağımız olayların gerçekleşmesi ile değil olayların olacağı zamanların yaklaşmasıyla anlayacaksınız. Biz bu imajları ve manaları sisle kaplı bir vadiye dağıttık ama bu gerçekleri ruhsal saflığa ve hikmete ve marifete ulaşmış mütevazi insanlardan saklamadık hatta açıkça anlattık. Hele nur yüzlü insanlardan hiç saklamadık. Yüzünde nur olanın kalbinde hikmet pınarları vardır.Kalbe akan ilhamlar beyinde inkişaf eder, ruhunda ilim deryasına dönüşür. Sen o derya da bir gemi aklın ve vicdanın da kaptanın olur ve bunlar ruhun da ve ruhun da Ruh’u Sultan’da son bulur. Kendine kaptan yaparsan nefsini yolculuğun ve seyrin Şeytan ile birlikte yok olur.

Kaynak: Gİzlİ Kİtaplardakİ Gİzlİ İlİmler | izafet.net
Copyright ©izafet.net