Bazen aynı hatayı tekrarlıyor muyum diye endişeleniyordu. Güvenmek mi daha iyiydi, çekinmek mi? İnsan bir tarafıyla hep ihanet beklerken gerçek bir dostluk yaşanabilirmiydi?
Anlamaz oldu dünya beni ben ona bunca zamanımı harcadıktan sonra. Hiçbir anlamı yok benim için dünyanın beni ölü bilmesinin. Hayattayım diye bağırsam ne çare ben geçmişim artık bu dünyada.
Kaderin sandığı şeye boyun eğmek, onurlu bir hareket olmaktan çıkıp korkaklığa dönüşmüştü bir yerlerde. Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zülüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş de bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.